Hesap vermeyecekmiş gibi yaşamak! - Kerem Yıldırım

Hesap vermeyecekmiş gibi yaşamak!


İnsanlık tarihine baktığımızda insanların iki grup halinde yaşadığını görüyoruz.

Bir tarafta Allaha inananlar diğer tarafta ise inanmayanlar.

Bu iki grup daima birbiriyle mücadele etmiştir.

 Habil ve Kabil ile ete kemiğe bürünen bu mücadele kıyamete kadar devam edecektir. 

Bir yanda Hakkın tarafında olan, hakka ve hakikate inanan, yaratan Allah'ın yolunu takip eden, Hakkı savunan Habil ve onun yolunu izleyen Hak Yolcuları.

Diğer tarafta ise Hakkı yok sayan, kendi varlığını hakikatin önüne koyan, hakkın ve hakikatin izini silmeye çalışan, şeytanı takip eden Kabil ve onun yolunu izleyen batıl yolcuları.

Habil kendi hakkında Rabbinin takdir ettiğine boyun eğdi ve hak yolunun numune-i imtisali oldu.

O biliyor ve inanıyordu ki, yaptığı her şeyin bir hesabı vardı. Ve bu hesabı soracak olan kainatın sahibi Yüce Allah'dı.

Habil Rabbine inkıyâd ederek hesabını veremeyeceği vebalin altına girmedi ve kardeşi Kabil tarafından şehid edildi.

Kabil ise Allah'ı ve hesabı hiçe sayarak kardeşini haksız yere öldürdü. Taşıyamayacağı bir vebalin altına girdi. 

Habil hayatını hakikat uğruna feda ederek kazananlardan olurken, Kabil ise şeytanın iğvasıyla cinayet işledi ve kaybedenlerden oldu.

Bu olayın arka planında hesap vereceğine kat'i olarak inanan Habilin hakka teslimiyeti ile Hakkı yok sayarak batıla teslim olan Kabil'in Allah'a hesap vermeyi hafife alması vardı.

Bu olaydan yola çıkarak insanlık alemine baktığımızda; bir tarafta Allah'ın taraftarları olan mü'minler, diğer tarafta ise Allah'ın varlığını reddederek şeytanî bir tavır takınan şeytanın taraftarları olan inkârcıları görüyoruz. 

Allah'ı inkâr edenler bu dünyada yaptıklarının hesabını verecekleri bir ahiret olduğuna inanmıyorlar, inanmadıkları için de ne kadar şenaat, ne kadar haram varsa işlemeye ve kötülükleri çoğaltmaya devam ediyorlar.

Hâlbuki bâtılın askerliğini yapan bu insanlar biraz akıllarını kullanabilseler, biraz vicdanlarının sesine kulak verseler işlenen her fiilin bir hesabı olduğunu ve bir gün bu hesabın kendilerine sorulacağını anlayacaklardır.

Basit bir misal ile anlatırsak;

Herhangi bir işyerinde çalışan bir kişiye belirli alanda belirli görevler verilir.

Hangi işleri yapacağı kendisine yazılı olarak tebliğ edilir.

Belirli sürelerin sonunda da o görevleri yapıp yapmadığının kontrol edileceği söylenir. 

Sürenin neticesinde vazifesini hakkıyla yapıp yapmadığı sorulur/hesaba çekilir.

Görevini hakkıyla yapmışsa ödüllendirilir.

Hatta mevki ve makamı yükseltilir. Hesabını kolay vermesi o kişiyi son derece mutlu eder.

Şayet görevinde aksaklıklar varsa önce uyarılır sonra da ceza-i müeyyide uygulanır. Bazen bu cezanın ağırlığı görevden atılmaya kadar gidebilir.

Hesabını veremeyen bu şahıs son derece üzülür. Bazen de bu sorumsuz hareketi hayatını zindan eder.

Sıradan bir dünyevî görevde bile bu derece hassas bir hesap verme mecburiyeti varken, uhrevi bir hesabın olmaması mümkün müdür?

Allah'a iman etmeyenler ahireti ve hesabı inkar ederek kendi akibetlerini hazırlıyorlar

Rabbim tüm inkarcılara iman etmeyi nasip etsin. Onlar da Yüce Allah'ın birer kulu olma şuuruna ersin inşaallah.

Peki Allah'a inananların, yani biz müslümanların hesap verebilirlik konusunda durumları nedir?

İman edenler olarak hayatımızı bizi yaratana hesap vereceğimizi bilerek mi yaşıyoruz?

Yoksa hayatımız hakim olan dünyevi istek ve arzularımız mı?

Oysa Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'inde  âhiretteki hesapla ilgili bakın ne buyuyor: "İnsan için ancak çalışmasının (yaptıklarının) karşılığı vardır. Ve mutlaka bu çalışmasının (yaptıklarının) karşılığı görülecektir. Sonra kendisine karşılığı tastamam verilecektir. En sonunda yalnız Rabbine varılacaktır." Necm :39,40,41,42. âyetler 

Lakin gafletin koyu karanlığına düşen bir kısım müslümanların ne yazık ki Allah'a hesap veremeyecek gibi bir hayat sürdükleri de acı bir gerçektir.

Her müslümanın evvela şunları idrak etmesi gerekir: 

Beni bir yaratan var.

Bana belirli mesuliyetleri yükleyen ve beni bu vazifelerden hesaba çekecek olan bir Allah var. 

Ben kendi istediğim gibi değil Rabbimin istediği gibi yaşamalıyım.

Hesabını veremeyeceğim fiillerden uzak durmalıyım.

Sadece ve sadece Rabbimin şaşmaz ve şaşırmaz yoluna uyumalıyım.

Unutmayalım ki, hesap vermeyecekmiş gibi dünya hayatı yaşamak;

Âhirette hesap verememektir.

Allah'ın affına ve lütfuna erememektir. 

Rabbim biz Müslümanları hesabını kolay verenlerden, kitabı sağ taraftan verilenlerden eylesin. 

malatyanethaber@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl
07Eyl

Nasıl bir eğitim?

24Ağs
18Ağs
11Ağs