İnsanlar mı şehirlerini kaybetti, şehirler mi insanlarını? - Altan Murat Ünal

İnsanlar mı şehirlerini kaybetti, şehirler mi insanlarını?


Şehirler medeniyetlerin ortaya çıktığı yerlerdir. Farabi, toplum olarak mutluluğa ve mükemmelliğe ulaşabilmenin yolunun erdemliler şehrinden geçtiğini söyler. İslam medeniyeti tam anlamıyla bir şehir medeniyetidir. Bu şehirler yalnızca insanlardan, binalardan, sokaklardan oluşmaz; orada İslami hayatın yaşanması için uygun bir ortam vardır aynı zamanda.

“Medeniyetin tarihi şehirlerin tarihidir” denilir. Çünkü medeniyeti oluşturan ve ona şekil veren şehirlerdir. Şehirlerin dışında kalan yerler elbette önemsiz yerler değildir, ama tek boyutludurlar. Farklı unsurları bir araya getirip bir toplumun kimliğini oluşturan ve kültüre çok boyutluluk kazandıran şehirlerdir.

İbni Miskeveyh, insani mutluluğu gerçekleştirmek için şehre ihtiyaç olduğunu, akıllı ve arif bir insanın yalnızlığı ve tek başına yaşamayı tercih etmeyeceğini, onların başkalarındaki erdemi görüp onlarla ilişkiler içinde olacağını belirtir. Medeniyet, insana bir yaşama tarzı sunar kuşkusuz. Onun temelinde inançlar ve değerler vardır. Hayatın her yönünü içine alan… Medeniyetlerin sunduğu yaşama tarzı, en belirgin olarak şehirlerde kendini gösterir. 

Dinin, doğru algılanışı ve yaşanışı şehirlerde mümkündür. Çünkü dinin getirdiği değerler hayatın toplamına, insanın bütününe yöneliktir. İnsanın bütünü de şehirde ortaya çıkabilir ancak. 
 
Kur’an’da adı geçen peygamberler Mısır, Filistin, Mezopotamya gibi eski uygarlıkların bulunduğu şehirlere uyarıcı olarak gönderilmiştir. Peygamberlerin tebliği çok boyutludur; insanların her yerde her zamanda ve durumdaki ihtiyaçlarına, hayatın her yönüne cevap verme özelliğine sahiptir. Tebliğin bu yönü dikkate alındığında peygamberlerin neden uyarıcı olarak şehirlere gönderildiği anlaşılacaktır.

 “Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de şehirlerin halkından kendilerine vahiy ettiğimiz birtakım erkeklerdi.” (Yusuf, 109)

Şehirlere ruhunu veren dindir. Dinin kırsallıkla birlikte algılanması büyük bir yanlışlıktır. Dinin, şehrin dışında kalmış veya şehirdeki alt katmanların, düşük gelir gruplarının, yoksulların, düşkünlerin umuduymuş gibi görülmesini isteyenler yok değil. Dini şehre yakıştıramayanlar var maalesef. Oysa din şehir için vardır. Aksi halde şehir insanın kaybolduğu mekân haline gelir. 

Müslümanların Allah ve insan anlayışları, metafizikleri, hayata bakışları hep şehirde ortaya çıkar. Bu nedenle Medine için “Erdemli Şehir” diyor, Farabi. Çünkü İslam dini Mekke şehrinde doğmuş, Medine şehrinde gelişmiş, bir şehirli anlayışıyla oradan bütün dünyaya yayılmıştır.

Max Weber, şarkta kendi içinde bir bütün olarak şehrin tam anlamıyla oluşmadığını söylese de bu doğru değildir. İlk İslam şehirlerinin kurucularına esin kaynağı olan ve yüzyıllar boyunca Müslüman idarelerince örnek alınan Medine, İslam şehirciliği için bir modeldir. Müslümanların fethettikleri veya yeni kurdukları şehirler Mescid-i Nebevi merkezli olarak şekillenen Medine şehir modeline göre dizayn edilmiştir. 

