Yahudilerin Başarısı Karşısında İslam Dünyasının Geri Kalma Nedenleri… - SMMM Akif Beytur

Yahudilerin Başarısı Karşısında İslam Dünyasının Geri Kalma Nedenleri…


Dünyada yer küresinde yalnızca 14 milyon Yahudi vardır. Kuzey ve Güney Amerika’da yedi milyon, Asya’da beş milyon, Avrupa’da iki milyon ve Afrika’da 100,000 kişi. Tek bir Yahudi’ye 100 tane Müslüman düşmektedir. Buna karşın Yahudiler tüm Müslümanların toplamından yüz kez daha güçlüdür. Nedenini hiç merak ettiniz mi.?  

Tüm zamanların en etkin bilim adamı ve Time dergisi tarafından “Yüzyıl’ın Adamı” seçilen Albert Einstein bir Yahudi’ydi. Psikanalizin babası Sigmud Freud bir Yahudi’ydi. Karl Marj, Paul Samuelson ve Milyon Sigmund Friedman bir Yahudi idi.

Tıp alanında ürettikleriyle tüm insanlığın istifadesine katkı sağlamış olan Yahudilerden bazıları: 

• Benjamin Rubin insanlığa asi iğnesini verdi.

• Jonas Saik ilk çocuk felci aşısını geliştirdi.

• Alber Sabin çocuk felci aşısını daha da geliştirdi.

• Gertrude Ellion lösemiye karsı ilacı verdi.  

• Baruch Blumberg Hepatit B asisini geliştirdi.

• Paul Ehlich frengiye karsı bir tedavi buldu.

• Elce Metchnikoff bulaşıcı hastalıklarla ilgili çalışmalarıyla Nobel ödülü kazandı.  

• Bernard Katz nöromüsküler iletişim (kas-sinir sistemi arası iletişim) alanında Nobel ödülü kazandı.

 Andrew Schally endokrinoloji (metabolik sistem rahatsızlıkları, diyabet, hipertiroid) Aaaron Beck Cognitive Terapi (akli bozuklukları depresyon ve fobi tedavilerinde kullanılan psikoterapi yöntemi) geliştirdi.

 Gregory Pincus ilk doğum kontrol hapını geliştirdi.

 Gerald Wald insan gözü hakkındaki bilgilerimizi geliştirerek Nobel ödülü kazandı.

 Stanley Cohen embriyoloji (embriyon ve gelişimi çalışmaları) dalında Nobel aldı.

 Willem Kolff böbrek diyaliz makinesini icat etti. 

Dünya yer küresinde; Müslümanlar da dahil tüm hastalar Yahudilerin; bu buluşlarından yararlanıyor ve sağlığına kavuşuyor.

Peter Schultz optik lif kabloyu, Charles Adler Trafik ışıkları, Benno Strauss Paslanmaz çeliği, Isador Kisse Sesli filmleri, Emile Berliner Telefon mikrofonunu, Charles Ginsburg videotape kayıt makinesini geliştirdi. Stanley Mezor ilk mikro-işlem çipini icat etti. Leo Szilard ilk nükleer zincirleme reaktörünü geliştirdi.

Son 105 yılda 14 milyon Yahudi bilim dalında 100'ün üzerinde Nobel ödülü kazanırken, 1.4 milyar Müslüman Yalnızca üç Nobel kazandı.

Soru şu: Neden Yahudiler bu kadar güçlü.? 

Yahudi inancına bağlı ünlü yatırımcılar; Ralph Lauren (Polo), Levi Strauss (Levi’s Jeans), Howard Schultz (Starbuck’s), Sergei Brin (Google), Michael Dell (Del Bilgisayar), Larry Ellison (Oracle), Donna Karan (DKNY), Irv Robbins (Baskins & Robbins) ve Bill Rosenberg (Dunkin Dougnuts). Yale Üniversitesi’nin Başkanı Richard Levin bir Yahudi’dir.

Harrison Ford, George Burns, Tony Curtis, Charles Branson, Sandra Bullock, Billy Crystal, Woody Allen, Paul Newman, Peter Sellers, Dustin Hoffman, Michael Douglas, Goldie Hawn, Cary Grant, William Shatner, Jerry Lewis ve Peter Falk’in de Yahudi olduklarını biliyor muydunuz.?

