İnsanların en cahili (en ahmağı) kendi ahiretini başkasının dünyası için satandır. Hz. Ömer (r.a)


Aklı hiç olmayana deli denir. Aklı olup da aklını kullanmayana veya kullanamayana ahmak denir. Ahmak, aklı az, görüşü kısa, basiretsiz, kötü huylu kimsedir. Kârını ve zararını iyi düşünemez. 

Hikmet, iyiyi kötüden, hakkı bâtıldan ayıran kuvvettir. Hikmetin lüzumundan az olmasına ahmaklık denir. 

Ahmak, hayrı, şerri birbirinden tam ayıramaz.

Ahmaklığın tek kelime ile tarifi, akılsızlıktır.

(Ahmaklığın en kötüsü, Müslümanlığı bırakıp, başka dine meyletmektir.) (Deylemi)

Müslümanlığı bırakmak, yani dinsiz olmak ahmaklığın en kötüsüdür. Kim Müslümanlığı bırakırsa mürted olur, hangi dine girerse girsin fark etmez. Bu bakımdan ateist, en ahmak kimsedir. 

Bir arpa tanesini, bir karıncayı yaratmaktan aciz olanın, kâinatın tesadüfen meydana geldiğini, bir yaratıcının bulunmadığını sanmasından daha büyük ahmaklık olur mu? 

Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki: 

(Kâfirlere “Müslümanların inandığı gibi siz de inanın” denilince, “Biz o sefihler, o ahmaklar gibi iman eder miyiz hiç?” derler; halbuki asıl ahmak kendileridir.) (Bekara 13)

Salih amel işlemeden yani Cehennem tohumu ekip, Cennet beklemek ahmaklıktır.

Fen bilgilerini iyi öğrenen, aklı başında bir kimse, yalnız düşünmekle, Allah’ın var olduğunu anlar, bir yaratıcının varlığına inanır. Eseri görerek müessirin, yani eseri yapanın varlığını anlamamak, ahmaklık olur.

Kendisini ebedi tehlikeye atan akıllı olamaz, ahmaktır. Kur’an-ı kerimde mealen, (Düşünmüyor musunuz) ikazı çok geçer. 

Hadis-i şerifte, (Aklı olmayanın dini de yoktur) buyruldu. (Tirmizi)

Peygamberimiz (sav) ahmaklıkla ilgili şöyle buyuruyor;

“Akıllı, nefsine hâkim olup onu hesaba çekerek ölüm ötesi için çalışan, ahmak da nefsini hevasına tabi kıldığı halde Allah’tan (hayır) umandır”. (İbn-i Mace, Zühd, 31)

Ahmaklık tedavisi güç, manevi bir hastalıktır.

Ahmaklar; havanın suyu çekip buharlaştırdığı gibi insanların temiz yaratılan ruhlarını kirletirler.

Muhakeme ve idrak kabiliyetlerini yok ederler.

Akılları kendilerine bent eder, manevi olarak yoksullaştırırlar.

Kendi hesabına dünyalık peşinde koşturmaktan faydalı olanı göremezler.

Yüce Allah (cc), doğru yoldan sapmanın en büyük ahmaklık olduğunu, ahmaklıktan korunmanın ancak dosdoğru yolda, dosdoğru arkadaş ve dostlarla yürümekle mümkün olacağını hatırlatarak şöyle buyurmaktadır; 

“De ki: "Biz Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?" 

De ki: "Allah'ın gösterdiği yol, yegâne doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb'ine teslim olmamız emr olundu.” (En’am;71)

Nitekim Hz. Ali (r.a.): ‘Ahmak ve cahil ile arkadaşlık etme. Ondan kendini koru. Nice ahmaklar vardır ki, arkadaş oldukları akıllı kimseleri helak ederler. Kişi, arkadaşı ile ölçülür. Bir şey için diğer şeyde mikyas ve benzerlik vardır. Kalpler buluştuğu zaman, birinin diğerine delaleti vardır’ buyurmuştur.

Akıllı insan, yalnız kendisini düşünmez, Müslümanların, yaşadığı toplumun dertleri ile dertlenir. 

Hem kendini Hakk'a verir hem de ailesi ve çocukları ve yakınları ile de ilgilenir. Onları, maddî, manevî bakımdan aydınlatır. Yani bilmediklerini bildirir. Aile bireylerinin, çocuklarının terbiye ve eğitimi ile meşgul olur. Onları başıboş bırakmaz, hepsine ayrı ayrı meşguliyet bulur. Katiyen atıl, batıl durmalarına göz yummaz. 

Akıllı Müslüman; Ailesinin ve çocuklarının dünyada huzurlu bir hayat sürmelerine itina eder. Diğer taraftan da kalplerine Allah (c.c.) ve Peygamber (s.a.v.) sevgisini telkin eder.

Akıllı insan'ın endişesi istikbaldir. Allah rızasını kazanmak için çalışır.

Onun için dünya istikbali önemli ise de, bakî (sonsuz) hayat olan ahiret hayatı daha önemlidir. Yani ahirete Allah (c.c.)'ın rızası kazanılarak göçülebilirse, işte o zaman hakiki saadet başlar. 

Akıllı insan; düşük ahlâklı, ahmak insanlardan hem kendisini hem de yakınlarını korur.

Çünkü o, kiminle ülfet edilirse, onun halinin, ahlâkının kolaylıkla kendisine geçeceğini bilir. Daima seciyeli, güzel ahlâklı, içi-dışı doğru, Müslümanlığın özünü kavramış, dürüst, insanlarla, sadıklarla beraber bulunmayı sever. 

Ahmak insanlardan ve ahmaklıktan uzak durmaya gayret ve dikkat eder.

Ahmak, aklını başkalarına kiraya vermiş, Yaratanı unutarak sapkınlığı tercih ederek yolu karanlığa saplanmış bir zavallıdır.

Ahmaklıktan ve ahmaklarla birlikte olmaktan Allah (c.c.)’a sığınırız. 

malatyanethaber@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Haz
09Haz
01Haz

Necip Dava'nın Fâzıl Neferi (2)

25May

Necip Dava'nın Fâzıl Neferi (1)

18May