Çok Düşük Kalorili Diyetle Zayıflamanın Zararları Nelerdir?


Bu soruyu yanıtlayan şöyle bir haber okudum.

“İngiltere’de zayıflamak amacıyla sadece çorba ve suyla beslenen genç bir kadın 60 kilodan 38 kiloya düştü ve öldü. Ölüm nedeni uzun süre açlık sonucunda oluşan ketoasidoz olarak belirlendi.”

Bu haberi analiz edersek yanlış uygulama ve sonuçları görmüş oluruz.

Esas yanlışlık kadının gerçekten şişman olmadığı halde zayıflamaya çalışması,26 yaşında olduğu bildirilen kadın için 60 kilogram ideal bir ağırlıktır. Bu kadının su ve çorbayla zayıflamaya kalkacağı yerde, çorbanın yanına öğünlerde birer dilim tam buğday ekmeği, bir parça beyaz et, mevsim salatası,1-2 porsiyon meyve tüketmiş olsa, hareketlerini de az biraz artırsa istediği ağırlığa iner ve yaşamını sürdürürdü.

Açlık durumunda insan yaşamını sürdürebilmesi için kendi dokularını yakarak enerji üretir. İnsan dokusunda enerji sağlayan öğeler yağ ve proteindir. Karbonhidrat çok az bulunur. Normal koşullarda ise günlük harcanan enerjinin en az %40’ı karbonhidrattan sağlanır. Sağlıklı beslenmede günlük alınan enerjinin %20-35’inin yağdan,%50-60’ının karbonhidrattan,%15’inin proteinden gelmesi önerilir. Açlıkta yağ ve protein kullanıldığından, yağların yıkım ürünü olan “keton cisimler” denen moleküllerin miktarı kanda artar. Aynı zamanda kanın asitliği de artar. Bu duruma “ketoasidoz” denir. Organların düzenli çalışması için kanın asit ya da alkaliye dönüşmemesi, nötr ortamda olması gerektiğinden yaşam tehlikeye girer. Ketoasidoz durumu diyabet komasında da görülür. Diyabette bedenimiz karbonhidratı kullanamadığından bu durum oluşur. Yine bazıları hızlı zayıflama için karbonhidratsız diyet önerir. Bu durumda da ketoasidoz oluşabilir.

Beynimiz enerji kaynağı olarak karbonhidratların temel birimi olan glikozu kullanır. Yeterli karbonhidrat alınmadığında ya da diyabette olduğu gibi karbonhidrat kullanılmadığında insanın beyin işlevleri yavaşlar. Bu durumda doku yıkımıyla yağdan ve proteinden glikoz üretimine yönelir. Bunların miktarı iyice azaldığında da ölüm kaçınılmazdır.

Çok düşük kalorili diyet karaciğer ve böbrekler için de zararlıdır. Bedenin gerektiği enerji kaynağı dışardan alınamadığında, bedende birikmiş olan yağ kadar proteinler de yıkılır. Yağ ve karbonhidrattan farklı olarak protein yapısında azot da bulunur. Proteinin yapı taşı olan karbon, hidrojen, oksijen ve azottan oluşan amino asitler karaciğerde metabolize olur. Karbon, hidrojen ve oksijen bölümü yıkılarak enerjiye dönüşürken, azot bölümü üreye çevrilir ve kan dolaşımına girer. Çok protein yıkımı karaciğerin daha çok çalışmasını gerektirir. Aşırı yükle karşılaşan karaciğer zamanla yıpranır. Bu nedenle açlıkta olduğu kadar aşırı protein alımı da karaciğeri yorar. Üre zararlı bir molekül olduğu için kan dolaşımıyla böbreklerden idrarla dışarı atılmak zorundadır. Aşırı protein yıkımı sonucu oluşan üreyi atmak için böbrekler çalışması gerekenden fazla çalışır ve zamanla yıpranır.

Bütün bu nedenlerden dolayı çok düşük kalorili, insanı açlığa mahkum eden diyetler sağlık için tehlikelidir ve sürdürülemez. Diyetin enerji içeriği azaltılırken, enerji kaynağı olan karbonhidrat, yağ ve protein arasındaki dengeye de dikkat etmek gerekir. Diyet kişiye özel ve sürdürülebilir olmalıdır.

gmzergc@outlook.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Homosistein Nedir?

12Eyl
05Eyl
28Ağs

Nedir bu probiyotik, prebiyotik?

21Ağs