Yönetmenler ve yapımcılar arasındaki Yahudiler: Steven Spelberg, Mel Brooks, Oliver Stone, Aaaron Spelling (Beverly Hills 90210), Neil Simon (The Odd Couple), Andrew Vaina (Rambo 1/2/3), Michael Mann (Starzky and Hutch), Milos Forman (One FlewOver The Cuckoo’s Nest, Amadeus), Douglas Fairbanks (TheThief of Baghdat), Ivan Reitman (Ghostbusters), Kohen Kardeşler, William Wyler. 

William James Sidis, 250-300 lük I.Q.derecesiyle dünyanın gördüğü en parlak insandır. Bilim bakalım hangi dine mensuptur.?                         

Soru : Neden Yahudiler bu kadar güçlüdür.?

Cevap: Eğitim (Sorgulayıcı, Araştırıcı, Yaratıcı) 

Soru : Neden Müslümanlar bu kadar güçsüzdür.?

Cevap: Yanlış Eğitim veya Sıfır Eğitim (Din Eksenli, Sorgusuz, Araştırmasız, Ezberci)  

Dünya gezegeninde yaklaşık 1.476.233.470 Müslüman yaşamaktadır. Asya’da 1 milyar 400 milyon Afrika’da, 44 milyon Avrupa’da ve 6 milyon Amerika kıtasında. Toplam dünya nüfusu içinde her beş kişiden biri Müslüman dır. Her bir Hindu’ya 2 iki Müslüman düşmektedir, her 1.bir Budist’e karşılık iki Müslüman vardır ve her bir Yahudi’ye karşılık 100 adet Müslüman bulunmaktadır. 

Müslümanların bu kadar kalabalığa rağmen neden güçsüz olduklarını hiç düşündünüz mü.? Nedeni şudur; İslam Konferansı Örgütü’nün (OIC) 57 üyesi vardır ve ülkelerin tümünde 500 adet üniversite bulunmaktadır. 

Üniversite başına 3 milyon Müslüman düşmektedir. Sadece ABD’de 5.758 üniversite vardır. 2004 yılında Shanghai Jiao Tong Üniversitesi’ Dünya Üniversitelerinin Akademik Değer Listesi’ hazırlamış ve ilginçtir ki Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerin hiç birinde ilk 500'e giren üniversite yoktur. UNDP tarafından Toplanan verilere göre Hıristiyan dünyasında okuma-yazma bilenlerin oranı neredeyse % 90 ve bunlardan 15 Hıristiyan çoğunluğa sahip ülkede okuma-yazma oranı % 100'dür.

Müslüman dünyasında buna çok zıt bir durum olarak bir ülkenin okuma-yazma oranı yaklaşık % 40 olup, % 100 okur-yazar oranına sahip bir Müslüman ülke yoktur. Hıristiyan dünyasındaki’ okur-yazarın %98’i ilkokulu bitirmişken, Müslüman dünyasında bu oran %50 dir. 

Hıristiyan dünyasındaki okur-yazarların % 40’i üniversite mezunudur ve bu oran Müslüman dünyasında % 2’yi geçmemektedir. Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerdeki toplam bilim adamı sayısı 230 olup her bilim adamına düşen Müslüman sayısı 1 milyon kişidir. 

ABD her 1 milyon Amerikalıya karşılık yaklaşık 4000 bilim adamına, Japonya 5000 bilim adamına sahiptir. Tüm Arap dünyasındaki tam-zamanlı çalışan araştırmacı sayısı 35.000 kişidir ve her bir milyon Arap nüfusa 50 teknisyen düşmektedir. (Bu sayı Hıristiyan dünyasında bir milyon kişiye 1000 teknisyendir.) Ek olarak İslam dünyası gayri safi milli hasılasının yalnızca % 0.2 sini araştırma-geliştirme bütçesi olarak ayırmaktayken Hıristiyan dünyası % 5 oranında araştırma-geliştirme fonu ayırmaktadır.

Sonuç: İslam dünyası bilgi üretebilecek kapasiteden yoksundur. 1000 kişiye düşen günlük gazete sayısı ve bir milyon kişiye düşen kitap çeşidi bilginin toplum içine yayılıp yayılmadığının iki önemli göstergesidir. Pakistan’da 1000 kişiye 23 günlük gazete düşerken bu sayı Singapur’da 360’dır. İngiltere’de her 1000 standa için 2000 çeşit kitap bulunurken, Mısır’da kitap sayısı 20'dir.

Sonuç: İslam dünyası bilgi yayılmasını gerçekleştirmekte başarısızdır.

