Nasıl sömürüldük 5


Her cumartesi akşamı olduğu gibi Hançukur’daydık. Abiler ile çay içerken, saatin geçtiğini fark etmiş müsaade istemiştim. Hızlı adımlar ile otobüse yetişmek için yola koyuldum. Heyhat yetişememiş otobüsü kaçırmış mecburen yürüyerek eve gitmek zorunda kaldım ve yola koyulmuştum. Gecenin karanlığında, Malatya’nın ayazında, küllenmiş bir ateşin başında oturan, bir ihtiyara rastladım. 

Kışın ortasında yolunu kaybeden genç, gecenin karanlığında, çarşının ortasında, küllenmiş bir ateşin başında oturan, bir ihtiyara rastladım... Sen kimsin ihtiyar! Bu küllenmiş ateş, bu köz de nedir başında beklediğin? Bedenimi adeta kesen bu soğuk, bu amansız fırtına diner mi? Bu uğultu nedir kulaklarımı patlatan? Bu çul da nedir başına çektiğin? dedi.

Cevap verdi ihtiyar: Ben köz bekçisiyim, bu fırtına dünya fırtınasıdır, vehmin soğukluğudur. Bu duyduğun uğultu Sâmiri’nin buzağısından çıkan uğultudur. Bedenini adeta kesen bu soğukluktur, dünyalıklardır. Maldır, makamdır, mevkidir, ihtirastır, ihanettir, şehvettir, şöhrettir sana yolunu kaybettiren…

Ben köz bekçisiyim. Bin yıllık dava ateşinin közüdür başında beklediğim. Çul değildir başıma çektiğim, gömleğimdir. Sultan Alparslan’ın, deden Selahaddin’in, Fatih’in giydiği gömlektir. İhanetler görmüş, kırk yerinden yamalanmış gömleğim. Bir ben kaldım bu közün başında, bir de yamalı gömleğim…

Arkadaş! Bil ki, Endülüs ilim medeniyeti, bu közün ışığıyla aydınlattı Avrupa’yı. Haçlılara ve Moğollara karşı direniş muştusunu, bu közle tutuşturdu dedelerin. Çanakkale’de ecdadın, bu közle direndi yedi düvele…

Şimdi sen bekleyeceksin dava közünün başında. İyi dinleyesin ve söylediklerimi iyice belleyesin…

Sabırlı ol… Közü terk etme, sahte ateşlerin peşine takılma, fırtına başladığında çek çulunu başına, bırak akıp gitsin dünya yanından. Bir gün bu toz duman dağıldığında, bu fırtınalar dindiğinde, bu sahte ateşler söndüğünde, “Yeni bir Dünyanın” muştusunu tutuşturacak közün başında beklediğini unutma sakın…

Vefalı ol… Köze gülenlere aldırma sakın, bırak, onlar külüne baksınlar, sen altındaki kıvılcımı düşün! Ellerindeki sahte ateşleri söndüğünde onlar da bu kapıya gelecekler sakın unutma!.. Geleni kovma, közü paylaşmak için koruduğunu unutma sakın. Çulunu çıkarma ki, dünyalık kumlar dolmasın gözlerine ve kalbine…

Mutedil ol… Bil ki, ifrat da, tefrit de aynı uzaklıktadır hakikate... Korkaklık, cesaretten ne kadar uzaksa ifrat ve tefrit de o kadar uzaktır adalete. Ölçüyü kaybetme, kardeşliği katletme, intikam peşinde olma, nefret ettirme, küstürme, kimseyi közden uzaklaştırma…

Adaletli ol… İlahi yasadır, bir topluluğa olan öfken seni asla adaletten ayırmasın. Hayrı kim yaparsa yapsın destek ol, şerri kardeşin de işlese karşısında dur. Unutma! Közü harlayan, adalettir, küllendiren, zulüm ve haksızlıktır…

Örnek ol… Közün kıvılcımıyla önce kendi ruhunu tutuştur. Közün ışığıyla önce kendi önünü aydınlat. Közün ateşiyle önce kendin ısınmasını bil. Sana fayda etmeyen közün başkalarına da faydası olmayacağını unutma sakın…

Ey delikanlı! Bil ki, köz, davadır. Köz, mayadır. Köz, bu ümmeti yeniden birleştirecek olan ruhtur. Köz, ümmetimizi sömürüden kurtaracak olan diriliş muştusudur. Köz hakka, adalete ve tevhide dayalı, yeni bir dünyanın kıvılcımıdır.

Sen köz bekçisisin, çek çulunu başına bırak, akıp gitsin dünya yanından.. selam ve dua ile... Yazı devam edecektir inşallah. 

Fi Emanillah. 

"Ey hasm-ı hakiki(cehalet), seni öldürmeli evvel:

Sensin bize düşmanları üstün çıkartan el!"

M. Akif ERSOY
 

yasinovut@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Tem

Oku! Cevahir

27Haz

Bir Avuç Müslümandık

20Haz

Mevsimi olmaz direnişlerin!...

13Haz

Evet okuruz

06Haz

Yâ Bâkî Ente'l-Bâkî