Doğu Türkistan Basbakanı’nın Türk Dünyası’na seslenişi - SMMM Akif Beytur

Doğu Türkistan Basbakanı’nın Türk Dünyası’na seslenişi


TURAN ÜLKÜSÜNE VE TÜRK BİRLİĞİNE İNANAN BÜTÜN TÜRKLER, DOĞRUDAN KIZILELMAYA KOŞARAK, TÜRK’ÜN ATASI UYGUR TÜRKLERİ İÇİN GÖREVLERİNİ YAPMALIDIR!..  

Dış borcu GSYH’nin % 35 - 40’ına ulaşmış ülkeler, bağımsızlığı tehdit edilmeye başlanmış ülkeler olarak algılanır.  

Kırgızistan’ın Çin’e bilinen borcu bir milyar 711 milyon dolar civarındadır. Ayrıca yakın gelecekte de Kırgızistan’ın borcunun GSYH’nin %62’sinden %71’e çıkacağını tahmin edilmektedir. (Kırgız Cumhuriyeti Maliye Bakanlığı’na göre, ulusal borç yüzde 53,6’ydı) 

Kazakistan’ın Çin’e borç miktarı 13,6 milyar dolardır. Bu Kazakistan’ın toplam dış borç miktarının %8,8’ine tekabül etmektedir.  

Tacikistan’ın ise Çin’e 1,8 milyar dolar borcu vardır.  

Bu rakamlar, Türk devletleri açısından pek iç açıcı gözükmemektedir. Çin’in elde ettiği kazanımlar düşünülünce “kazan kazan” durumundan bir tarafın kazandığı bir tarafın kaybettiği duruma geçildiğini bizlere göstermektedir. Çin’in bu şekilde ülkeleri borçlandırarak onlardan doğal kaynak, toprak veya Çin’e bağımlılık elde etmeyi planladığı düşünülen ve tartışılan bir gerçektir. Hatta bu taktiğe ”Çin’in borç tuzağı diplomasisi” denilmiştir.  

Çin, yaptığı bu yatırımlarla bölgedeki etkinliğini son derece artırmıştır. Çin, eskiden beri alışkın olduğu “böl, parçala, yönet” politikasını gelişen ve değişen siyasi atmosfere göre “borçlandır, satın al ve yönet” politikasına çevirmiş gibi gözükmektedir. Elbette bu durum sadece bölge ülkeleri için değil, diğer devletler için de dikkat edilmesi gereken vahim bir durumdur.  

Orta-Asya, Çin’in ”ekonomik arka bahçesine” dönüşme yolunda ilerlemektedir Özellikle de üç Orta-Asya ülkesi ile sınırını paylaştığı Doğu Türkistan Özerk bölgesindeki Müslüman Uygur Türklerinin kendisi için bir tehdit unsuru oluşturmasını engellemeye çalışmıştır.  

Çin, komşu ülkelerin Uygur Türk gruplarına herhangi bir destek sağlamaması için ilişkilerini her açıdan geliştirmeyi amaçlamıştır. Çin, Uygur konusundaki endişesini ŞİÖ’yü (Şanghay İşbirliği Örgütü) kurarak belli bir zemine oturtmaya çalışmaktadır. Çin, ŞİÖ kapsamında, “mücadele edilmesi gereken üç tehdit” olarak belirlediği “ayrılıkçılık, aşırıcılık ve terörizm”e karşı karşılıklı güven arttırıcı tedbirler çerçevesinde ortak güvenlik sistemi inşa etmeyi hedeflemiştir.  

Çin, Amerika Birleşik Devleti’nin askerî varlığını bölgeden çıkarmak için ŞİÖ’nün terörle mücadele konusunda NATO’yla kıyaslanabilecek bir yapısı olduğunu Orta-Asya ülkelerine inandırmak için yoğun bir çaba harcamaya başlamıştır. Ancak 2005 ve 2010 yılında Kırgızistan’da meydana gelen siyasi istikrarsızlık ve Özbek-Kırgız etnik çatışmalarında, ŞİÖ’nün herhangi bir müdahalede bulunmaması için Çin’in Kırgızistan’ın içişlerine karışmama kararı almasıyla, Orta-Asya ülkeleri örgütün gerçek rolünün ne olduğunu sorgulamaya başlamıştır. Her ne kadar Çin, ŞİÖ ve BKBY projesi kapsamında bölgedeki devletlerin güçlü ilişkilere sahip olacağını belirtse de somut durumda Çin’in önceliğinin kendi güvenliği olduğu düşünülebilir.  