Bilgi uygulamasının önemli göstergelerinden biri ileri teknoloji ihracatının toplam ihracat içindeki oranıdır.

Pakistan’ın ileri teknoloji ihracatının toplam ihracatın içindeki oran %1, Suudi Arabist anın %0,3, Kuveyt, Fas ve Cezayir’in aynı şekilde %0.3 tür. Singapur’da bu oran % 58’dir.

Sonuç: İslam Dünyası bilgi uygulamasını gerçekleştirememektedir.

Neden Müslümanlar güçsüzdür.? Çünkü bilgi üretemiyoruz. Çünkü bilgiyi yayamıyoruz. Çünkü bilgiyi uygulayamıyoruz. Ve gelecek, bilgi-temelli toplumlara aittir. İlginçtir, OIC üyesi 57 ülkenin gayrisafi milli hasılalarının toplamı 2 trilyon doların altındadır. 

ABD, tek başına 12 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretmekte, Çin 8 trilyon dolar, Japonya 3.8 trilyon dolar ve Almanya 2.4 trilyon dolarlık üretim yapmaktadır. (Satın alma gücü eşitlenerek hesaplama yapılmıştır.) Petrol zengini Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar hep birlikte 500 milyar dolarlık mal ve hizmet üretmektedirler ve bunların çoğu petroldür. 

Mal ve hizmet üretimi İspanya’da 1 trilyon doların üzerindedir. Katolik Polonya 489 milyar dolarlık mal ve hizmet üretim gerçekleştirmektedir. Budist Tayland 545 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretimi yapmaktadır.

İslam Dünyasının gayri safi milli hasılasının tüm dünya gayri safi milli hasılası içindeki oranı hızla azalmaktadır. O halde Müslümanlar neden bu kadar güçsüzdür.? 

Cevap: Eğitim Yoksunluğu. Diğer bir ifadeyle söyleyecek olursak kaliteli eğitim yoksunluğu. 

Yahudilerin özellikleri: Yahudilerin ekonomik başarısını ve tarihini anlatan (Jacques Attali’nin) “Yahudiler, Dünya ve Para” isimli kitabı, birçok konuya kaynak oluşturmaktadır. Kitab-ı Mukaddes’te geçen birçok konuyu anlamadan, Yahudilerin kendilerini (ve hatta, bir bölüm Hıristiyanların Yahudileri) neden “seçilmiş” saydıklarını ve onların ne yapmak istediklerini anlayamayız.

Yahudi prensiplerine göre zengin olmak, fakir olmaktan iyidir. Çünkü zengin insan çalmaya kalkmaz, rahat eğitim olanağı bulur ve başkalarına kolayca iyilik yapabilir. Ancak, zenginlik göze batmamalıdır. Zengin olmak, Tanrı’ya hizmet etmenin, iyilik yapmanın bir yoludur ama tek başına amaç değildir. Birini kandırmak ise “zihinsel hırsızlık”tır ve cezası, “mal hırsızlığı”ndan ağır olur. Borsaların temel prensibi olan, “içeriden öğrenenlerin ticaretinin engellenmesi” fikrinin genel kabul görmesinin bir nedeni de budur.

İşini kurup kendi işinin patronu olmak: Yahudiler, bağlayıcı işlerden kaçınırlar. Birisi için çalışmak, putperestlik gibi bir şeydir. Bu nedenle, Yahudiler yüz yıllar boyunca kendi hesaplarına çalışmayı tercih etmişlerdir. Devlet için çalışmanın zorunlu olmadığı, özel sektörün var olabildiği, kapitalist bir dünyada başkası için çalışmak neden!.. Öte yandan, rekabet kabul edilmelidir. Rekabet zengin olma fırsatı sağlar; ama aynı zamanda, başarısız olma riskini de beraberinde getirir. İşte bu risk, dayanışmayı, belli toplumsal örgütlere katılmayı gerektirir. Yahudiler, herkese faizle borç verirlerken, ihtiyacı olan, Yahudilere ve bazı arkadaşlarına faizsiz borç verirlerdi. Bu da kapitalist öğretinin başka bir kuralı olsa gerek.