İslam şehirlerini iki kategoriye ayırmak doğru olacaktır belki de: Bağdat, Kahire, Kûfe gibi bizzat Müslümanlar tarafından kurulan şehirler ile Semerkant, Kurtuba, Buhara, Şam, Endülüs, Tebriz, İstanbul gibi başka medeniyetlerin kültür merkezleri iken devralınıp İslamlaştırılan şehirler. Ruhunu İslam’dan almış olan şehirlerdir bunlar. Bu şehirlerin tarih boyunca ana özellikleri takip edildiğinde ortaya bir tipoloji çıkmaktadır. Yönetim merkezinin caminin yanında olmasına özen gösterilir. Her şehrin bir kalbi vardır. Müslüman şehirlerinin kalbini merkezdeki büyük bir cami oluşturur. Şehir bu caminin etrafında şekillenir. İslam şehirleri cami merkezlidir çünkü. Adalet, eğitimle ilgili kurumlar, çarşı-pazar camilerin etrafında kümelenir. Cami, yalnızca bir ibadet yeri değil, Müslümanların güncel sorunlarının konuşulduğu bir yerdir aynı zamanda. Cami merkezli olan ve günde beş vakit ezan okunan bir şehirde yaşayanların düşünce ve davranışlarının dine göre şekillenmesi muhtemeldir. Çünkü bu şekilde kurulu bir şehirde kötülükleri işlemek daha zor, iyilikleri yapmak ise daha kolay olacaktır. Harama giden yolların kapalı, helale giden yolların ise açık olmasına özen gösterilir İslam şehirlerinde.

İslam şehirleri mimarisi ile de diğer şehirlerden ayrılır. Tevhidin bir yansıması olarak mimaride kıble vurgusu önemlidir. İslam şehirlerinde mimari, insanı ezmez. Yapılar insana tepeden bakmaz, insanlarla organik bir bütün oluşturur adeta. İslam şehirlerinin silüetine hâkim olan yapılar camilerdir. Camilerin dışında kalan en güzel yapılar, devlet yöneticilerine veya zenginlere ait yapılar değil, halkın ortak kullanımına ayrılan yapılardır. 

Mimaride insan fıtratının gözetilmesi, insani ölçülerin korunması, hayatı kolaylaştıracak unsurların öne çıkarılması İslam şehirlerinin genel karakteristik özelliklerindendir. İslam şehirlerinde mimari yapıların başka işlevleri de vardır. Ayet veya hadisler kitabelerle yapıların üzerine yazılarak insanlara tebliğ edilir. Böylece, insan hangi yana baksa Allah’ı hatırlayacaktır İslam şehirlerinde. Asıl olan tevhidin bir şekilde yansıtılmasıdır. Müslüman şehri, tevhidi sembolize eden şehirdir çünkü. Yine, modern kentlerin aksine, İslam şehirlerinde mezarlıklar şehrin içindedir. Dünya hayatı ile ahiret hayatı birbirinden ayrılmaz, ahiret hayatı dünyadaki hayatın devamı kabul edilir çünkü. Ölümü unutan, ölümü şehrin dışına atan modern kentlerin ölüm gerçeğini yok etmesi mümkün mü?

İslam şehirleri İslami dinamiklere göre şekillenmiştir. İslam şehirlerinde mekân tasavvuru insani var oluşun doğayla çelişkisini değil, birlikteliğini önceleyecek şekildedir. Bir şehir yalnızca fiziksel yapısıyla farklı bir kimlik taşımaz elbet. Önemli olan o şehirde yaşayan insanların dini, ahlâki ve kültürel değerleridir. Bir şehirde Müslümanların yaşıyor olması o şehri bir İslam şehri yapmaz. İslam şehri, Müslümanların kimliklerini ve değerlerini yansıtan şehirdir. 

malatyanethaber@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Ömer Ünal | 03 Eylül 2021 15:14

    Bu yazı bana Allah’ın rahmeti cemaatin üzerinedir. Konusundaki hadisi Şerif’i hatırlAttı. Güzel bir tesbit. Ellerine ve kalemine sağlık. Allah’a emanet olun.

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl
02Eyl
19Ağs

Takva örtüsü

04Ağs
17Tem

Adayış ve Adanış