Sahte belgenin hukuki tanımı ve cezai yaptırımı


Türk Vergi sisteminde kanun koyucu, belge düzenine aykırı olan sahte belge düzenleme ve kullanma fiilleri için 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)'nun 359. Maddesinde yer alan diğer kaçakçılık fiillerine nazaran daha ağır bir cezai yaptırım öngörerek, cezanın önleyici fonksiyonunu ön plana çıkarmayı amaçlamış, doğrudan mali hukuk sistem açısından belge düzeninin zayıflatılmasının önüne geçmeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.

Kanun koyucu Vergi, Resim ve Harçların sağlıklı bir şekilde toplanıp ülke yararına kullanılabilmesi için vergiye esas olan bu belgeleri diğer sahtecilik türlerine göre özel bir kanunla düzenlenmiş ve bazı sahtecilik suçlarına göre daha ağır bir yaptırım öngörmüştür. Ancak devleti vergi kaybına uğratan, ekonomiyi olumsuz etkileyen, (terör örgütlerine finans sağlayanlar) tacirler arasında haksız rekabete yol açan sahte belge düzenlenmesi ve kullanılması fiilleri, idarenin ve yargının tüm çabalarına rağmen önlenemediği açıktır.

Vergi kaçırmanın psikolojik, sosyolojik, ekonomik çok nedenleri olsa da asıl amaç, sahte fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi ve kullanılması suretiyle vergiye esas kazançları kayıt dışı bırakarak, hiç vergi ödememek ya da daha az vergi ödemek için, komisyon karşılığı fatura bastırıp kazanç sağlamaktır. Vergi suçları içinde sahte fatura düzenlemek ve defter belge ibraz etmemek yaygın görülen suçlardandır. 213 sayılı VUK’ nun 359 mad. göre sahte belgenin tanımı, “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir”. Şeklindedir.

Sahte belge tanımı salt fatura niteliğindeki belgeleri kapsamamakta olup, içeriğinin hukuken çok daha geniş bir kavram olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Günlük hayatta bir çok kez karşılaştığımız sahte fatura ise; satılan bir mal olmamasına veya yapılan bir iş olmamasına rağmen, satılan bir mal veya yapılan bir iş hizmet varmış gibi gösteren fatura olarak tanımlanabilir. Halk arasında ve uygulamada ise sahte fatura için “naylon fatura” ifadesi de kullanılmaktadır. Ancak bu ifadenin, hukuki bir terim olmamasına rağmen yazarlarca ve mahkemelerce çeşitli kurumlarca kullanılması eleştirilmek suretiyle tenkit edilmiştir. 

Vergi kaçakçılığı suçu açısından “sahte belge düzenlemek” ve “sahte belgeyi kullanmak” fiilleri birbirinden bağımsız olup, VUK m.359/b bendinde yer alan bu fiillerin “seçimlik hareketli suçlar” olarak düzenlendiği görülmektedir. Suçun gerçekleşmesi için vergi kanunları uyarınca düzenlenen, kullanılan, saklanan veya ibraz mecburiyeti bulunan bir belgenin tek başına sahte olarak düzenlenmesi veya başkası tarafından sahte olarak düzenlenmiş bir belgenin kullanılması, suçun unsurlarının gerçekleşmesi, dolayısıyla vergi kaçakçılığı suçunun oluşması için yeterlidir. 

“Aynı belgede” sahtecilik ve yanıltıcılık unsurlarının bir arada bulunması halinde, TCK m.44’te düzenlenen "fikri içtima" hükümleri gereğince faile, en ağır cezayı içeren sahte belge düzenleme veya kullanma suçundan ceza verilmesi gerekmektedir. Satış için düzenlenen faturaya gerçekte var olmayan bir satışın eklenmesinde ise, kısmi sahtecilik gündeme gelebilecektir. Gerçekte olan bir durumun sadece unsurlarında farklılığa gidilmek suretiyle gerçeği yansıtmaktan uzaklaşılması, o belgeyi muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge haline getirdiği açıktır.

