Hayat savaş mıdır? - Doç Dr. Murat SEZİK

Hayat savaş mıdır?


İnsanlık tarihi geçmişten günümüze çok çeşitli mücadelelere sahne olmuştur. Bu mücadelelerin hemen hepsinin güç ve iktidar mücadelesi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Zira ister adaletten yana olan isterse başka sakilerle yola çıkan kişi ya da grupların istediklerini gerçekleştirmede güç ve iktidar en önemli enstrümandır. Bu mücadelede çok çeşitli ve zekice stratejiler kullanarak hasmını devre dışı bırakan güçler galip gelmişlerdir. 

Geliştirilen stratejilerin büyük bir kısmında hile, yalan ve tuzakları kullanan güçlerin bu stratejileri savaş hileleri adlı birçok kitaba kaynak oluşturduğunu biliyoruz. Bu stratejilerden seçtiğim bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir hiçten bir şeyler çıkarmak şeklinde tanımlanan bir strateji de MS 756 yılında Çin’ de bir vali isyan başlatıyor. Kenti kuşatan vali kentin surları içerisindeki askerlerin sayısının az olduğunun ve silahlarının yetersiz olduğunu bilmektedir. Fakat bilmediği kenti savunan generalin zekasıdır. Birliklerine insan büyüklüğünde içi samanla doldurulmuş 1000 korkuluk yapmaları talimatını veren general, gece yarısı bu korkulukları iplerle aşağı sallandırmıştır. Kenti kuşatmış olan isyancılar sarkıtılan korkulukları kendilerine saldırmak üzere olan askerler zannedince korkuluklara ok yağmuru başlatmışlar. General korkulukları yeniden yukarı çekmiş ve binlerce ok kazanmıştır. General kısa bir süre sonra aynı şekilde askerleri aşağı sarkıtıyor. İsyancılar generalin yine korkulukları sarkıtarak ok kazanmayı istediğini düşünmüşler, öyle ki bu duruma kahkahalarla gülmüşlerdi. İsyancılar bir daha korkuluklarla savaşacak kadar budala olmadıklarını düşünürler. Fakat isyancıların üzerine hızla saldıran gönüllü birlikler isyancıları bozguna uğratarak şehri düşmekten kurtarırlar.

Bir hiçten bir şeyler çıkarmak stratejisinin çok benzerini İngiliz ve Fransızlar uygulamıştır. İngiliz ve Fransızlardan oluşan müttefik ordusu 5 Kasım 1956’ da Mısır’ ın Port Sait limanına çıkarma yaparlarken, tahtadan ve plastikten yapılmış yapay paraşütlerle bir hava indirme harekatı yapmışlardı. Mısır ordusu bunları gerçek paraşütçüler sandı ve uçaksavar birliklerine bunlara ateş açma emri verdi. Bu emirler üzerine Mısırlı askerler yere inen sözde paraşütçüleri imha etmek üzere yerlerinden çıktı. Fakat bunları yapınca Mısırlıların asker ve ateş gücü açığa çıkmış oldu. Sonuç olarak İngiliz ve Fransız hava kuvvetleri bunlara saldırarak Mısırlılara ağır zayiat verdirdi. 

Çin Komünist partisi 1957’ de, parti ve yönetim organlarında ve hatta kültür çevrelerinde sisteme düşmanca niyetler beslediklerine inandığı kişiler hakkında kovuşturma açmak istedi. Bu amaçla “Bırakın yüz çiçek açsın” sloganı altında bir hareket başlattı. Hareket herkesin inanç ve fikirlerini serbestçe dile getirmesi için lanse edilmiş görülüyordu. Ülkenin her yanından tepkiler gelmeye başlamıştı. Köylerden kentlere, İlkokul Öğretmenlerinden Üniversite Öğretim üyelerine kadar Çinliler çeşitli konulardaki hoşnutsuzluklarını ve eleştirilerini dile getirdiler. Fakat bu hareket fazla uzun sürmedi, birden bire kesiliverdi ve hatta “her şeyi söyleme hakkı”nın kötüye kullanılmasına karşı yeni bir kampanya başlatıldı. “Yüz çiçek açsın” harekâtı sırasında eleştiriler yapmış olanların bir kısmı bu yeni harekâtın hedefi oldular. Bu harekât ile var olan sistem için tehlike olarak görülen “yılanlar” deliklerinden çıkartılarak cezalandırılmışlardır.

1987 yılında Pekin’ de yayınlanmış olan bir stratejiler kitabına göre, Sovyetler Birliği, sürpriz askeri eylemlere başvurmak için politik-diplomatik iki yüzlülüğü hep kullanmaktaydı. Bu durum 1979 sonunda olup bitenlere de uymaktaydı. Sovyetler Birliği yıllar boyunca “dostluk ve iş birliği” maskesi altında Afganistan’a ekonomik yardım yoluyla askeri personelini sokmuş ve askeri danışmanlarını yollamıştır. Böylece Sovyetler Birliği, Afganistan ordusunu adım adım kontrol altına almış ve Afganistan’ın işgali için gerekli koşulları hazırlamıştır.

Son olarak siyasetçi ve yöneticilere hayatlarında karşılaşabilecekleri hilelere karşı daha dikkatli olabilmeleri adına bir örneği paylaşmak yerinde olur.

Bir siyasetçi veya yöneticiye zarar vermek veya işini tamamen bitirmek için, ona karşı söylenti yaymada dört aşamadan söz edilmektedir. Bunlar; 

1-İlgili kişi gerçekten de zemzemle yıkanmışçasına temiz ve kusursuz bir insan ise, onunla önce arkasından politik söylentiler yayarak savaşmak gerekir.

2-Politik söylentiler etkili olmamışsa, o kişiye karşı yolsuzluk ve rüşvet yoluyla haksız kazanç sağladığı karalaması yapılmalıdır.

3-İlgili kişi hala itibarını korumaya devam ediyorsa, özel yaşamında ahlaksızlıklar yaptığı söylentisi yayılmalıdır.

4-Pusuya yatılarak karanlıkta atılmış olan bu ok da boşa gitmişse, en nihayet çok mağrur ve kibirli olduğu söylenerek kişiliğine saldırılmalı, küçük düşürülmelidir.

Halk bu söylentilere inanmaya başladıkları anda, o kişi zarar görmeye başlamış demektir. Bundan sonrası şüphesiz çok daha kolay…         

muratsezik@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
04May

Siyaset Medya İlişkisi 4

14Nis

Siyaset Medya İlişkisi (3)

06Nis

Siyaset Medya İlişkisi (2)

23Mar

Siyaset medya ilişkisi (1)

09Mar

Hayat savaş mıdır?