Rahmet ve Mağfiret Ayı


Hoş geldin Sevgili Ramazan.

Yine tam vaktinde, yine tam zamanında geldin.

Ne iyi ettin.

En son gidişinden bu yana yine ortalık dağınık.

Bıraktığın gibi değiliz yani. Yeni alışkanlıklar edindik. Bağımlıklarımızı çoğalttık. 

Yükümüz arttı. Çeki düzen verip gitmiştin içimize, dışımıza. Fazlalıklarımızı döküp, bizi kendimizle yeniden tanıştırmıştın. Yaratılış amacımızla, fıtrata uygun yaşamımızla yeniden tanıştırmıştın.

Sonra bildiğin gibi oldu işte. Bizler yine aynı, bildiğin gibi.

Yükünü çoğaltmakta usta kötü tüccarlar bildiğin gibi. Aslında biz de kendimizi biliyor, tanıyoruz sevgili Ramazan. Evet, kendimizi iyi tanıyoruz. Nasıl olmamız gerektiğini, neleri çoğaltıp neleri azaltmamız gerektiğini biliyoruz. Ama bildiklerimiz sadece bunlardan ibaret değil. Bilmemiz gereken şeyleri de biliyoruz.

Onları da öğrendik. Ve bilmek, insanın kurtulması en zor yüküdür.

Alıştık yükümüze. Olmaması gereken bir yaşama alıştık. İşin kötüsü garipsemiyoruz. 

Hadi be demiyoruz. Git buradan diyemiyoruz içimize kurulmuş bu kötü yaşama. 

Bugün yarın derken, bırakacağız, kurtulacağız, bir daha yapmayacağız dediğimiz ne varsa onlara alıştığımızı fark ettik. Onlarsız yapamaz hale geldik zaman içinde.

İçimize sinse iyi ya. Biliyoruz biz. Her şeyi biliyoruz. İyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı. Ama alıştık işte. Bağlandık, bağımlı olduk. Peki, tadını alabiliyor muyuz bu kötü yaşamın. Bir günahı da zevkini alarak işleyebiliyor muyuz?

İman diye bir şey var içimizde. İşte o içimizde kıpırdayıp duruyor.

Bize tadıyla günah bile işletemiyor. Ama bırakamıyorum da. Ama o imanın haydi devam et iyiliğe çağrısına da ayak uyduramıyoruz.

Yapamayız biz, derken sen çıkıp geliyorsun Sevgili Ramazan.

Hayatta yapmam dediğimiz yanlışların kahramanlarına, bu sefer de; olmuyor, bu devirde olmuyor dediğimiz olumlu, güzel ne varsa yaşatmaya geliyorsun.

Bize yaşatıyorsun Sevgili Ramazan. 

Sadece gelerek.  Sadece dokunarak İlahi rahmetin Ramazan formatı olup iniyorsun içimize. Her yıl yeniden. Ayet ayet, sure sure iniyorsun yaşamımıza. İlkin dokunuyor bize bu inişin. Dilimiz damağımız kuruyor. Midemiz kendinden geçiyor. Sonra hoş bir rayiha, farklı bir tad, başka bir zevk almaya başlıyoruz.

Hoş geldin evimize, içimize, ülke ve ümmetimize.

mstf44mevlana@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
01Ekm

Baharın sonu

24Eyl

Zamanın fabrika ayarları

17Eyl

Velhasıl kelamlar

10Eyl

Bir avuç Eylül 2

03Eyl

Bir Avuç Eylül 1