Yaşamalıyım Fakat Yaşlanmamalıyım!


İnsanın yaşam süresi ve kalitesi genetik yapısına, beslenme ve yaşam biçimiyle, içinde yaşadığı çevre koşullarına göre değişir. Genlerdeki farklılık yaşam süresini kısaltan hastalıkların oluşumunda etkinlik gösterir. Örneğin, yaşam süresini kısaltan hastalıkların başında kalp- damar hastalıkları gelir. Bu hastalıkların oluşumundaki risk faktörlerinden biri kan lipidleri denilen kolesterol taşıyıcılarıdır. Bunlardan apolipoprotein E, lipid metabolizması ve kanda kolesterol taşınmasında görev alır. Bundaki proteinin sentezini kodlayan genlerdeki farklılıklardan dolayı bazı tipler direnç gösterir. Bazı tiplerde ateroskleroz denilen damar sertliği ve Alzheimer hastalığı riski yüksek bazılarında düşüktür. Düşük risk taşıyan tipler doğal olarak daha uzun yaşarlar.          

Bazılarımız ömür boyu sigara içtiği halde uzun yaşayan yakınlarından bahseder. İşte burada genetik farklılık önemlidir. Bazı insanlarda, kansere neden olan toksik öğeyi etkisizleştiren ve DNA hasarını onaran genler daha çok bulunurken, çoğunlukta bu genler azdır. Yine birçok yaşla gelişen hastalıkların temelinde “inflamasyon” denilen iltihaplanma olayında etkin olan öncü moleküllerin sentezini kodlayan genlerdeki farklılıktan dolayı bazı tiplerde iltihaplanmayı artırıcı, bazılarında ise azaltıcı oranların oranı yüksektir. Doğal olarak iltihaplanmayı artırıcı moleküllerin düzeyi yüksek olanlar hastalıklara daha yatkınken, düşük olanlar dirençlidir. Beslenme biçimi de hastalık riskini artırmada ve yaşam süresinin kısalmasında etkindir. Hastalık riski doğum öncesinden başladığından ve sonraki yıllarda yerleşmiş hatalı alışkanlıkların değiştirilmesi güç olduğundan yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme kurallarına her dönemde uymak gerekir. 

Yaşam süresini uzatmaktan çok yaşam kalitesini yükseltmek önemlidir. Yaşam boyu beslenmemize dikkat etmeliyiz peki ya nasıl? 

1. Beyaz undan yapılmış ürünler, yağ, şeker içeren ürünlerin aşırı tüketimi ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak. 

2. Besin öğeleri yönünden dengeli, yaşlanmayla artan oksidasyon ve inflamasyon streslerine karşı antioksidanlar ve antinflamasyon öğeleri yeterince içeren besinleri tüketmek. Besin çeşitliliğine önem vermek. 

3. Besinlerle alınan enerji miktarını harcanan enerjiye eşit tutarak yaşam boyu ideal beden ağırlığını korumak. 

4. Bahanelere sığınmayıp düzenli egzersiz yapmak. 

5. Günlük yaşamda uyku, egzersiz, eğlence ve dinlenmeye dengeli bir şekilde yer vermek. 
   
Sağlıklı ve kaliteli yaşamda dengeler esastır. Yaşanan çevre de yaşam süresini etkiler. Kirli çevrede yaşayanlarda başta kanser olmak üzere hastalık riski artar. Kendi elimizle de çevremizi kirli duruma getirebiliriz. Örneğin, soluduğumuz havayı kirleten sigara günümüzde en büyük düşman olarak görülür. Besinleri hazırlarken yediklerimizde de zararlı öğeler oluşabilir. Bütün bunlara karşı bilinçli olmak gerekir. 

Görüldüğü gibi, genetik- beslenme- sağlık- yaşlanma etmenleri birbiriyle sürekli etkileşim içindedir. Bilimsel araştırmalar beslenme eğitimi ve düzenli egzersiz ile yaşam süresini ve kalitesini artırdığını gösteriyor bizlere. Kadercilikten çok bilimsel verilere inanmak, yaşamımızı bilimsel doğrultuda yönlendirmek kaliteli yaşam süresinin uzamasında yararlı olur.

gmzergc@outlook.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • İsimsiz | 09 Eylül 2020 06:02

    Yaşamadık ki yaşlanalım. Yaşlanarak yaşadık; önce yaşlandık sonra yaşatılmaya çalışıldık. Şairinde dediği gibi, “Kaç yaşındayım sahi saymadım bilmiyorum Belki 40 larımdayım belki 30 larımda belkide 90 sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında hiç bilmiyorum”

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Eyl
18Eyl

Homosistein Nedir?

12Eyl
05Eyl
28Ağs

Nedir bu probiyotik, prebiyotik?