Fay yasası şart

İzmir ve Elazığ depremleri başta olmak üzere, geçen yıl meydana gelen depremlerde 168 kişi yaşamını yitirirken 3 bine yakın kişi yaralandı. Dünyada geçen yıl meydana gelen depremlerde en çok can kaybının Türkiye'de yaşandığına dikkat çeken TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Malatya Şube Başkanı Erkan Özgür, acilen fay yasasının çıkarılması gerektiğini söyledi.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Fay yasası şart
İzmir ve Elazığ depremleri başta olmak üzere, geçen yıl meydana gelen depremlerde 168 kişi yaşamını yitirirken 3 bine yakın kişi yaralandı. Dünyada geçen yıl meydana gelen depremlerde en çok can kaybının Türkiye'de yaşandığına dikkat çeken TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Malatya Şube Başkanı Erkan Özgür, acilen fay yasasının çıkarılması gerektiğini söyledi.
Malatya Net Haber - Yusuf Cici

Depreme karşı hazırlıklı olmalıyız

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Malatya Şube Başkanı Erkan Özgür, gazetemize yaptığı açıklamada, her yıl 1-7 Mart tarih aralığının, depreme karşı farkındalığı artırmak amacıyla 'Deprem Haftası' olarak değerlendirildiğini hatırlatarak, 'Depreme karşı hazırlıklı olmalıyız' mesajı verdi. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Malatya Şube Başkanı Erkan Özgür, gazetemize yaptığı açıklamada, her yıl 1-7 Mart tarih aralığının, depreme karşı farkındalığı artırmak amacıyla 'Deprem Haftası' olarak değerlendirildiğini hatırlatarak, 'Depreme karşı hazırlıklı olmalıyız' mesajı verdi.

Bir yılda 168 kişi yaşamını yitirdi

Depremlerin büyük kayıplara neden olmaya devam ettiğini aktaran Özgür, "2020 yılı boyunca meydana gelen depremlerde toplam 168 vatandaşımız yaşamını yitirdi. 3 bine yakın vatandaşımız yaralandı. 80 bine yakın konut, işyeri gibi bağımsız bina bölümleri de yıkılmış veya ağır hasar görmüş, 20 milyar liraya yakın maddi kayıpla yüze yüze kalınmıştır. Türkiye, dünyada 2020 yılında meydana gelen depremler sonucu en çok can kaybının yaşandığı ülke olmuştur" dedi.

Depreme hazırlıksız yaşıyoruz

Gelinen noktada kentlerde ve diğer yaşam alanlarımızdaki deprem risk havuzunun her geçen gün biraz daha büyüdüğünü savunan Özgür, içinden diri faylar geçen kentsel ve kırsal yerleşim alanlarında hazırlıksız bir şekilde yaşamlarımızı sürdürdüğümüze dikkat çekti. Kentsel ve kırsal alanlarda deprem risklerini azaltma konusundaki sorumlulukların merkezi ve yerel yönetimler arasında dağıtılmış olsa da temel sorumluluğun devletin olduğunu ifade eden Özgür, "Bu sorumluluklar sadece yerleşim birimlerinde gerekli mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı uygulamalarından yararlanarak mevcut riskleri azaltmak anlamına gelmez; hem merkezi ve hem de yerel yönetimler açısından öne çıkan asıl sorumluluk mevcut risklerin tespiti ve azaltılmasının yanında, yeni risklerin önlenmesi, yaşam alanlarımızdaki deprem risk havuzunun büyümesine neden olan unsurların engellenmesinden geçmektedir. Eskimiş ve günün ihtiyaçlarına yanıt vermeyen planlama, imar, afet, yapı üretim ve denetim mevzuatıyla deprem etkilerini yönetmeye çalışıyoruz. Birçoğu aktif diri faylarla oluşturulan ova ve tarım alanları imara açılarak bir yandan deprem risk havuzu genişletirken diğer yandan gıda üretim alanları heba edilmeye devam ediyor. Toplumu ilgilendiren depremlere ilişkin yasal mevzuat veya yönetmelik düzenlemeleri kapalı kapılar ardında, şeffaflıktan uzak bir anlayışla bazı yandaş şirketler üzerinden hazırlanmaya devam ediyor" şeklinde konuştu.

