Şehitlerimiz ve Şehitlik


Allah’ın dini yücelsin diye, harp meydanında düşmana karşı savaşan veya inançsızlara karşı mukaddesatını, üzerinde yaşadığı vatanını, özgürlük timsali bayrağını, kendisinin ve ülke insanlarının, mazlumların can güvenliğini ve namusunu savunurken ölen, haksız yere öldürülen, hiç çekinmeden, hatta bu fedakârlığın karşılığının Allah’ın Rızası ve Cennet olduğunu umarak kendini feda eden, Müslüman kişi Şehittir.  

Şehitlik makamı, Allah katında Peygamberlik makamından sonra gelen en yüksek mertebedir. Şehitlerin değeri Allahu’ Teala nın katında pek sevgili ve yüksektir. Şehitler için Cennette, sonsuz nimetler hazırlanmıştır. Orada şehitlere sunulan mükâfatlar ve ebedi saadet sebebiyledir ki, onlar, tekrar dirilmek ve tekrar şehit olmayı arzu ederler. Bu arzuları, şehitlik mertebesinin Cennet nimetlerinden daha tatlı, daha zevkli olmasındandır. Bunun böyle olduğu bizzat Hz. Peygamber efendimiz’in (s.a.v) Hadis-i şeriflerinde şöyle müjdelemiştir:  

“Şehitler, Cennet nimetlerine kavuştukları vakit; “Ey Rabbimiz, biz senin yolunda tekrar şehit olmak için dünyaya döndürülüp öldürülmeyi istiyoruz.” diyerek, Allahu’ Teala ya yalvaracaklar”  Fakat imanla ölen ve Cennet’e giren bir kimse böyle değildir, Zira bunlar kavuştukları Cennet nimetlerinden ayrılmak istemedikleri için dünyaya tekrar gelmek istemezler. 

Şehitlik bu kadar muteber ve bu kadar şerefli iken, ya geride kalan gözü yaşlı, yürekleri kan ağlayan, ama yine de vatan sağ olsun diyen biz babalar, anneler, eşlerin gösterdikleri Sabır örnekleri ve çocuklar için öyle mi? Evet, dik durmak için, birilerini sevindirmemek için yine de Vatanımız sağ olsun, canlarımız feda olsun diyoruz.

Gün geçmiyor ki, Yurdumuzun her köşesinde ve Sınır ötesi nöbetlerinde ibadet aşkıyla vatani görevlerini yapan her sınıftan, rütbeli ve rütbesiz kahraman asker evlatlarımıza,  Yine görevlerini en fedakâr bir şekilde yerine getiren Emniyet mensubu cesur polislerimize, kahpece, kalleşçe yapılan bir saldırı haberi almış olmayalım.

Vatana şevkle hizmetlerini ispatlamak uğruna canlarını feda eden Asker, Polis, korucu ve sivil şehitlerimiz için elbette ki acımız sonsuzdur.

Bu Mukaddes Üç Aylarımızın başladığı şu günlerde Gece geç vakitlerde, Son dakika haberinde ki, “Çok sayıda şehit ve yaralı askerlerimiz var”.haberi ile, Gecenin O saatinde Mehmetçiklerimiz hakkındaki bu acı haber bizleri adeta yaktı.

Esed Rejimi görünümlü, ama aslında Ülkemizin yükselişini çekemeyen, müttefik maskeli soysuzların, kalleş ve kahpece saldırıları ile 33 Vatan Evladımız Şehit olmuş ve en az bir o kadar da Askerlerimizin yaralı olduğu acı haberi üzüntümüzü son derece artırdı. Sabaha kadar TV Haber Programlarından merakımızı giderecek, teselli bulabilecek Müjdeli bir haber bekledik. Bu acı haber,ülkemiz insanlarıyla birlikte Ülkemize yakınlık duyan Dost ve Kardeş ülkeleri de ayni derecede üzüntüye sevkettiği haberi de bize ulaşan haberler arasında..    

Elbette ki anında ve fazlası ile karşılık veriliyor, şehitlerimizin intikamları alınıyor. Ama asıl tesellimiz şehitlerimizin erişilmez makamlarında sonsuz nimetlere kavuşacak olmalarıdır. 

Şimdi Rabbimizin O müjdelerine bir göz atalım : 

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmakta dırlar.”.. “Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.” (A’li İmran:3 / 169-170)                              

Şehid olmak, her mü’mine nasib olmayan büyük bir şereftir ve mü'minler için en üstün bir nimettir. Yaratanın rızasına uygun olarak yaşamak ve ondan sonra yine O’nun yolunda, O'nun rızası için şehit olmak, her mü'minin en ideal hayali ve mutluluğudur. İman sahibi bir insanın böyle bir arzu ile yaşaması, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) tarafından ne kadar güzel bir şekilde övülmüştür!..

Sehl ibnu Hanif (r.a.)'den Resulullah (s.a.s)'in söyle dediği rivayet edilir: "Allah Teala'dan samimiyetle şehadeti talep eden kimse yatağında ölse de Allah onu şehitler makamına ulaştıracak." (Ebu Davud, Müslim, Tirmizi, Nesai )

Yukarıdaki ayet ve hadis-i şeriflerin ifadelerinde görüldüğü gibi Şehitlik öncelikle iman ve ihlas sahibi olmayı gerektiriyor. Allah yolunda hizmette bulunmayı gerektiriyor.

Yazımıza son verirken Allah yolunda, Mukaddesat, Vatan, Bayrak ve Namus müdafasında canlarını feda eden bütün şehitlerimize Allah’tan Rahmet diliyoruz. Yine ayni gaye ile güçlerini, enerjilerini, uzuvlarını kaybetmiş bütün Gazilerimize de Allah’tan sağlık, sabır, dünya ve Ahiret saadeti diliyoruz. Cümlesine Selam olsun.  
 

ma-ba44@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Bel'am değilim. | 07 Mart 2020 11:20

    Allahulalem ölen ASKERLERİMİZ için çok üzülüyorum. Biz onlara çok şey borçluyuz. Onların bizim üzerimize hakkı var. Ama insanların kendilerini haşa Allah swt nın yerine hüküm verip şehîdlik makamını dağıtmaları safi cahilliktir. Haşa gaybı onlar biliyorlar. Resulullah sav bile kimin Şehid olduğunu bilmiyordu. Siz kimsiniz de kesin hüküm veriyorsunuz. İnşeallah Şehid demek daha doğru olur bence

YAZARIN SON 5 YAZISI