Salât- Namaz (1)


Salât kelimesi Arapça bir kelimedir. Namaz kelimesi Farsça bir kelimedir. Dün ve bugün ki Türkçemizde genel olarak Salât yerine Namaz sözcüğü kullanılır. 

Allah (cc) Âdem (as.)’den Hz. Muhammed (as)’e kadar gönderdiği bütün Peygamberlere Salâtı (Namazı) Farz kılmıştır. 

Salât; kul’un Rabbine inkıyadı, boyun eğmesi ve itaat etmesini gösteren bir ibadettir. 

Salât; kulun Rabbini hatırlaması eylemidir.

Salât; kulun Allah’ın emirlerine ve nehiylerine (yasaklarına) göre hayatını tanzim etmesidir. 

Salât; Allah’ın emirlerine ve yasaklarına azami derecede riayet etmektir. 

Allah (cc) Musa (as)’ya ‘’Beni hatırlamak için Namaz kıl.” Tâhâ Suresi Ayet 14. Bu Ayet-i Kerimede de açıkça görüldüğü gibi Namaz, Allah’ı hatırlama eylemidir. 

Allah’ı hatırlamak ise O’nun emir ve yasaklarına uymaktır. Kur’an-ı Kerimde Rabbimiz bize şöyle hitap etmektedir: “Beni zikredin (anın) ki Ben de sizi zikredeyim (anayım) Bana şükredin nankörlük etmeyin.” Bakara Suresi Ayet 152. 

Biz Rabbimizi hatırlarsak, Rabbimiz de bizi hatırlar. 

Rabbimizin bize gösterdiği istikamette, hayatımızı sürdürürsek, O’da bizi genişliği yerlerle gökler arası olan Cennetle mükâfatlandıracaktır. 

Bizler Salâtımızı ikame etmekle görevli olduğumuz gibi Aile fertlerimize de Salât’ı emretmekle sorumluyuz. Bu hususta Rabbimiz Peygamberimiz Hz. Muhammed’e şöyle hitap etmektedir: “Aile fertlerine Namazı emret ve kendin de Namazın zorluklarına sabret…” Tâhâ Suresi Ayet 132. Bu Ayet-i Kerimedeki hitap her ne kadar Hz. Muhammed’e ise de O’nun Ümmeti olan biz Müslümanları da kapsamaktadır. 

Allah’ın gönderdiği bütün Resuller, gönderildikleri kavimlerine Namazı, Zekâtı öncelikle kendi Ailelerine ve diğer İnananlara emretmişlerdir. Bu hususta şu örneği hatırlatmak isterim: “Kitapta İsmail’i de zikret çünkü O sözünde duran Resul- Nebi idi. O ehline Namaz kılmayı, Zekât vermeyi emrederdi. Rabbinin razı olduğu bir kimseydi.” Meryem Suresi Ayet 54–55. Bir örnek daha verelim. Beşikteyken konuşan İsa (as)’nın şu sözünü Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde bize haber vermektedir: “İsa ‘ben Allah’ın kuluyum’ dedi. ‘O bana Kitap verdi (verecek) ve beni Peygamber yaptı (yapacak). Beni bulunduğum her yerde mübarek (yararlı) kıldı. Sağ olduğum sürece bana Namaz kılmayı, Zekât vermeyi emretti.’” Meryem Suresi Ayet 30–31. 

Şuurlu şekilde kılınan Namaz, kılan kimseyi her türlü kötülüklerden uzaklaştırır. Bu hususta Rabbimiz bize şu emrini hatırlatıyor. Peygamberimize hitapla: “Kitaptan sana Vahyedileni oku ve Salâtı ikame et (Namazı dosdoğru kıl). Şüphesiz Namaz fahşa (her türlü Allah’ın yasakladığı şey) ve münkerden men eder. Elbette Allah’ı anmak en büyük ibadettir. Allah ne yaptığınızı bilir.” Ankebut Suresi Ayet 45. Bu Ayet-i Kerimede de görüldüğü gibi Namaz kişiyi her türlü kötülüklerden alıkoyandır. Namaz kıldığı halde kötülüklerden kendisini arındıramıyorsa bir insan, bu demektir ki Namazın önem ve ehemmiyetini daha kavrayamamıştır. Gereği gibi Namaz kılmamaktadır. Çünkü Namaz kişiyi her türlü kötülüklerden alıkoyandır. 

Ey Rabbimiz! Bizleri kötülüklerden arındıran gerçek Namaz kılanlardan eyle. Vesselam.

Not: Gelecek yazımızda bu konuya devam edeceğiz.

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Osman Baharçiçek | 09 Mart 2021 08:23

    Amin eyvallah hocam ellerine yüreğine sağlık. Namaz aynı zaman da her türlü zulüm, haksızlık, adaletsizlik karşısında da dik durmayı ve direnmeyi bize vaaz eder. Tıpkı Haz. Şuayip gibi . Hani o kavminin yaptığı her türlü haksızlığa karşı çıkarken onlar da ey Şuayip senin namazın mı istediğimizi yapmamıza engel oluyor demişlerdi.. Selam ve dua ile....

YAZARIN SON 5 YAZISI
07Nis

Dönüş Allah’adır

08Mar

Salât- Namaz (1)

26Şub
10Şub

Taziye ziyareti

29Ara

Dönüş Allah’adır!