Muhteviyatı itibariyle yanıltıcılık ve sahtecilik unsurlarının birlikte bulunduğu aynı faturada, irade beyanını yansıtan imza ve fatura bir olduğundan, iki eylemin varlığından bahsetmenin mümkün olmadığı, biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı sebebi de sayılmadığından, bir fiille VUK m.359/a-b hükümlerinde tanımlanan birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verildiğinin kabulü ile “fikri içtima” müessesinin uygulanması esas teşkil ettiği açıktır.

Esasen, sahtecilik ve yanıltıcılık faaliyetini içeren iki farklı eylem gerçekleştirildiğinden bahisle iştirak etmemekteyiz ; Çünkü TCK m. 44’te bir fiilin icrası ile birden fazla farklı suçun oluşması hali düzenlenmiştir. Aynı belgede, gerçekte hiç alınmayan bir malın gösterilmesi ile alınan bir malın içerik itibariyle değiştirilip fiyatı farklı olan diğer bir malla değiştirilmesi ayrı fiillerdir. İki farklı eylemin varlığı, TCK m.44’ün uygulanmasına engel teşkil edecektir. TCK m.44 anlamında eylemde birlik, ancak fiilin aynı fiil olması ile mümkündür. Fatura bir olsa da, fatura üzerinde kayıtlı işlem iki veya üç ayrı alışverişi konu edebilir. Eylemin birliği, fatura üzerinde imzanın ve dolayısıyla beyanın tekliği ile açıklanamaz. Burada asıl mesele, düzenlenen fatura olmayıp faturanın içeriğinde geçen alışveriş sayısıdır.

Naylon / Sahte fatura şekil ve görünüş açısından kanuna uygun olarak düzenlenmesine rağmen, temelinde herhangi bir hukuki ilişki söz konusu değildir. VUK’nun 227.mad. göre kanunda belirtilen zorunlu bilgileri içermeyen belgeler hiç düzenlenmemiş sayılacağından, zorunlu bilgileri içermeyen faturalar bu suç kapsamında mütalaa edilemez.

Bize göre ise, gerçekte sahte olarak düzenlenen faturaların “bilinçli olarak” Kanunda sayılan zorunlu unsurlardan en az birine yer verilmemesi sahte belge misyon ve görevi için düzenlenen bu belgeyi geçerli bir belge olmaktan çıkartacağı iddiasıyla suçun ortadan kalktığını iddia etmek hukuken mümkün olmamalıdır. Aksi durumda, ortada düzenlenen bir suç unsuru belge gerçeğini görmezden gelerek, tüm zorunlu unsurlara yer veren mükellefler aleyhine ve hakkaniyete göre ağır haksız sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilecektir. Kaldı ki, pek çok yargı kararında belgelerde zorunlu bilgilerin bir kısmının bulunmaması belgenin sıhhatini şekil şartı dışında etkilememekte ve KDV indirimlerinin reddinin yasal olmadığı vurgulanmaktadır.

Bu gerekçelerle, kanımca suçun tanımını, adil yargılama ilkelerini ve hakkaniyet kurallarını dikkate alarak sahte belge düzenleme fiili suçu, söz konusu belgeler düzenlenerek tam anlamıyla gerçekleşmiş olmaktadır. Kanun koyucu suçun varlığını belgenin herhangi bir şekilde sıhhatine bağlamamış, belgenin kullanılıp kullanılmadığına bağlamamış, sadece ve sadece gerçek bir muamele veya durumun olup olmadığına bağlamıştır. Gerçek bir durumu temsil etmeyen ilgili belgelerin açıkça düzenlendiği anda sahte belge olarak değerlendirilmesi yasal zorunluluk arz etmektedir.
Bu kapsamda, belgelerin zorunlu bütün nüshaları sahte olabileceği gibi, asıl veya suretlerinden biri de sahte olabilir. Keza, belge tamamen veya kısmen de sahte olabileceği gibi hem kısmen sahte hem de muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olabilir.