Son zamanlarda Çin Devleti, Uluğ Türkistan’a bölgesel birtakım yatırımlar yaptı. Çin şimdilik bölgede söz sahibi olarak gözüküyor ve “Bir Yol Bir Kuşak” diye adlandırdıkları eski kadim Turan Yolu Projesi’ni kolay gerçekleştirmek istiyor. Böyle bir düşünce, çok basit ve sonu başarısızlık ile sonuçlanacak bir stratejidir. Böylelikle Çin devletçilik yolunun son durağına doğru ilerlemektedir. 

Aslında Çin şunu yapabilir;  TURAN YOLU PROJESİ köprüsünün iki kolonu olan Türkiye ile Uyguriye ve köprünün taşıyıcı rolünü üstlenmiş diğer Türk Devletleri ile iyi bir stratejik plan yapmalıdır. Çin, öncelikle Uygur Türk problemini çözmeli, Türkiye başta olmak şartıyla Türk Devletleri ile diplomatik anlaşmalar yapmalı ve Türklerin 2400 yıl önce yaptığı gibi İpek Yol Anlaşması’nı gerçekleştirmelidir ki dünya liderlik hayalini gerçekleştirebilsin. Aksi takdirde, tek başına kâğıt para gücüne dayanarak yavaş yavaş yok olur, biter. Çin Devleti’ne hatırlatmak isteriz ki; bir bina yapılırken zemin alt yapısı nasıl sağlam olmaz ve çabuk yıkılırsa sizin de zararınız çok ve çabuk olur, yıkılır gidersiniz!.. 

Ey Çin Devleti; akıllı olun! Tarihinizden ders alın!  

Tarih içerisinde imparatorluk kuran büyüklerinizin siyasi danışmanları, askerî mareşalleri, maarif bakanları hep Uygur Türk’ü idi. Ne zaman ki Uygur Türklerine ters bakmaya başladınız, zaman zaman yok oldunuz, zaman zaman el değiştirdiniz. Ama şu bir gerçektir ki Uygur Türkleri ile kız vererek akraba olduğunuz zamanlar en güçlü olduğunuz zamanlar oldu.  

Kendi tarihinizde yazılanlardan bahsediyorum; eskiden dostça geçinip gittiğiniz Uzakdoğu milletleri, şimdi neden böyle düşman duruma geldi, hiç düşündünüz mü? Çünkü   dünyanın öbür ucunda olanlar, kendi çıkarları için sizleri ve bizleri birbirimize düşürüyor ve “böl, parçala, yönet” mantığı ile sizleri güçsüzleştirerek sizleri ve dünyayı kolay yönetmek için plan yapıyorlar.  Uzakdoğu, siz neden böyle büyük düşünemiyorsunuz? 

Kazakistan  topraklarının  Ruslar tarafından  istilaya uğraması  ve Rusların Kazakistan’ı işgal etmesi  1730’lu yıllara  kadar dayanmaktadır. Ülkelerindeki Rus işgali ve ardından gelen Rus zulmü sebebiyle Kazak Türk’ü kardeşlerimizin tarihî komşuları ve kardeşlerinin yaşadığı Doğu Türkistan’a sığınması da o tarihlerde başlamıştır. Rusların Batı Türkistan’ı işgali ve  yayılması  ise Kazakistan üzerinden gerçekleşmiştir. 19. yüzyılın ortalarında Ruslar Hokand Buhara, Hive Hanlıkları. (.Hokand Hanlığı (Özbekçe:Qo'qon Xonligi), bugünkü Özbekistan, Kırgızistan,Kazakistan, Tacikistan ve Doğu Türkistan sınırları içinde kalan bir alanda, 1709 - 1876 yılları arasında varlığını sürdürmüş olan Mangıt-Ming Hanedanlığı. Buhara Hanlığı (Buhara Emirliği) ve Hive Hanlığı ile birlikte Buhara Hanlıkları olarak anılmıştır. Başkenti Hokand olan hanlığın yönetimi içerisinde, Uygurlar, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Kazaklar, Farslar, Kıpçaklar, Soğdlar,  bulunmaktaydı. Yönettiği şehirlerarasında; Hokand, Taşkent, Buhara, Semerkand, Margilan, Namangan, Fergana, Andican, Türkistan, Çimkent, Taraz(Talas), Bişkek, Oş, Kanibadam, Zaferabad, İsfara, Aksu, Avat, Kuchar, Kaşgar, Hoten vb şehirler bulunmaktaydı. Qo'qon Xonligi Hokand Hanlığı 1709-1876)     ile  Son Kazak Hanlığının topraklarını de bir biri ardı sıra   işgal etmiştir. 

