Hak Verilmezse


Dünyada sadece haklılar yaşamıyor, herkesin yaşadığı dünyada haksızlıklardan yakınmak haksızlık. Hak Allah’a aittir, O verir. İnsanlar o hakları tanırsa adil olabilme yetisini kazanabilmek için çabalar.  Tabi adaleti isteyip üstüne bir de seviyorlarsa muhteşem olur. "Hak verilmez, alınır" diyenler var. Siz bunu bir de mazluma sorun, siz bunu bir de güçsüze sorun, yaşlıya, yoksula… Nasıl acıtır bu söz onları. Beşerin bakışından, fikrinden, sözünden yola çıkarak oluşturulan haklar; böyle çelişkiler, zaaflar barındırır; tabiidir. Bir dönem birisi, sonra bir başkası birtakım haklar oluşturabilir. Bizimki; Allah’ın verdiği hakları tanıyanlarla, sevenlerle hasbihal.  "Ben bunu hak etmedim, ama bana haksızlık yaptı… Haklı olsa neyse" türünden serzenişlerle itiraz ediyoruz ya arkadaşlarım, işte bunlardan bahsedelim. Bunlar dertleşme, halleşme cümlelerimiz olarak kalacak sanırım hep bir yanımızda. Bu hususta itina göstermemiz gereken hal şu ki; imtihandan geçtiğimiz süreçlerde, üzüntülerimiz, kırgınlıklarımız esnasında, isyan cümleleri olarak dökülmesin kalbimizden bu serzenişler. İmtihanlarımız bizi hikmeti aramaya yöneltmezse, diğerlerinden ne farkımız olur?

Siz siz olun, ne çocuk hakları diyenlerin, ne kadın hakları, ne işçi, ne memur, aklınıza hangisi gelirse gelsin, haklar meselesini gündeme taşıyanlardan fazla şeyler, özellikle de kalıcı şeyler beklemeyin. Haklar meselesi neden bu kadar kategorize, neden bu kadar fazla hak deniyor diye düşünürken, cömertçe hakları dağıtanlara da sormalı bir; “Hani Hakk merciinin hakkı?” Hak dağıtanların, hangi şartlarda hangi hakları paylaştırıp insanları ardlarından koşturdukları veya çatıştırdıkları değil benim meselem. Onların dünyası apayrı; onların baktığı pencereden başka şeyler görünüyor. Benim düşüncelerim kendi serzenişlerimizin haklılığı veya haksızlığı üzerine. Mesela, çocuklarıyla birlikte çalışıp kazanıp, sahip oldukları bütün mülkü kendi sahiplenen veya seçtiği evladına veren bir ebeveyn. Sevgili evladına ‘karın tokluğuna’ duygusunu yaşatıp aciz bırakanlar. Tam tersi de olabilir, ebeveynin ömrünce yaptığı tasarrufu bir kalemde tüketmeyi kendisine hak bilen evlatlar... Çocuk sayısı sorulduğunda, oğlanları sayıp kız çocukları yok gibi davrananlar. Komik olduğuna bakmayın, sonrasında kızlarına mirasta hisse de vermiyor bu cahiliyedekiler. Sorsanız, oğlan kendisinin, kızlar ele gidiyor. Bu ve benzeri uygulamalar mazide kaldı sanmayın, zulüm de güncelleniyor.  "Hümanistler! Bir bakın" diyeceğim de demem tabi. Bizim cahiliye adetlerini gavura neden diyeyim? Hem bu bizim meselemiz, el ne karışır? Bizimkiler "Allah ıslah etsin" derler. O dönemde meşru ve haklı görülen bu yanlışlar, el-Adl olanın iradesiyle düzenlenmişti, lakin cahiliyenin karanlığı bitmedi. Hedef karanlığı bitirmek değil, isteyenlerin bu nimetlerle karanlıklardan aydınlığa çıkması. Böyle bir dine mensup olup da bu önemli konularda faydalanamamak, çoğu zaman cehaletle izah edilebilir. Bunlar, Müslümanları sevmeyenlere, düşman olanlara, az malzeme çıkarmadı... "Bana haksızlık yapıldı" diyen evlat veya ebeveyn, arkadaş veya komşu; her kim olursa, hakkı insanlardan beklemeden, kendi imtihanlarımızı yüz akıyla verme gayreti içerisinde, gücümüzce haklarımızı da sahiplenerek yürümeli. Hakkım da hakkım diye maruz kaldığımızı düşündüğümüz bir yanlışın ardına düşersek şartları çok zorlarız. İyilik, insanlık geliştikçe çoğalacak. Allah, Hakk olanı da bildirir, tâbi olmayanların âkıbetlerini de. İradesinin hilafına davranılmasını istemez asla. Bize düşen ise; haklarımızın ardında çırpınmaktan daha kalıcı, daha faziletli olan; bunu sizler de biliyorsunuz: "Allah'ın haklarını bilip, rızası uğruna hayırlarda yarışmak". 
 

sefikaleyla5@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 4

  • H.Güldane Peker. | 09 Temmuz 2020 08:23

    Muhakkak hak " Allah'a ait olduğunu , insanların hak taraftarları ve adil bir duruş sergileyebilmeleri ancak , Allah'ı gereği gibi tanımakla mümkün olacağını ; hakkın ve zulmün de maziye has bir kavram olmdıgını, nere de ve na zaman tezahür ediyorsa devan ettiğini/edeceğini " özetleyen çalışmanız bizlere ; (Anlam olarak) "Rabbiniz adaleti , adil ve iyi olmayı emreder "(16/90). " İnsanlar kendilerini ve birbirlerini ıslah edip dururlarken de ..."(11/117) ve " Rabbiniz bir topluma uyarıcı gönderip uyarmadan da (helakı hak etmedikleri için ) helak etmez " 6/131) mesajını hatırlattı.Elinize ,dilinize sağlık.

  • H.Güldane Peker. | 09 Temmuz 2020 08:20

    Muhakkak hak " Allah'a ait olduğunu , insanların hak taraftarları ve adil bir duruş sergileyebilmeleri ancak , Allah'ı gereği gibi tanımakla mümkün olacağını ; hakkın ve zulmün de maziye has bir kavram olmdıgını, nere de ve na zaman tezahür ediyorsa devan ettiğini/edeceğini " özetleyen çalışmanız bizlere ; (Anlam olarak) "Rabbiniz adaleti , adil ve iyi olmayı emreder "(16/90). " İnsanlar kendilerini ve birbirlerini ıslah edip dururlarken de ..."(11/117) ve " Rabbiniz bir topluma uyarıcı gönderip uyarmadan da (helakı hak etmedikleri için ) helak etmez " 6/131) mesajını hatırlattı.Elinize ,dilinize sağlık.

  • Betül Kılıç | 09 Temmuz 2020 01:29

    Çok güzel , tespitler düşündürücü, aydınlatıcı Teşekkürler ???? ????

  • Yolcu | 07 Temmuz 2020 22:51

    Kalemine kuvvet. Allah raZı olsun

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Ağs

‘Fayda’nın peşine düşmek

20Ağs
07Ağs

Kaleme ve Yazdıklarına Andolsun

27Tem

İlginç Bir Müsabaka

20Tem

İnsanoğlunun Dikenlerle Sınavı