VUK m.359/b’de, suça konu belgenin “vergi kanunları uyarınca düzenleme, saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belge” olma niteliği, suçun maddi unsurunun ön şartı olarak düzenlenmiştir. Bu niteliği haiz bir belgenin yalnızca düzenlenmesi m. 359/b’deki suçun oluşması için yeterlidir.

Ancak, sahte olarak düzenlenen herhangi bir belge hakkında failin vergi kaçakçılığı suçundan cezalandırılabilmesi için belgenin, vergilendirmeye ilişkin sonuç doğuran işlemlerde kullanılması gerektiğini iddia eden görüşler de mevcuttur. Bu görüşe, kanun hükmünün izin vermediği gerekçesiyle “düzenleyen” için kesinlikle bu teze katılmak mümkün değildir.

Zira kamu düzenini bozma amacı taşıyan, belki vergi kaçırma amacı taşıyabilecek bir belge artık kendisinden beklenen kamusal görevi ifa edemeyecektir ve kanun hükmünün gerekçesine uygun bir fiil vuku bulmuş olacaktır. Kullanıcı içinse, kullanma fiili gerçekleşmeden suç varlığı ortaya çıkmayacağından bu teze kısmen katıldığımızı belirtmek zorundayım.

Vergi kanunları uyarınca düzenlenen, saklama veya ibraz mecburiyeti bulunan belge dışında herhangi bir belgenin, vergisel amaçlar dışında kullanılmak üzere düzenlenmesi durumunda VUK m.359’da düzenlenen vergi kaçakçılığı suçu değil, belgenin niteliği ve kullanıldığı yere göre TCK.’nunu’ n da düzenlenen belgede sahtecilik suçu gündeme geleceği muhakkaktır.

Ceza hukukunda evrakta sahtecilik suçları genel olarak 207. Madde de “özel belgede sahtecilik” ve 204. Madde de “resmi belgede sahtecilik suçu” olmak üzere iki çeşittir. Kaçakçılık suçları arasında VUK md.359/b’de yer alan sahte belge düzenleme ve kullanma suçu, TCK’daki genel evrakta sahtecilik suçlarının özel kanunda düzenlenmiş biçimidir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) genel Ceza Kanunu karşısında özel bir kanun niteliğinde olduğundan, belgede sahtecilik teşkil eden vergi suç ve cezaları açısından TCK hükümleri değil, vergi kanunu hükümleri uygulanacaktır (Özel Kanunun Üstünlüğü İlkesi). Sahte belge düzenlenmesinde, gerçeğe aykırılık olgusu olarak sahtecilik amaç değil, araçtır.                     

Kanun koyucu VUK’nın 359. Maddesinin b-2 (5728 SK. Değişikliğiyle 359/c) bendinde, araç-belgenin sahte olarak basımını, yani hazırlık hareketini ceza yaptırımına bağlayarak konuya verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır.

Mükelleflerin kullanacakları belgeleri nereden ve ne şekilde temin edecekleri hususu VUK. Uyarınca Vergi Mükelleflerince Kullanılan Belgelerin Basım / Dağıtım Hakkında Yönetmelik ve 164 SIRA NOLU VUK GENEL TEBLİĞİNDE  düzenlenmiştir. Buna göre mükellefler, vergiye esas düzenlemek zorunda oldukları belgeleri, Maliye Bakanlığı ile anlaşmalı matbaalarda bastırmak ya da noterlere tasdik ettirmek suretiyle kullanacaklardır. Ayrıca, VUK’un Mükerrer 257/2. Maddesi ile Maliye Bakanlığına, mükellefler için tahsilat ve ödemelerin banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle belgelendirilmesi zorunluluğu getirme yetkisi verilmiştir.

