Demokrasi Bahane (!)


 “Bu sadece zamlar nedeniyle basit bir protesto değil, bu ülkenin en yoksullarına yönelik yıllardır süren baskıların bir patlaması"

Bu İran’da petrol zamları bahaneli olarak başlayan protestolarda bir protestocunun ağzından dökülen bir cümle. Ve aslında dünyanın çeşitli noktalarında ayağa kalkmış olan birçok grubun temel felsefesinin de özeti. Buradan temel olarak ilk şu çıkarımı yapmak gerekiyor. Çözümü sokakta arayan insanların birçoğu aslında sokağa çıkmak için bir bahane arıyormuş! Ve bu bahane bulunduğunda; kimi zaman bir zam, kimi zaman internette bir sayfanın engellenmesi, kimi zaman bir vergi zammı, kimi zaman ise “dokuz adet ağacın” yer değiştirilmesi…

Yani; aslında bir el insanları baskı altında oldukları yönünde suni bir algının altına alıyor. Daha sonra ise bir anda herhangi bir bahane ile düğmeye basılıyor ve bir anda hak arama iddiası ile birbirini güdüleyen binlerce insan sokaklara çıkıyor. Burada gösterilerin yaşandığı hiçbir ülkede baskı unsurları oluşturan yönetimler yok demiyorum. Tabi ki ülke insanlarını baskı unsurları altına alarak iktidarlarını sürdürme çabasında olan yönetimler ve rejimler var ancak istisnai durumlar oynanan genel algı oyunlarını perdelememeli…

Bugün küresel ölçekte başını ABD’nin çektiği küresel bir çete özellikle istihbarat örgütlerini kullanarak toplumların algıları üzerinde önemli derecede etkinlikler oluşturarak ülkeleri yönetimsel olarak dizayn ediyorlar. Bu dizaynı inşa ederken ise içerideki işbirlikçilerini çok etkin şekilde kullanıyor ve başarılı oluyorlar.

Bugün özellikle bölgemizde “diktatörlükten” kurtulmak demokrasiye ulaşmak adına iç işlerine müdahale edilen hangi ülkenin durumu gerek yönetici gerekse toplumsal huzur ve refah açısından önceki yönetimlerine göre daha iyi durumda? Irak, Saddam Hüseyin döneminden daha mı iyi durumda, daha iyi ve istikrarlı bir yönetime mi kavuştu? Lübnan, Libya, Mısır diktatör, totaliter, otoriter diye geride bıraktığı yönetimlerden sonra tüm eksiklikleri geride mi bıraktı? Maalesef ki tüm noktalarda istisnasız olarak durum tam tersi durumda. Hiçbir ülke bir demokrasiye kavuşamadığı gibi söz konusu ülke halklarının diktatörlük dedikleri yönetimleri dahi özlediklerine dair bir realite mevcut.

Bugün bölgemizde Irak ve İran’da diğer taraftan ise özellikle Güney Amerika ülkelerinde çeşitli noktalarda önemli oranda ayaklanmalar mevcut. Peki, bu noktaların ortak özelliği ne dersek; ABD’nin genel politikalarına karşıtlık noktasında zirve yapmış yönetimlerin iktidarlarda olduğu noktalar. Mesela son Venezuela, son olarak yönetim değişikliği yapılan Bolivya, İran’ın etkisi altına girme noktasında olan Irak ve son olarak tabi ki ABD politikalarının önünde engel gördüğü en önemli noktalardan birisi olan İran…

Gözüken o ki; önümüzdeki süreç ciddi anlamda sıcak bir zaman dilimi olmaya gebe. ABD ve ortakları yazının başından bu yana bahsettiğim kitlesel/algısal manipülasyon süreçlerini bahane ne olursa olsun çok iyi şekilde organize ediyor ve sonuca gitmek için her yolu mubah görüyor. Ülkemizin de özellikle 2020 yılı içerisinde bu tür bir algısal inşaya karşı son derece uyanık ve tetikte olması gerekiyor.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Ara

“İnce” Hesap

20Kas

Demokrasi Bahane (!)

13Kas

Batı’nın Demokrasi Anlayışı

06Kas

İmamoğlu zihniyetine ithafen

26Ekm

Azdan az çoktan çok gider