Eğitimin Anahtarı Sevgidir - Eşref Bolukçu

Eğitimin Anahtarı Sevgidir


Birkaç gün önce haberlerde izledim, bir okulun güvenlik kamerası görüntülerini. Bir öğretmen, okulun koridoruna çıkardığı bir öğrenciyi var gücüyle dövüyordu. Dövdükçe dövüyor, hıncını alır gibi elini en yukarıya kaldırarak öğrenciye indiriyordu. Nihayet başka bir sınıftan bir öğretmen çıkıp öğrenciyi korumaya almaya çalıştı. Ancak, çocuğun dövülmesine engel olmakta zorlandı. Öğrenci merdivenlerden indi, öğretmen de arkasından indi ve kamera kaydında habere konu olan görüntü bu kadar…

Görüntüleri izlerken donup kaldım. Çocuğa vurulan her tokat sanki benim yüzüme iniyordu. Öğretmenin sesi videoda yoktu ama öğretmenin sesi sanki kulaklarımdaydı… Öğrenci ne yapmış olabilir ki öğretmen bu kadar öfkelenip insanlıktan çıkmıştı. Dahası, öğretmen dayak atma ve şiddet uygulama hakkını nereden alıyordu? Bu öğretmen, öğrencilere ne kadar faydalı olabilirdi? Bu şiddeti yaşayan öğrenciler gerçekten öğretmenden bir şey öğrenebiliyor muydu?

Ben küçükken sınıflarda sıra dayağı olurdu. Bir veya birkaç öğrenci ödev yapmamışsa veya öğretmene göre sorun oluşturmuşsa sıra dayağı ile sınıftaki tüm öğrenciler dövülürdü. Ben bu şekilde yani haksız yere çok şiddet yaşadım. Bu yaşımda bile unutmuş değilim.

Şiddet ile dayak ile bir sonuç alınabileceğini düşünen öğretmenler ve yetişkinler şunu unutmasınlar, asla başarıya ulaşamazlar. Bir öğrenci sınıfın düzenini aşırı şekilde bozuyorsa ya da öğrenciliğin gerektirdiği görevleri yerine getirmiyorsa yapılması gereken şey öğrenciyi bireysel görüşmeye almak ve sevgi diliyle ona yaklaşmaktır.

İçinde sevgi olmayan eğitimin başarıya ulaşması mümkün değildir. 40 yıl önce bilgiye ulaşmak çok zordu. Bu nedenle, öğretmenler bilgiyi öğreten insanlardı. Bu anlamda öğretmenlere olan saygı en zirvedeydi. Günümüzde ise bilgiye ulaşmak ve öğrenmek artık çok kolaydır. Bu nedenle öğretmenler öğrenciye yaklaşımlarını her gün değerlendirmek zorundadır. Özellikle sevgi dili kullanılıyor mu? Öğrencinin kişiliğine saygı duyuluyor mu? Öğrenciye örnek olunuyor mu?

Çocukların ve gençlerin davranışları öğretmen tarafından hoş karşılanmayabilir. Ya da gerçekten hoş olmayabilir. Günümüz çocuk ve gençleri bir şey öğrenirken ya da onlara bir şey öğretilirken sorgulayıcı bir yaklaşımda olurlar. Bu sorgulayıcı ve değerlendirici yaklaşım, yetişkinler ve öğretmenler tarafından bazen anlaşılmayabilir. Hatta, çocukların karşı bir tepkisi olarak da görülebilmektedir. Bunun çözümü için atılan adımlar öğrencinin kişiliğini örselememelidir. 

Hz. Peygamber efendimiz bir gün bir duruma şahit oluyor. Bir çocuk ezan okuyan müezzini taklit edip ve ezan ile alay ediyordu. Bu yanlış taklit ve alay karşısında peygamber efendimiz çocuğu rencide edecek bir yaklaşım içine girmedi. Çocuğa yaklaşarak, “sen ne güzel okuyorsun, bir daha bizim için okur musun?” dedi. Çocuk, peygamber efendimizin bu yaklaşımı sonucu önce utandı, sonra ise doğru ve güzel bir şekilde ezanı okudu. Peygamber efendimiz çocuğa sevgi ile yaklaşmış oldu. Bu çocuğun büyüdüğünde Mekke’de müezzinlik yaptığı kayıtlara geçmiştir.

Sonuç olarak, çocuk eğitimi ve onlara yapılan öğretim bir sanattır. Öğretmenler, anne ve babalar, bu sanat işini yaparken sevgi ile hareket ederler. Sevgiyi yaşarlar, sevgiyi yaşatırlar, sevgiyi verirler, sevgiyi öğretirler. Böylece sanat işini en iyi şekilde yapmış olurlar. 

Selam ve saygılarımla

esrefbolukcu@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Oca
10Oca
03Oca
27Ara

Eğitimin Anahtarı Sevgidir

20Ara