459 SIRA NOLU VUK.GENEL TEBLİĞİ : mükelleflerin 7.000 Türk lirasını aşan tahsilat ve ödemelerin; banka, özel finans kurumları veya PTT aracılığıyla yapmaları ve bu kurumlarca düzenlenen belgeler ile belgelendirilmesi zorunluluğu getirmiştir. Fatura, mal veya hizmet satan, iş yapan için gelir, mal ve hizmet satın alan, iş yaptıran için gider belgesidir. Bu nedenle fatura ve benzeri belgeler en az iki nüsha düzenlenir. Biri satıcıda kalır, bir nüsha da alıcıya verilir.

Mükellef olan taraflar kayıt düzeni gereği belgeyi yasal defterlerine işleyerek kaydeder. Belgelerin karşılıklı olması yükümlüleri vergi kaçağından alıkoyar. Yükümlü, kendisi incelenmemiş olsa bile, karşıt inceleme ile yakalanma duygusu ile dikkatli davranır. Bir mükellef hakkında vergi incelemesi yapılırken, belge, kayıt ve işlemlerinin doğruluğunun tespiti için gerektiğinde, başka bir mükellefin kayıt ve belgelerinin incelenmesi gerekebilir. Uygulamada buna karşıt inceleme denilmektedir. Alıcı nezdinde inceleme yapılıyorsa satıcı, satıcı nezdinde inceleme yapılıyorsa alıcı nezdinde inceleme yapılarak, mutabakat sağlanması elzemdir.

SAHTE BELGENİN KURUMLAR VERGİSİ VE GELİR VERGİSİ BEYANINA ETKİSİ

Naylon/Sahte faturaların gelir vergisi ve kurumlar vergisinde işletmelere yarattığı durum ise; mükellefler sahte düzenlenen belgede (fatura) yazılı mal veya hizmeti aldığını ve işletmenin imalatında kullandığını kanıtlaması halinde sahte fatura tutarı gider veya maliyet unsuru olarak kabul edilmelidir. Alınan faturanın sahte olması, bu faturada yazılı gider, malzeme vb. harcamaların, yapılan işle ilgili olarak bir gider ya da maliyet unsuru kabul edilmesine engel değildir. Danıştay’ın müstakar hale gelen kararları bu yöndedir. Danıştay bu konuyla ilgili “sahte olduğu ileri sürülen faturaların et, peçete ve havlu alımlarıyla ilgili olduğu lokanta işleten davacının bu alımlar olmadan faaliyetini sürdüremeyeceğini, bu alımların gerekenden fazla olduğuna dair bir tespitin de bulunmadığı durumda, gerçek harcamaya ilişkin olmadığı hususunda tespit yapılmadan, kazancın belirlenmesine esas olan giderlerin kabul edilmeyerek matrah farkı olarak dikkate alınmasında isabet yoktur” şeklinde hüküm kurmuştur.

SAHTE BELGENİN KDV MAHSUBUNA ETKİSİ

Naylon/Sahte faturaların Katma Değer Vergisi (KDV) karşısındaki durumu ise; mükelleflerin belgelerdeki KDV’leri indirime konu edebilmeleri belgenin gerçek mal veya hizmet hareketine dayanmasına ve şekli unsurları taşımasına bağlıdır (KDVK.m.29 ve 34). Sahte belgelere istinaden yapılan KDV indirimleri kabul edilmez. Çünkü sahte faturalarda gösterilen KDV, gerçekte yüklenilen vergiler olmayıp tamamen fiktiftir. Paravan kişi ve kuruluşlarca düzenlenen sahte faturaların kayıtlara geçirilerek KDV indiriminden yararlanılması durumunda, gerçekte, hazineye ödenmiş bir KDV olmadığından, vergi ziyaı cezası doğmaktadır.  Nitekim, sahte faturalara dayanarak Hazineye intikal etmeyen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün değildir. Faturaların gerçek bir mal teslimine dayanmadığı ve içeriği itibarıyla naylon-sahte yanıltıcı olduğunun somut ve açık olarak tespiti ve bu faturalar üzerinde gösterilen KDV’lerin ödenmediğinin anlaşılması halinde haksız ve yersiz indirim yapıldığını açıklamaktadır.