Yatırım ve Servet: Yahudiler servetlerinin önemli bir bölümünü gayrimenkule yatırmaz; likit tutarlar. Böylece, hem servetin kıskançlık yaratmasından kurtulmuş hem gerektiğinde bölgeden taşınabilmeyi sağlamış hem de piyasada oluşabilecek alım fırsatlarını değerlendirmiş olurlar. Paranın yeri doldurulur; Ancak: hayatın yeri doldurulamaz. Zaten gerçek zenginlik, sıhhat içinde yaşamaktır. Hayat, dönüşü olmayan bir biçimde, akar gider. Bu nedenle, iyi yaşamak, çocuklarını iyi eğitmek, ani gereklilikler için likit ve ya kıymetli madenler gibi, likide kolay çevrilebilen servet bulundurmak gerekir. Bu da kapitalist öğretinin prensiplerinden bir diğeridir. İlk Okul da ve Üniversite de, her şeyden önce varlığının en az üçte birini likitte tutmayı öğretirler.

Ticaretin Önemi: “Sahip olduğunuz bir inciyi, bu inciyi isteyen birine satmak, ticaret değildir. Ama sahip olmadığınız bir inciyi, bu inciyi istemeyen birine satmak, ticarettir.” Bu prensip, Yahudileri herkesin yapamadığını, yapmaya özel çaba gerektiren icat, buluş gibi yaratıcılık isteyen işlere girmesini sağlamıştır.

Kapitalizmin karşıt görüşünü savunan birçok kişi gibi Karl Marx, Yahudileri, kapitalizmi yaratan ve sürdüren kişiler olarak gördü. Bu tezi savunanların vardığı ortak nokta. Hem demokrasiyi hem de insan hakları prensiplerini içinde barındırıyor olmasıdır. 

Bütün bu çalışmamızda ki temel amaç, Yahudilerin reklamını yapmak değildir. Esasen onların reklama da pek ihtiyaçları yoktur. Çünkü ; Hasta olup tedavi olduğumuzda, ilaç aldığımızda, tıbbı, elektronik ve diğer teknolojik alet ve edevatları satın aldığımızda, okuduklarımızda, izlediklerimizde, tohumda, yiyip içtiklerimiz de farkında olmadan zaten Yahudi’nin reklamını yapmış olmuyor muyuz.? 

Amacımız; MÜSLÜMANLARIN (I.Q) AKIL VE MANTIĞINI SORGULAMAK DEĞİLDİR. BİLAKİS MÜSLÜMANLARIN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ DERİN GAFLETTEN UYANMASI VE SİLKELENİP KENDİNE GELMESİNİ SAĞLAMAYA ÇALIŞTIK.                                                                       
Bunu başardıysak eğer ne mutlu bize. 

Cenabı Allah’ın Rahmeti ve Bereketi hepinizin hepimizin üzerine olsun.
 

