Fıtrat ve İnsan


Kur'an-ı Kerim'de  yarmak, ayırmak anlamında gelen "fatr" kökünden türemiş olan "fıtrat" kelimesi, "ilk yaratılış" anlamına gelmektedir ve sadece Rum Suresi'nin 30. ayetinde kullanılmıştır: 

"Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere (fıtratallah) yarattı ise ona çevir. Allah'ın yaratılışında değişme yoktur."

En güzel şekilde yaratılan insan yaratılış fıtratından kendi tercihi ile yabancılaşıp uzaklaşırsa, fıtratına aykırı davranır ve fıtratıyla var olan uyumunu bozar. 

Bu durum hayvanlar gibi iradesizleşmektir ki, fıtrata ve eşyanın tabiatına aykırılık veya zulüm halidir.

Fıtratına yabancılaşan insan dengeyi kaybeder.

Dengesini kaybeden insan değerini de kaybeder.

..............

Biz çocukken köyde ilkbahar mevsimi geldiğinde ağaçlar yeşerdiği zaman ince söğüt dallarının kabuğundan düdük yapardık. 

İçi boş olan düdüğü üfleyince ses çıkardı. Onunla eğlenirdik.

Ancak su yürümemiş olan kurumuş söğüt dalından ise asla böyle bir düdük çıkaramazsınız.

Ya kırılır ya yarılır yada ağaçtan hiç çıkmaz.

Yani kuru söğüt dalından düdük çıkarmaya çalışmak beyhude bir işe girişmek demektir.

Bu deyim, her işi vaktinde, kurallarına uyarak, hakikati ve fıtratı gözeterek yapmamız gerektiği gerçeğini anlatıyor.

Buradan yola çıkarak; toplumun ve insanın fıtratına aykırı davranmanın, fıtratı bozacak ifsad hareketlerinde bulunmanın boşa kürek çekmekle eş değer olduğunu anlıyoruz.

Eğer boşa kürek çekiyorsanız siz istediğiniz gitmek yerine akıntının götürdüğü yere gidersiniz. 

Her ne kadar bu sizin istediğiniz bir netice değilse de bunun müsebbibi sizsiniz.

Şöyle bir mantık çıkarımına sığınamazınız;' ne yapayım ben tekneye bindim küreği de çektim tekne beni istemediğim yere getirdi '

Eğer siz hedefinizi belirleyip kürekleri kuralına uygun şekilde çekseydiniz istediğiniz yere varmış olurdunuz.

Yani fıtratın ve hakikatin gerektiği gibi davransaydınız akıbet müspet olacaktı.

Hakikate muhalif hareket etmek insanın yaratılışına muhalefet etmektir.

Hilâfı hakikat hareket etmek, enerjimizi boşa harcamaktan, topluma zarar vermekten ve hüsrana uğramaktan bizi kurtaramaz.

Tüm peygamberlerin gönderiliş gayelerinden biride fıtratın ifsadına mani olmak, fıtrata uygun olanı hakim kılmaktır.

Fıtrata uygun yaşamak, fıtratı korumak İslâmî bir hayat demektir.

Müslüman fıtrata uygun hayat yaşayan kişi demektir.

İslam’ın reddettiği ne kadar aykırı fiil varsa bu fiiller aynı zamanda fıtrata aykırı fiillerdir 

Peygamberler ve Onların getirdiği İlahi kurallar fıtrîdir. Bozulmalara karşı bir şey vazifesi görmektedir.

Bu kurallara karşı çıkan ne varsa fesadıdır, şeytanidir. Fıtrî olana düşmandır.

Peygamberimiz(sav) insanın yaratılışı ( fıtratı) ile ilgili şöyle buyuruyor:

"Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”(Sahih-i Buhari)

Fıtrat üzere inşa edilen insan hakikatten ve istikametten sapmaz.

Yaratılışta temiz ve selim olan insan fıtratı, İnsan, küfür ve inkâra saptığında, kâinat çapındaki delillere gözlerini yummuş, kulaklarını tıkamış ve fıtratını köreltmiş;  haddizatında baştan temiz olan fıtratının üzerine Allah'ın (cc.) sevmediği kara lekeler sürmüş olur. 

Buna karşılık, insan iman ve amelle, aslında temiz olan fıtratını muhafaza eder ve safiyetini korumuş olur.
.....................

Fıtrattan koparsan heder olursun
Aslını unutma Hak yolda yürü
Hakkı kaybedersen kalben çürürsün
İfsada yüz verme Hak yolda yürü

 

malatyanethaber@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
27May
19May

Fıtrat ve İnsan

12May

Ana Gibi Yâr Olmaz

05May

Kalplerimiz ne zaman ürpermeli

28Nis