SAHTE BELGE TESPİTİNDE SORGULANMASI GEREKENLER

İdare tarafından bir belgenin sahte olup olmadığına yönelik tespit esnasında öncelikle aşağıdaki hususların somut bulgularla açıklığa kavuşturulması gerekmektedir :

a–  Gerçek bir emtia/ mal teslim ve/veya hizmetin yapılıp yapılmadığı,

b–  Herhangi bir ödemede yapılıp yapılmadığı,

c-  Ödemenin (banka, çek, senet, kasa, ptt, kredi kartı vb.) yapılıp yapılmadı,

ç–  Emtianın/Malın nakliyesi ve karşı tarafa teslimiyle ile ilgili (irsaliye) tespitler,

d-  Naylon/Sahte belge ticareti amacıyla mükellefiyet kaydı söz konusuysa düzenleyicinin mükellefiyet kaydının terkin edilip edilmediğine ilişkin tespitler,

e-  Mükellefin söz konusu belgelerdeki mal ve/veya hizmetleri gerçekten alıp almadığının ilave çalışmalarla (kaydi envanter, randıman, karşıt inceleme ve tespit gibi) desteklenmek suretiyle bağımsız kuruluşlarca incelenip değerlendirilmesi,

f-  Sahte belge oldukları tespit edilmiş olan belgelerin tutar ve mahiyet bazında tetkik edilerek, bu belgelerde yer alan emtia mal ve/veya hizmetlerin mükellefin söz konusu dönemdeki iş ve işlemlerinin niteliğine, stok durumuna, sermaye ve ödeme kapasitesine uygun olup olmadığının incelenip değerlendirilmesi,

g-  İnceleme dönemine ait beyanları tetkik edilmek suretiyle, mükellefin vergi ödeme gayretlerinin değerlendirilmesi, sürekli olarak devreden kdv beyanı veya iş hacimlerine uygun tutarlarda kdv ödenmemesi veyahut sektör ortalamasının altında karlılık beyanı gibi hususların incelenmek suretiyle açıklığa kavuşturulması önem arz etmektedir.

Danıştay …kararında, “düzenlenen belgeler bu belgelere dayanarak gerçekleştirilen defter ve kayıtların vergilendirme işlemlerine esas alınabilmesi için öngörülen biçimsel kurallara uygun olması yeter ki olmayıp, ayrıca vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti ile de uyumlu olması gereklidir. Şeklinde hüküm kurmuştur.

Fatura alınan şahıs hakkında yapılan tespitte, söz konusu şahıstan alınan faturalara ilişkin gerçek bir mal tesliminin olmadığının anlaşılması halinde, bu faturalara ilişkin indirim konusu yapılan KDV’lerin indirimlerinin kabul edilmemesi suretiyle yapılan tarhiyat yasaya aykırı bulunmaz” görüşünü ortaya koymuştur.

Belgeyi düzenleyen ve kullanan kişi ayrı kişi veya mükellefler olabileceği gibi aynı kişi de olabilir. Normal şartlarda sahte belgeyi düzenleyen mükellefler ile kullanan mükellefler farklı kişilerdir. Ancak, bir kimse kendisinin sahte olarak vücuda getirdiği belgeyi kullanacak olursa kullanma fiilini değil, düzenleme fiilini işlemiş olduğu kabulüyle işlem yapılır.

Katlanılan cezai riskler açısından sahte ve yanıltıcı belge kullanmak ile belgesiz kayıt yapma karşılaştırılması sonucunda, sahte belge kullanıldığında vergi ziyaının üç katı para cezası ile birlikte hapis cezası söz konusu olduğu, oysa belgesiz kayıt durumunda sadece bir kat para cezasına maruz kalındığı belirtilerek belgesiz kayıt yapılmasının daha akılcı bir davranış olduğu ileri sürülmüştür.