beyturakif@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 22

  • Özkan işlek | 05 Mayıs 2021 21:25

    Ben de bir alıntı paylaşayım. Ticaret açısından Yahudilerle Türklerin farkları! Türkiye'nin 1 numaralı emlak ve konut editörü Tebernüş Kireçci, "Ticaret açısından Yahudilerle Türklerin farkları" başlıklı analizini kaleme aldı. İşte Kireçci'nin 16 maddelik analizi... 1. Yahudiler 10 liraları varsa en fazla 5 liralık iş yaparlar. 5 lirayı yedekte tutarlar. Türkler ise 10 liraları varsa 100 liralık hatta -imkan bulurlarsa- 1.000 liralık iş yapmaya kalkarlar. Yahudiler ticareti sermayenin gücüyle yapmaya çalışırlar. Yedek akçeleri hatta yedeğin yedeği akçeleri vardır. Türklerde ise varsa yoksa tüm para ticarethane, şirket veya fabrikadadır. Yedek akçe sermayenin onda biri kadar bile yoktur. Yedeğin yedeği ise hak getire... 2) Yahudiler babalarının, dedelerinin veya büyük dedelerinin yaptığı işi yapmaya özen gösterirler. Yani yaptıkları işte ailelerinin bilgi birikimi vardır. Kuşaktan kuşağa aktarılır. Bir Yahudi eczacıysa muhtemelen babası da dedesi de eczacıdır. Çocukları ve torunları da eczacı olur. Biz de baba evladı, evlat babayı beğenmez. Evlatlar özellikle babalarının yaptığı işi yapmamaya özen gösterir. Babasının yaptığı işi yapmayı "ayıp" kabul eder. Türkler ataerkil görünümlü anaerkil bir toplumdur. Çocuklar amcadan daha çok dayıya yakındır. Çocukluğundan itibaren annenin de etkisiyle tüm kurgusu babayı beğenmemek üzerinedir. Bunların doğal sonucu olarak Türk ailelerinde ticaret bilgi birikimi oluşmaz. Oluşsa bile kuşaklardan kuşaklara aktarılmaz. Servet, kazananla toprak olup gider. Çoğu kişi servetini ömrünün sonuna kadar koruyamaz. 3) Yahudiler 10 liraları varsa 1 liralık hayat yaşarlar. Gösterişten genel olarak kaçınırlar. Dikkatleri üzerlerine çekmemek için uğraşırlar. Mütevazilik öncelikli tercihleridir. Türkler ise parayı ve serveti gösteriş için kazanır. Harcar. 10 lirası varsa "100 lirası var" havası oluşturmayı sever. Gösterişte kullanılmayacak serveti "lüzumsuz" olarak görürler. Arapların ticaret yetenekleri Yahudilerden aşağı kalmaz. Bir Arap atasözü der ki: Bir baba kudretinden aşağı derecede, çocukları kudreti nisbetinde, kadını da kudretinin fevkinde giyinmelidir. 4) Yahudiler aile içi eğitime çok önem verirler. Milattan Sonra 70 yılında Romalılar İsrail'i yerle bir ettikten sonra Yahudileri dünyanın dört bir tarafına dağıtmışlar. Yahudiler ayakta kalabilmek için her aileyi okul haline getirmişler. Çocuklarına 3 -4 yaşında İbranice'yi 7 yaşında Yidişçe'yi öğretmişler. Bir de yaşadıkları ülkenin dilini öğrenmişler. Evrensel dillerden en az birini de bilirler. Yani bir Yahudi en az 3-4 dil bilir. Türkler eğitime önem vermezler. Anadillerine bile hakim değillerdir. Dünyanın her yerinde el-kol ile anlaşırlar:) Evrensel dillerden sadece el-kol ile anlaşmayı bilirler. Ana dilden sonra nüfusun tamamı bu dili bilir:) 5) Yahudiler ticaretten kazandıkları parayı genelde nakitte ve nakite kolay dönüşecek varlıklarda tutarlar. Türkler ise parayı nakite en zor dönüşecek varlık grubu olan taşa toprağa yatırırlar. 