Çok çay kahve içmek zararlı mıdır?


Türk insanın günlük yaşamında çay ve kahvenin önemli bir yeri vardır. Çay ve kahve içerdikleri kafein ve kafeol gibi etkin öğeler nedeniyle mide salgısını uyarır, sindirime yardımcı olur, metabolizmayı hızlandırır, vücuttan kemiklerin yapı taşı olan kalsiyum kaybını artırır. Bu nedenle kafein doping öğesi olarak kabul edilir. Kafein kolalı gazozlarda da bulunur. Son yıllarda yapılan araştırmaların sonuçları aşırı kahve, siyah çay ve kola tüketiminde kanda homosistein denilen bir öğenin yükseldiğini göstermektedir. Bu öğenin yükselmesi kalp-damar hastalıklarının yanı sıra genellikle yaşlılıkta görülen zihinsel bozukluklarla da ilgili olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle özellikle yaşlı bireylerin günlük kahve alımı 1-2 fincan ile sınırlamaları, demli çay ve koladan kaçınmaları daha çok nane, kekik, kuşburnu, papatya, adaçayı, ıhlamur gibi bitki çaylarını tüketmeleri daha yararlı olacaktır.

 Kafein, gebe ve emzikli kadınlar içinde sakıncalıdır. Bu durumda kola içilmemeli, çay ve kahve 1-2 fincan ile sınırlandırılmalıdır. Çayda antioksidan özellik taşıyan flavonoidler bulunur. Bunların miktarı yeşil çayda siyah çaydan çok daha fazladır. Bu nedenle özellikle yeşil çayın kanser ve kalp-damar hastalıklarından koruyucu olduğu öne sürülmüştür. Ancak demli siyah çayın kalp-damar hastalıkları için risk faktörü olan homosisteini yükseltici etkisinden dolayı bu görüş çelişkili gibi görülmektedir. En iyisi çayı mümkün olduğu kadar açık içmek ve bitki çaylarını tercih etmektir. Şunu unutmamalıyız ki tükettiğimiz çay miktarı kadar da su tüketmeliyiz. Çay su yerine geçmez! 

Bazı durumlarda çay ve kahvenin içilme zamanları da önemlidir. Doğurganlık dönemindeki kadınlar, çocuklar ve gençlerde kansızlık önemli bir sorundur. Bunun başta gelen nedeni demir yetersizliğidir. Kuru baklagiller, tahıllar, bitkisel besinler ve yumurta demirden zengin olmalarına karşın, bu besinlerdeki demirin ince bağırsaktan kana geçme elverişliliği düşüktür. Çay ve kahvede bulunan tanenler bu besinlerdeki demirle bağlanarak demirin kana geçişini daha da zorlaştırırlar. C vitamini ve organik asitler ise bu engeli ortadan kaldırarak besinlerdeki demirden yararlanmayı artırırlar. Bu nedenle başta gebe ve emzikliler olmak üzere doğurganlık dönemindeki kadınlar, çocuklar ve gençler çay ve kahveyi yemekle birlikte içmemeliler, yemekten bir saat sonra içmelidirler. Kahvaltı ve diğer öğünlerde C vitamini ve organik asitleri içeren meyve suyu içmeleri ve portakal, domates gibi yiyecekleri yemeleri kansızlığın önlenmesinde yarar sağlar.

Bireyin içinde bulunduğu duruma göre çay ve kahvenin zararlı ve yararlı etkileri olmaktadır. İshalde ve bazı kronik hastalıklardan korunmada olumlu olmasına karşın, bazı kimselerde kalp çarpıntısı, bazılarında anemi, bazılarında ülser ağrılarını bazılarında osteoporoz riskini artırıcı etki yapabilir. Birey kendi vücudunu tanıyarak hareket etmelidir.

gmzergc@outlook.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Eyl
18Eyl

Homosistein Nedir?

12Eyl
05Eyl
28Ağs

Nedir bu probiyotik, prebiyotik?