Türk Vergi kanunlarına göre, sahte belge düzenleme ve kullanma suçuna konu edilebilecek belgeler.

1-Fatura (VUK M. 229-231),

2-Sevk İrsaliyesi (VUK M.230),

3-Perakende Satış Vesikaları (Perakende Satış Fişleri, Makineli Kasaların Kayıt Ruloları, Giriş ve Yolcu Taşıma Biletleri) (VUK M. 233),

4-Gider Pusulası (VUK M. 234),

5-Müstahsil Makbuzu (VUK M. 235),

6-Serbest Meslek Makbuzu (VUK M. 236, 237),

7-Ücret Bordrosu (VUK M. 238, 239),

8-Taşıma İrsaliyesi, Yolcu Listesi ve Günlük Müşteri Listesi (VUK M. 240).

213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) ’un “Yetki” başlıklı mükerrer 257’nci mad. hükmü uyarınca Maliye Bakanlığı’nın söz konusu maddedeki yetkiye dayanarak düzenlemesini zorunlu kıldığı belgeler de suçun konusu olabilmektedir. Ancak, bu durum kanımca “suçta ve cezada kanunîlik” ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

Zira, VUK’nın mükerrer 257’nci maddesi, Maliye Bakanlığı’na kanunlarda belirtilmeyen bir belgenin düzenlenmesini zorunlu kılma yetkisi vermiş ise de; bu düzenleme devletin cezalandırma yetkisinin sınırsız ve keyfi bir şekilde kullanılmasını önleyecek ve bireye idarenin müdahalesine karşı güvence sağlayan “kanunîlik ilkesine” aykırılık oluşturabileceği açıktır.

Evrensel Hukuk ta ve Türk Yargı sisteminde ;

•  Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi gereği, hiç kimse kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.

•  Hiç kimse kanunda gösterilen ceza dışında bir ceza ile veya kanunda gösterilen cezadan daha ağır bir ceza ile cezalandırılamaz. Kanun yapma yetkisi yasama organına ait bir yetkidir.

İdarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza içeren kurallar koyma yetkisi bulunmamaktadır. Bu ilke kişilerin keyfi olarak cezalandırılması ihtimalini de ortadan kaldırdığı açıktır.

213 sayılı VUK’nın 359/b mad. öngörülen sahte belge düzenlemek veya kullanmak suçunun oluşabilmesi için söz konusu belgelerin “vergi kanunları uyarınca düzenleme, saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan” belgelerden olması gerekmektedir.   Bu durum sahte belge düzenleme suçunun ön ve esaslı koşulu olduğu açıktır.

SUÇ VE FİİL : Suça konu edilen fiil; Türk Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen, saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösteren belgelerin asıl veya suretlerinin tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlenmesi ya da söz konusu belgelerin kullanılmasıdır. Belgelerin asıl ve / veya suretlerinin kısmen veya tamamen sahte olması, suçun oluşumu için yeterlidir. Vergi kanunları uyarınca düzenlenmesi gereken belgelerin sahte olarak düzenlenmesi, suçun oluşumu için yeterli olup, ayrıca bu belgelerin vergi yasalarına göre kullanılması ve/veya vergi ziyaı doğması da gerekmemektedir.

Sahte belge düzenleme suçunun oluşabilmesi için belgelerdeki yazı, rakam ve imzaların mutlaka şirket ortaklarına ait olması gerekmemektedir. Onlar adına hareket etmeye yetkisi bulunan kişilerce bu belgelerin düzenlenmiş olması halinde de suçun oluşacağı kabul edilmelidir. Söz konusu belgelerin düzenlenmesi yeterli olup sahte belge düzenleme suçu açısından belgenin ayrıca kullanılması gerekmez. Ayrıca, bu belgelerin defterlere kaydı da suçun oluşumuna özel bir katkı sağlamaz. Belgenin düzenlenmesi suçun oluşumu için yeterlidir. Buna karşın, sahte belge kullanma suçu için ise sahte belgenin en azından deftere kaydedilerek kullanılması gerekir.