6) Yahudiler çocukları öğrenciyken hafta sonları ve yaz tatillerinde çocuklarını çalıştırırlar. Burada ince bir detay vardır. Kendi iş yerlerinde değil. Başka Yahudi ailelerin iş yerlerinde... Niye? Başka ailelerdeki ticaret kültürünü görsün. Kendi ailesindeki ticaret kültürü ile karşılaştırsın. Eksiklikleri ve yanlışlıkları tamamlasın diye... Türklerde ise çocuklar babalarının iş yerlerinde "prens" ya da "prenses" ünvanıyla iş hayatına atılır. Sonrası malumunuz:) 7) Yahudilerin önceliği komisyonculuktur. Yani sermaye koymadan para kazanmaktır. Bir Yahudi oğluna ticareti öğretiyormuş. Tavsiyesi şu olmuş: Oğlum çok para kazanmak istiyorsan bir şeyler yap-sat. Üret-sat. Daha çok kazanmak istiyorsan al-sat. Daha daha çok kazanmak istiyorsan almadan sat. Önce sat. Sonra al. Türklerde ise komisyonculuk muteber bir iş değildir. Yapılacak işe sermaye bağlanır. Sermaye bağlanmadan iş yapmayı Türklerin hafsalası almaz. ???? Yahudilerde iş yaptıkları insanları kalkındırmak esastır. İş yaptıkları insanlar ne kadar kalkınırsa kendilerinin de kazançları o oranda artacağına inanırlar. Türkler ise iş yaptıkları insanları düşman olarak görür. İş yaptıkları insanların kendileri için yaptığı işte zarar etmesinden keyif alır. 9) Yahudiler yılın belli bölümlerden dünyayı dolaşır. Yenilikleri görür. İnceler. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki yeni ürünleri gelişmemiş ülkelere götürerek para kazanır. İnovasyona açıktır. Türkler ise işlerinden başlarını kaşıyacak vakitleri yoktur. Değişime kapalıdır. Bir yol tuttururlar. Tutturdukları yolun sonsuza kadar gideceğine inanırlar. 10) Dünyada seks endüstrisinde para harcayan 4 millet vardır. Bunlar sırasıyla; Araplar, Yahudiler, İtalyanlar ve Türklerdir. Yahudiler her ne kadar çapkınlık ve kaçamak yapsalar da aile birliğini ayakta tutmaya çalışırlar. Yattıkları fahişelerle evlenmeyi düşünmezler. Türkler ise parayı bulduktan sonra yaptıkları ilk iş ya boşanmak ya ikinci evlilik ya da metres ilişkisidir. Ailenin önemini genelde serveti kaybettikten sonra anlarlar. 11) Yahudilerde aile birliği ve dirliği esastır. Aile huzuru önemlidir. Aile içi çatışmalardan kaçınılır. Sorunlar yaşanmaz mı? Mutlaka yaşanır. Ama çözülmesi için aile üyeleri elinden geleni yapar. Türklerde ise servet oluşmaya başladıktan sonra aile içi gerginlikler artar. Kim kime dum duma psikolojisine girilir. Aile içi savaşlar servetin bitmesine neden olur. 12) Yahudiler tüm anlaşmaları yazılı olarak yaparlar. Sözleşmeye önem verirler. Sözleşme işin parçasıdır. Türklerde ise her şey güvene dayalıdır. Sözleşme istemek karşısındakine hakaret olarak kabul edilir. Durumun özeti 80 yaşın üstündeki bir avukata atfedilen şu sözü hatırlayın: Yaklaşık 60 yıla yakın meslek hayatımda baktığım davaların yüzde 90'ından fazlası güvene ve güvene dayalı ilişkilerden kaynaklanıyordu. 13) Yahudiler bir işi araştırıken olumlu ve olumsuz tüm yönlerini didik didik incelerler. Öncelikle olumsuz yönlerine dikkat kesilirler. Matematiksel düşünceden hiç ayrılmazlar. Kesin kazancı görmeden kolları sıvamazlar. Türkler ise bir işe inanmaları yeterlidir. İnandıktan sonra işin hep olumlu taraflarını düşünürler. Olumsuz taraflarını söyeleyenleri sevmezler. 14) Yahudilerde tasarruf kültürü vardır. Günlük, aylık veya yıllık kazancın belirli bir kısmını "yedek akçe" olarak ayırırlar. Türkler geçmişte tasarrufa önem verirdi. Tencere pişirip kapağında yedi. 1980 sonrasında tasarruf kültürünü bir yana bıraktı. Şimdilerde borçla yaşıyorlar. 15) Yahudiler girecekleri işlerde başkalarının deneyimlerine önem verirler. Başkalarının deneyimlerini önemserler. Kendilerine ders çıkartırlar. Türkler ise deneme yanılma yöntemiyle öğrenirler. Bir şeyi anlamaları için illa ki damdan düşmeleri gerekir. Damdan düşmeden öğrenmeyi bilmezler. 16) Yahudilerde dayanışma kültürü vardır. İş yaparken birbirleriyle dayanışma içindedirler. Birbirlerine el verirler. Ticarette birlik ve beraberlik içinde hareket ederler. Türklerde ise dayanışma yerine savaş vardır. Birbirlerinin kuyusunu kazmaya meraklıdırlar. Hasetle hareket ederler. Başarana çamur atarlar. Başaranın tepesi üstü çakılması için elinden geleni yaparlar.

