Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin Mirac’ı - Mansur Baltacı

Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin Mirac’ı


İsrâ kelimesi sözlükte gece yürüyüşü demektir. Miraç ise, yükseğe çıkma aracı, merdiven, asansör demektir. Sözlük anlamları bu olan İsra ve Miraç hadisesi, Peygamberimizin üstün makamlara yükselişi ve Allah’ın Yüce katına çıkarılışı olayıdır. Hz. Peygamberin gecenin bir bölümünde Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürülmesine "İsrâ", buradan da yüce makamlara yükselmesine, Allah’ın katına çıkarılmasına ise "Miraç" denir.

Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin Nübüvvetinin Onuncu yılında Kureyşliler’in zalimane uyguladıkları boykotun kaldırılmasından yaklaşık Dokuz ay sonra Allah Resulü (s.a.v) Efendimiz bu defa da iki ölüm vakası ile bir kere daha hüzün ve üzüntülerle karşı karşıya kalmıştı. O zamana kadar Kureyşlilerin zulmüne karşı kendisine kol kanad geren Amcası Ebu Talib ve Üç gün sonra da kendisine her konuda en büyük sağlayan sevgili eşi Hz. Hatice validemiz vefat etmişlerdi..Kendisine en büyük desteği veren bu iki yakınının ölümü Hz.Peygamber’i son derece üzdü., İslâmiyet’i tebliğ ederken, karşılaştığı bütün sıkıntıları, kendisine inanan ilk kişi olan Hz Hatice, onunla paylaşmış, en zor zamanlarında onu teselli ederek destek vermişti  Amcası Ebû Tâlib ise kavmine karşı onu korumuş, uğrunda her şeyi göze almakla kalmayıp Ebû Leheb dışındaki Hâşimoğullarını da onu korumak için seferber etmiş ve Kureyş arasındaki saygınlığı sayesinde ona fiilî saldırılarda bulunulmasını engellemişti. Kaynaklarda Hz. Hatice ve Ebû Tâlib’in vefat ettiği nübüvvetin onuncu yılı “Senetü’l Hüzn” diye isimlendirilmiştir.

Amcası Ebu Talib’in ölümünü fırsat bilen müşrikler Resûl-i Ekrem’e yönelik hakaretlerini arttırdılar ve fiilî saldırılarda bulunmaya başladılar. Daha önce, geçtiği yollara veya evinin önüne diken ve pislik atmak yahut onunla alay edip hakaret etmekle yetinen müşrikler, bu defa daha da ileri giden müşrikler, Hz. Peygamber’e ağır hakaret ve işkenceler yapmaya başladılar. Nitekim Resûlullah efendimiz amcasının yokluğunu çok çabuk hissettiğini ve müşriklerin kendisine amcasının sağlığında yapamadıkları kötülükleri yaptıklarını söylemiştir

Resûl-i Ekrem, (s.a.v) Efendimiz,  müşriklerin baskılarının devam ettiği bu günlerde, yalnız bırakılan, horlanan, her türlü işkenceye maruz kalan, hakkında, sevdiği, doğup büyüdüğü Mekke’den çıkarılma hazırlığı yapılan Hz. Peygamberimiz (s.a.v) Efendimize Allah tarafından kendisine bir teselli, yalnız kalmadığının ve ileride kazanacağı büyük zaferlerin bir müjdecisi olduğu gibi, müşrik Mekkelilere de son bir Semavi ikaz olarak isrâ ve mi‘rac mûcizesiyle teselli edilecekti
Elbette diğer Peygamberler, içinde de Allah’ın yüce ikramlarınına muhatap olan, manevi kabuller, mucizeler, ikramlarla taltif edilen Yüce Peygamberler vardı. Fakat Hz.Peygamberimize ikram edilen isra ve Mirac her aşaması ile, benzeri olmayan müthiş bir kabul, ikram ve Mucizeydi.

Davet eden Rabbimiz (c.c) Mekke’den Kudüs’e, oradan da yaratılmışların hiçbirinin erişemediği Sidret-ül Münteha’ya, yani Rabbinin huzuruna ulaştırılacaktı.Hicretten bir buçuk sene önce, Recep ayının 27. gecesiydi. Bu gecede Peygamber Efendimizin en büyük mucizelerinden biri olan “İsra ve Mirâc” mucizesi gerçekleşti.

Mezkûr gecede Cebrail (a.s.) geldi ve Resûl-i Zîşan Efendimizi Mescid-i Haram'dan alıp Burak ile Mescid-i Aksâ'ya götürdü. Oradan da, gökyüzündeki harika icraat ve Cenâb-ı Hakkın kudretine delalet eden âyet ve alâmetlerin birer birer gösterilmesi için, semavata çıkarıldı. 
Sema tabakalarında bulunan bütün peygamberlerle görüştürüldü. Oradan da "Sidret’ül Münteha olarak işaret olunan" makama çıktı. Burada Cenâb-ı Hak elli vakit Namazı Farz kıldı. Dönüşte Hz. Mûsâ, elli vakit namazın ümmetine ağır geleceğini söyleyip Allah’tan onu hafifletmesini istemesini tavsiye etti. Namaz beş vakte indirilinceye kadar Hz. Peygamber’in huzûr-i ilâhîye müracaatı ve Mûsâ ile diyalogu devam etti (Buhârî, “Ṣalât”,

1Rabbimiz buyuruyor: “(Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı “Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü” (Necm: 53/17-18) Kendilerine. Bizim bilemeyeceğimiz, anlayamayacağımız, Rabbimize mahsus Acaib ve Garib güzellikler temaşa ettirildi. Mekândan münezzeh olan Cenâb-ı Hakkın bizzat kelamını işitti ve Cemal-i Pâkini müşahede etti. Aynı gece hâne-i saâdetine geldi.

Cenâb-ı Hak, sevgili Resûlünün zâtıyla ilgili bu mûcizesini Kur'ân-ı Azimüşşan'ında bize şöyle haber veriyor:  “Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir.Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O’dur” (isra:17/1) 

Ayet’in işaret buyurduğu bu olayı. Hadis kaynakları ile siyer ve delâil kitaplarında da İsra ve Mirac’la ilgili bir çok rivayet mevcuttur:  Buhârî ve Müslim’de yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre olay  aynen yer  verilıştır.

Bir rivayete göre Resûl-i Ekrem’e Mi‘rac da Bakara sûresinin son âyetleri indirilmiş ve Allah’a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi verilmiştir (Müsned,I,422, Müslim“Îmân” ,279

Bu Mübarek Gecemizde Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimize Binlerce Selam ile bütün İslam Alemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum. ma-ba44@hotmail.com

ma-ba44@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!