Kullanma fiili için sahte belgenin gider olarak dikkate alınması veya KDV indirimine konu yapılması gereksizdir. Sahte içeriği bulunan bu belgelerin KKEG olarak dikkate alınsa dahi, kamu güvenini yok edici veya aşındırıcı şekillerde defter ve kayıtlara intikali suçun oluşumu için (suç için aranan diğer genel ilkelerin varlığında) yeterli düzeyde katın vasfı taşımaktadır.


SUÇ VE SUÇUN FAİLİ : Yargıtay 11.CD, 04.10.2001 tarih, E. 2001/8652, K. 2001/9034 ilamında, Adi Ortaklıklar açısından ceza sorumluluğunun belirlenmesi yönünden, adi ortaklığın yönetiminde sanıklar arasında işbölümü olup olmadığı, suçun oluşumundaki rol ve temsil yetkisinin bölüşümün de ki ağırlık ve sınırların araştırılarak sonucuna göre sanıkların hukukî durumunun tayin ve tespiti gerekmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre yalnızca gerçek kişiler fail olabileceğinden, tüzel kişilerin cezai sorumlulukları bulunmamaktadır. Tüzel kişilerin sorumluluğunu düzenleyen VUK’nın 333’üncü mad. göre, vergi kaçakçılığı suçunun işlenmesi halinde öngörülen ceza “bu fiili işleyenler” hakkında uygulanır.

Suçun işlendiği tarihte kanunî temsilcinin kim olduğu tespit edilmelidir. Tüzel kişiyi bir tek kişi temsil ediyorsa nispeten sorun yoktur. Diğer taraftan, tüzel kişinin temsile yetkili organının birden fazla kişiden oluşması halinde, hangi temsilcinin veya temsilcilerin cezadan sorumlu olacağının belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu nedenle, ilk yapılacak şey, tüzel kişiliği kimin veya kimlerin temsil ettiğinin tespiti, daha sonra bunların suç fiili ile ilgisi, suçun meydana gelmesindeki rolü, etkisi, ağırlığı, suç ile suçlu arasındaki illiyet bağının kurulmasıdır. Bu durum, 6102 sayılı TTK’ nın farklılaştırılmış teselsül ilkesi kapsamında ele alınması gereken çok önemli bir konu olduğu muhakkaktır.

SAHTE FATURA KULLANMA - DÜZENLEMEDE AYRI AYRI SUÇ BULUNMASI DURUMU

YARGITAY 11. Ceza Dairesinin, E. 2012/19007, K. 2014/130 sa.ve 07.01.2014 tarihli yılı İlamına göre sahte fatura kullanmak ve sahte fatura düzenlemek suçları bir birin den ayrı ve bağımsız suç oluşturması ve sanık hakkında iddianamede her iki suçtan kamu davası açılmasına göre; her yıl için iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken eylemin tek suç olarak kabulü ile tek ceza tayini isabetsizliği yasaya aykırı olduğu yönünde karara varılmıştır. Bu durumda, düzenleme ve kullanma fiilleri ayrı ayrı yaptırım gerektiren bağımsız suçlar olarak ele alınması gerekmektedir.

Malatya Net Haber Gazetesi ile İnternet ortamında 02.06.2020 tarihinde yayınlanan 2020/1 sayılı köşe yazımızı okuyup incelemek suretiyle, görüş ve düşüncelerini müspet ve menfi şeklinde yorum yapan tüm MALATYA NET HABER okuyucu ve izleyicilerine teşekkür eder saygılar sunarım. 

beyturakif@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 18

  • Nuri Çoşar | 28 Haziran 2020 21:45

    Teşekkürler

  • Bülent Çoban | 27 Haziran 2020 15:39

    Akif bey Gene gündemi sarsacak, delilli ve ispatlı yazılarınızdan birini daha kaleme almışsınız. Yazılarınızın devamını bekliyoruz. İyiki varsınız.