Bugün Doğu Türkistan’da yaşayan Kazak, Kırgız, Özbek Türk’ü  kardeşlerimiz Rus  katliamından kurtulmak için Doğu Türkistan Uygur  topraklarına sığınmış olanların soyundan gelmektedir.  

Uygurlar, bu kardeş boyları büyük bir  içtenlikle, olgunlukla ve kardeşçe  karşılayarak  onlara kucak açmış ve bağırlarına basmıştır. Uygurlar, Büyük Türkistan coğrafyasının ayrılmaz bir parçası olan Doğu Türkistan’ı vatan edinmelerini ve birlikte  kardeşçe yaşamalarını  temin etmiş ve   topraklarını olduğu gibi aşını ve ekmeğini de bu kardeşleri ile bölüşmüştür. Onlarla evlilikler yapmışlar, akraba olmuşlardır.  

1863 yılında Kaşgar’da  Osmanlı Devleti’ne bağlı Doğu Türkistan (Kaşgariya Uygur ) İslam  Devleti kuruldu. Urumçi dâhil  Doğu Türkistan’ın güneydoğu bölgeleri, Emîrü'l-mü'minîn Yakup Han Bedevlet’in  Kaşgariya Uygur Devleti sınırları içinde idi. 1863 yıllarda Kazakistan sınırındaki  İli bölgesinde İli Uygur  Sultanlığı kuruldu. Doğu Türkistan toprakları üzerindeki bu  iki Müslüman hem de Türk  hâkimiyet, tek bayrak çatısı altında birleşmek için  diyaloga geçmiş durumda idi. Ruslara yenilen Kazak Hanlarından Tazebek Töre, 1870  yılının  yaz aylarında kendine bağlı kabilelerden  bin civarında Kazak mülteci ailesi ile beraber İli  Uygur Sultanlığına sığındı. Ruslar, Tazebek Töre’nin 3 Mayıs 1871 tarihinden önce geri vermesi hakkında İli Uygur Sultanlığına ültimatom verdiler. Devlet reisi Alahan Uygur Sultan,  Rusların bu ültimatomunu  Bakanlar Kurulu’nda  tartışmaya açtı. Çarlık Rusyası, Kazak Türk’ü  Tazebek Töre’yi geri vermezlerse Rus ordusunun bunu bahane ederek saldırıya geçeceğini ültimatomda net olarak bildirmişti. Ancak, Uygur Sultanlığının Bakanlar Kurulu’ndan, kendilerine sığınan din, kan ve dil  kardeşleri olan Kazak mülteci kardeşlerinin düşmanları olar Ruslara teslim etmeme ve ardından Ruslarla savaşa hazırlanma kararı çıktı; karar  hemen Ruslara bildirildi.  

 Erkin SABİT 

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgün Hükümeti Başbakanı - Dünya Türk Birliği Turan Teşkilatı Başkan Vekili Ankara Meclisi Başkan Yardımcısı - Kızılelma Teşkilatı Başkan Yardımcısı  

Not: İş bu yazı metnini yayınlamaktaki amacımız TÜRK Dünyasının Birlik ve beraberliğine katkı sağlamak suretiyle, Yıllardır Çin zulmü altında inim inim inleyen DOĞU TÜRKİSTAN’lı kardeşlerimizin sesini Türk Dünyasına duyurma istemimizden ibarettir. (YAZI ALINTIDIR). 

beyturakif@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!