Nilüfer Zontul Aktaş

Vatan sevgisi imandandır

Nilüfer Zontul Aktaş

Bu sevgiyle yol almak ruhu özgürleştirir. Adımlar berk, emin olur ömür çizgisinde. Yediğin ekmek  helal çabasıyla , tüm kuşanmalar da teslimiyet üzere olur.
Allah 'ın vaadi olan "Şehitler ölmez "ruha sunulan en büyük deva olur, şifa olur tüm pasif duruşlara.

Vatan için Allah yolunda ölen binlerce Filistinli şehadet şerbetine nail olurken, ülkemin gencecik fidanlarından 12 tanesi de yüreklerimizi yaktı kavurdu.
Vatan sevgisi imandandır. Vatanı korumak, düşman ayağını bastırmamak en imani eylemdir. 
İşte bu şuurla bize Asım nesli öğretisi bırakan kutlu izlerin takipçisi olmalıyız. Mehmet Akif Ersoy 'u tanımak anlamak, vatana aşkla bağlamanın şahitliğidir , o yolda yürümektir. Ölüm yıldönümünde rahmetle anarken... 
Bu bağlamda zihin dünyamızı güçlü kılmak ve seferber olmak zorundayız.
Büyük hayaller kurmalı insan
Uzun rüyalar görmeli…
Zihnin şahlanışlarıyla gülümseyebilecek dünya

Vatan şairi Mehmet AKİF ruhu bizim reçetemizdi, Rab’dan bir lütuf üzere. Yol haritamız onun kişiliği fikir düşünce yapısı… Dürüstlük erdemini en yüksekte yaşarken, kulluk, vefa, vatan ve insan sevgisiyle birleştiren, ender bir şahsiyete tanık olmuş tarih. Üç kişi, beş kişi demeden yüreğindeki aklığı paylaşan, yol alan, aldıran, birçok işi bir arada yürütebilen spor ve sanat özellikleri ile de süsleyen nadide bir yaşantı idi onun ki. Onca yokluğa, sıkıntıya rağmen. İşte asım neslinin oluşması hayali ve rüyasını o yıllardan görüp gösterme arzusuyla yanıp tutuşmuş, amellerini niyetlerini bu minvalde birleştirmiştir. Bu bitmeyecek uzun bir rüyadır ve var olacak büyük bir dava! kıyamete kadar…

Erdemli insanların oluşumu da bu davanın eri olup, hayata geçirme çabasını içselleştirme ile mümkün olacaktır. Asımın nesli  hepimizin davasıdır …
Asımın nesli; hepimizin İslam ‘ın özüyle tek yürek olma, nesillerimiz için varlığımızı eskiteceğimiz yüce bir mesele olmalı idi.
Asımın nesli benim neslimdi…
Güçlü, yürekli seçkin kişilikler Asımın neslindendi ve daim olacaktı.
İşte Akif ve Akif’çe yaşamış tüm şahsiyetlere baktığımızda büyük dava adamları olduklarını bireysel değil toplumca yaşadıklarını görürüz. İşte özel insanlardır onlar. Meziyet sahibi…
Yüksek zekâ, erdem ve şahsiyet sahibi insanlar ben merkezli ve sadece bir ömürlük yaşamazlar. Onların hayalleri vardır büyük hayaller. Beyinlerinde çizdikleri resimler vardır. O hayaller ve resimler ütopik gelir, boş gelir an merkezli yaşayanlara…
Onlar sazın kırık telinden, kuşun yaralı kanadından, çiçeğin eğilmiş yaprağından hesabın sorulacağını bilecek kadar hassastırlar. Yorgun akşamlar yormaz onların düşlerini, düşündükçe beyinlerine bahar gelir, çiçekler açar. Onlar çok çalışkandırlar. Vatana en büyük vefanın çalışmak olduğunu bilirler. 
“ Bir asım nesli “diyerek hayalini satır satır özgürlükle kuşanmış dizelere vuran Mehmet Akif gibi.
‘Bir gençlik istiyorum’ diyerek haykıran ve beynindeki tüm labirentleri yıkıp hayalleriyle kucaklaşmış,  adını sinemize yazmış Necip Fazıl gibi. Dirilmenin ayağa kalkmanın, apansız acılardan, esaretten bir’e teslimiyet ile mümkün olacağını bilen bir diriliş amentüsü okuyan Sezai Karakoç gibi.
İkballer, Aliyalar, Malkomlar,Niyazi Mısrîler….
Ve daha niceleri… Belki isimli belki isimsiz…
Kısık sesle içinden düşünmekti hayaller… Ve o hayallere yürüdükçe insan! İnsan olduğunun, üreten olduğunun farkına varacaktı.
İşte o hayallerin sahipleri,
Yumruklarını sıktıklarında da aşk sızar parmak aralarından. Boğazlarına birikmiş düğümleri yutkunurken de…
Ömürlerini dava, hareket ve toplum ıslahına önderlik edecek aksiyonlar mihverinde, Bir’le birleştirmiştir onlar... Hakkaniyet ve adanışın istikametiyle yol alırlar…
Tüm engebeler, ayaklarına takılan tüm taşlar, sadece ayakkabılarını eskitir… Geçit vermeyen tüm köprülerden gönül köprüleriyle geçerler…

Onlar paslı kilitlerin açılmasında anahtarlardır. Verilen yetenekleri ile ve fıtrata sadık kul karakteriyle derin rüyalar görüp onlara doğru yürümekle harcarlar vakitlerini. Akdine sadık edayla…

Onlar benlik egosundan uzak imar ve ıslahın adamlarıdır. Aldıkları mesafe de ne şımarırlar ne dururlar ne de övünürler. Onlar salih olmanın erdemiyle beraber hakikate çıkacak yolların kolay olmayacağını da bilirler…

Dururlar belki bazen! Lakin bilirler ki durmakta yürümemek değildir. Nefesi daha fazla içine çekip derine dalmaktır ve ölçmezler onlar mesafeleri… Dalabildikleri kadar dalarlar ve çıkardıklarını hibe ederler. Gözleri pektir, itidallik içindedirler.
Ağır, vakur, temkinli yürüyüşlerinde sadakat ve emanet bilinciyle yürürler hayallerini var etmeye ve toplumun ıslahında temel olmaya, duvar olmaya…
Gökkuşağı misali maviye kemer olmaya, toprağa koku olmaya… Yürür de yürürler…

Yol alışta azı çoğu hesap etmeden, azığı soğuğu hesap etmeden, sabır ile bir o kadar da inşirah ile…yürürler..
Büyük hayaller kurmalı insan işte yavrucağım, uzun rüyalar görmeli… Duyacaksın o zaman çocukların gözlerindeki şen kahkahaları, atların koşuşlarını, çiçeklerin korkmadan açışlarını, sevda emmiş kadınların yüzündeki berraklığı…

Buğusuna kapıldığımız ekmek alıkoymamalı bizi yürüyüşten Say’dan yavrucağım. Büyük hayaller kurmalı insan  yavrucuğum , uzun rüyalar görmeli…
Ve yaşayışlar bir ömürlük olmamalı…
Yaşayışlar ki çok ömürlük olmalı çok. Vatan sevgisiyle , Hakka hizmetle vesselam. 

...
 

Yazarın Diğer Yazıları