  • barbaros_529 | 11 Kasım 2020 04:36

    vay siyonistlere bak sen

  • Sait BOZATLI | 28 Temmuz 2020 00:31

    MALATYA NET HABERİ VE YAZARI KUTLUYORUM BÖYLESİNE BİLİMSEL GERÇEKLERE DAYALI ÇALIŞMA TAKDİRE ŞAYANDIR. YAZARIN BU YAZISI AYNI ZAMANDA MÜSLÜMANLARIN BİR BİRİNİN ETİNİ YEMEKTEN BİLİME SANATA VE İLME NE KADAR UZAK OLDUĞUNU DA NET OLARAK AÇIKLAMAKTADIR. ÇAĞIN GERİSİNDE KALDIĞIMIZ İÇİN ARTIK UYANMA ZAMANI...

  • Ahmet ışık | 27 Temmuz 2020 22:41

    ????

  • Sadiye | 24 Temmuz 2020 12:27

    Akif Bey, eline emeğine sağlık güzel izah etmişsin evet üşenmeden yorulmadan. Malesef biz hep hazırı severiz.

  • A.NURPER BOZOK | 24 Temmuz 2020 10:08

    Yerinde bir tesbit kaleminize sağlık sn.Akif Beytur Üstad

  • Sümeyye Yılmaz | 24 Temmuz 2020 00:22

    Kişinin kıymeti dilinin altında ve kaleminin ucunda gizlidir derler, kaleminizle ölümsüzlüğü yakalamış yeni nesillere ışık tutan kıymetli bir eser ortaya çıkarmışsınız. Şöyle ki toplum olarak ömür boyu doymanın yolunu, balık tutmayı ögreten bu satırların çoğalmasını istiyoruz böylelikle sayın Beytur da tarafımızca unutulmamayı garantilemiş olacaktır. Hürmetler...

  • Aynur Sarıcı | 23 Temmuz 2020 19:13

    Çok isabetli ve açıklayıcı bir yazı olmuş kaleminize sağlık.. Demek ki neymiş çalışmanın üretmenin araştırmanın okumanın dili dini ırkı olmazmış ve çalışan kazanırmış..

  • Muzaffer Dönmez | 23 Temmuz 2020 15:38

    Çok güzel bir makale tebrik ederim çok çalışarak beğenmediklerimizden veya beğenmek istemediklerimizden daha başarılı olmak Zorundayız

  • Kemal şatır | 23 Temmuz 2020 15:10

    Elinize sağlık çok isabetli olmuş

  • Niyazi Derindağ | 23 Temmuz 2020 12:18

    Akif bey, yaraya tuz basmışsın yazında. Basın dünyada onların elinde. İnşallah bu değişiyor.

  • MUSTAFA DOĞAN | 23 Temmuz 2020 11:50

    Tarih boyunca çeşitli badireler ve sıkıntılar yaşayan Yahudilerin var olmak için iki şeye önem vermeye başladığı görülür. Birincisi "para" ikincisi ise "bilgidir". Tarihsel vakıa parayı ve bilgiyi kontrol edenlerin Yahudiler oldğunu ortaya koyuyor. Malesef dünyayı yöneten derin akıl, Yahudi zihniyetinin rengiyle boyanmıştır. Gayet açık ve net anlatımla ifade etmişşsiniz.

  • Yeter | 23 Temmuz 2020 09:47

    Düzeni değiştirmek için değişmeliyiz

  • Kemal | 23 Temmuz 2020 09:45

    Harika. Kaleminiz çok güçlü.

  • Feyza | 23 Temmuz 2020 01:16

    Müslümanlar olarak artık sorgulamalıyız, araştırmalıyız. Bu düzen böyle gitmemeli

  • Ayşe | 23 Temmuz 2020 01:15

    Ne de akıcı bir dille izah etmişsiniz. Ders niteliğinde

  • Cengiz | 23 Temmuz 2020 01:14

    Akif bey, dünyayı kölesi haline getiren Yahudileri iyi ifade etmişsiniz. Buna karşı müslümanların acizliği..

  • Fikret | 22 Temmuz 2020 21:46

    Tebrik ederim inşallah müslüman alemi'de bir an önce silkelenip başarılı olur her alanda saygılar

  • Murat | 22 Temmuz 2020 20:22

    Çok güzel yazmışsınız. Yazınız, Prof. Dr. Niyazi Kahveci'nin Çağımız ve Türkiye kitabının özeti gibi. Yıllardır İslamiyet'i Filistin ve Yahudiler üzerinden yorumlayan ezber ve sığ bakış açısını kırmış olmanızı kutluyorum. Kaleminize sağlık.

  • Musa | 22 Temmuz 2020 00:47

    Sayın Akif bey yazilarinizi ve sizi cok iyi takip ediyoruz basarilarıniz devamıni temenni ediyoruz

  • Ömer | 22 Temmuz 2020 00:42

    Sayin Beytur analiziniz cok iyi devamını bekliyoruz insallah uyanırız bu gafletden

  • Ali Çamur | 21 Temmuz 2020 22:45

    İslam dünyasının kanayan yarası;eğitim. Bu yaranın kapanması için canla başla çalışılmalı. Yazara bu yazısı için teşekkür ederim. İnşallah şimdi ve gelecekte okuyan, gelişen, büyüyen ve dünyaya islamın ışığını rehber kılan nesiller yetişir. Allah'ın rahmeti ve bereketi tüm müslümanların üzerine olsun.