Kültürel yozlaşma - Ali Canpolat

Kültürel yozlaşma


Kültürel yozlaşma, kısaca toplum içerisinde yaşayan bireylerin kendi kültürlerini unutması olayıdır. 

Kültürel unutkanlıklar başlarken öte yandan da yabancı kültürler kişilerde yer edinmeye başlar. 

Kişi için önemsiz gelse de, bundan bir şey olmaz gibi düşüncelere kapılsa da, kültürel yozlaşma kişide tesir etmeye başladı mı; kişiyi tepeden tırnağa etkisi altına alır; tıpkı bir virüs gibi. Netice itibariyle kişiler kültürünü tamamen kaybeder. Gelişmişlik düzeyi zayıf olan ülkelerde insanlar dizi, film, reklam, programlar aracılığıyla ve de yaşadığı yerde yabancı vatandaşlar var ise onlarında etkisiyle kültürel yozlaşma kişilerde hâkimiyet kurar. 

Televizyonlarda gün boyu gösterilen ve ahlak dışı normalmiş gibi sunulan seviyesizliğin sergilendiği yarışmalar toplumun değer yargılarını sarsarken, hedef kitlesi çocuklar olan programlar da genç beyinleri zehirlemektedir. Yabancılaşma günden güne artıyor.

Kırsallarda yaşayan vatandaşlar şehirde yaşayanlara nispeten bu sorundan birazcık olsun korunabilmişlerdir. 

Allah Bakara Suresinin 120. Ayetinde ‘‘Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: “Şüphesiz doğru yol, Allah’ın (gösterdiği) yoludur.” Eğer sana gelen bunca ilim den sonra onların arzularına uyacak olursan, senin için Allah’tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı’’ demektedir.

Şiddet, müstehcenlik, özenti, reklamlarla tüketimi arttırma çılgınlık seviyesindedir. Kültürel benimsemeyi yabancı kültüre kapılma alışkanlığını bir fıkra ile belirtebiliriz. Şehirden Anadolu’nun kuş uçmaz kervan geçmez bir köyüne gelin gider. Gelin, köye varınca gübre kokusundan müthiş bir şekilde rahatsız olur. Her tarafta tezek yığınları vardır. Kayınpederine evlerinin etrafındaki hayvan pisliklerini niye temizlemediklerini, pis kokuya nasıl dayandıklarını sorar. Kayınpederi der ki: Kızım biz evimizin etrafındakileri tezekleri uzaklaştırsak bile komşunun evinin etrafındakilerin kokusu gelir. Burası köy yeridir. Bundan kurtulmak çok zordur. Gelin her şeye rağmen kolları sıvar evlerinin etrafındaki bütün tezekleri uzaklaştırır. Bir ay sonra koku namına bir şey kalmaz. Kayınpederine, gördünüz mü koku diye bir şey kalmadı deyince kayınpederi de kızım aslında koku aynen devam ediyor ama kokuya senin burnun alıştı, der. 

Selam ve dua ile

ali-canpolat@outlook.com.tr

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Eyl

Arabuluculuk nedir?

17Eyl
10Eyl

Okumak ve imar etmek

03Eyl

Camilerin kültürümüzdeki yeri

20Ağs

Maneviyat bir ihtiyaçtır