  • barbaros_529 | 20 Haziran 2020 20:24

    Patronuma kapat yazısı:)

  • Av. Eray Karataş | 20 Haziran 2020 16:14

    Faydalı bir makale olmuş.İçeriği ticari hayatta çok sık gözlemlenen sorunlardan biri. Konuyu detaylı ve bilgilendirici şekilde açıklamışsınız. Tebrik eder makalelerinizin devamını dilerim..

  • Musa | 17 Haziran 2020 16:46

    Yazilarinizin devamını bekliyoruz sayılar

  • İbrahim Gündoğdu /esnaf | 15 Haziran 2020 15:25

    Yazarın bu yazısını okudum beğendim. Son derece yararlı olmuş. Bu türden yazı yazmasının devamını dilerim.

  • Murat Güzel | 14 Haziran 2020 02:52

    Sahte belge kullanarak gerçekleşen vergi kaçakçılığı suçu temel olarak devlet hazinesine karşı işlenen ve maddi niteliği olan suçlardandır. Bu suçta sahte belgenin kullanımı ile bir kısım mal ve hizmet alım-satımı yasalara aykırı şekilde nitelendirilmekte, niteliği gerçek olmayan teslim ve hizmetlerin gerçekleştirilmiş gibi gösterilmesi sağlandığı konusu bu yazıda açıkça anlaşılır bir şekilde kaleme alınmış. Elinize ve kaleminize sağlık Akif hocam.

  • ibrahim Aslan | 13 Haziran 2020 21:07

    teşekkür ederiz, devamını bekleriz.

  • Kenan ilhan | 13 Haziran 2020 20:14

    Sayın Beytur cok iyi bir konuya deyinmissiniz yazılarınızın devamını bekliyoruz saygılar

  • Uğur | 13 Haziran 2020 10:02

    Açıklayıcı bi yazı olmuş tebrikler

  • Özlem Apaydın | 13 Haziran 2020 10:02

    Makale içeri çok doyurucu. Emeğinize teşekkür ederiz.

  • Abdullah Akdağ | 13 Haziran 2020 09:44

    Bu aydınlatıcı yazı ve fikirlerinizin devamını bekliyorum.

  • Hamit Karakaya | 13 Haziran 2020 09:27

    Yazı çok çıklayıcı bir uyarı, ihtiyacı olana rehber niteliğinde buldum. başarılarınızın devamını dilerim.

  • A.Nurper Bozok | 13 Haziran 2020 01:32

    Değerli Üstad; yararlı, aydınlatıcı ,eğitici bir yazı muhteşem..

  • SMMM Ayfer Özbudak | 10 Haziran 2020 15:33

    Yazıyı okudum ve beğendim. Meslektaşlarımıza ışık tutacak nitelikte. Tebrikler, Başarılarınızın devamını dilerim

  • Necmettin Çelikel/Babıali kıtabcı | 10 Haziran 2020 12:36

    Yazıyı okudum beğendim çünkü hem hukuki gemde mali yonden anahtar miteligınde sorunlara ışık tıkmakta.yazarı ve Malatya net haberı kutluyor başarının devamını dılerıö.

  • R. ÇELİKEL | 10 Haziran 2020 12:23

    Yazarım yazısını okudum beğendim çok yararlı bir hukuki kaynak teşkil ediyor başarılarınızın devamını diliyorum.

  • Mehmet ERCAN/Esnaf | 10 Haziran 2020 12:18

    Sayın yazarın köşe yazını okudum çok güzel bir kaynak hem hukuki değerlendirmeler hemde Mali vevzuat açısından yol gösterici açıklayıcı bir yazı. Dil olarak anlaşılır sade bir dil. Bu yönü takdire şayan .Konu geçişleri birbirini tamamlayıcı nitelikte. Tabir uygunsa kronolojik tema uyumlu. Aynı kalitede yazılar yazmanız dilek ve temennisiyle.DSZQ