Fay yasası çıkarılsın

Jeoloji Mühendisleri Odası'nın, herkesi depremlere karşı daha duyarlı, daha kararlı ve daha mücadeleci olmaya çağırdığını anlatan Özgür, bu çağrının gereği olarak yapılması gerekenler ise şöyle sıraladı; "İmar Kanunu’na bir madde eklenmeli ve planlama öncesi mikro bölgeleme etütlerinin yaptırılması zorunlu hale getirilmeli. Bu etütlerin önümüzdeki 3 yıl içerisinde tamamlanması sağlanmalı. Fay yasası 3 ay içerisinde çıkartılmalı. Türkiye Paleosismoloji Araştırma Projesi hızlandırılmalı, 3 yılda tamamlanmalı. Deprem risklerinin önlenmesi amacıyla yapılacak bu mikrobölgeleme ve paleosismoloji araştırmaları için kamu kaynaklarından yeterli ödenek ayrılmalı. Bunun için deprem vergisi olarak bilinen özel tüketim vergisi kullanılmalı. Bu araştırmaların planlanması ve uygulanması süreçlerinde yerel yönetimler aktif olarak devrede olmalı. Yasal mevzuatın geliştirilmesi için bakanlık, meslek odaları, yerel yönetimler ve akademisyenlerin katılımıyla bir komisyon kurulmalı, bu yıl içinde gerekli değişiklikler hazırlanarak Meclis’e gönderilmeli. Beton lobisinin başta ovaların imara açılması olmak üzere; imar, planlama, yapı üretim ve denetim sistemi üzerindeki etkisini azaltacak önlemler alınmalı" dedi.

Kimse deprem toplanma alanlarını bilmiyor

Doğu Anadolu Fay hattına bağlı yerlerde olan depremlerin komşu segmentleri etkilediğini vurgulayan Özgür, "Nasıl etkiliyor? Komşu faylarda stres birikiyor. Bu stres biriktikçe, zamanla deprem üretmeye başlıyor. 1875 yılında Sivrice-Pütürge hattında 6,7 şiddetinde bir deprem olmuş, tam 18 yıl sonra Çelikhan Erkenek hattında 7,1 şiddetinde bir deprem olmuş. 2020 yılında Sivrice-Pütürge'de oldu. Belki 18,20 sene sonra belki daha erken bir deprem olabilir. Şunu bilmeliyiz depremle yaşayan bir ülke olmak zorundayız. İnsanları bilgilendirmek lazım, sadece deprem haftası içinde paylaşım yapmamak lazım, sözde kalmaması gerekiyor. Kaç kişi, Malatya'da deprem olduğunda benim toplanma alanı merkezi şurası diyecek. İlgili belediyeler mesaj atıyorlar, şu saatte toplantım var, konuşmam var. Belediyeler, kendi bölgesinde yaşayan insanlara şunu gönderebilir; şu park veya şu meydan. Kimse deprem toplanma alanlarını bilmiyor. 5 büyüklüğündeki deprem yıkıcı etkiye sahip olmayabilir, arkasından gelen artçılar zarar veriyor. Biz bunu Sivrice depreminde yaşadık. Depremden sonra gelen heyet, az hasarlıya ağır hasarlı raporu verdi.

Biriktirdikçe kırılmaya başlayacak

'Bizim en çok korktuğumuz Çelikhan Erkenek segmenti' diyen Özgür, "Şuanda DAF'ın yer aldığı hat üzerinde kırılmalar olmaya başladı. Burada birçok segment var. Adıyaman-Gölbaşı, Gölbaşı -Türkoğlu, Türkoğlu-Hatay segmenti var. Sivrice depremi ve sonrasında yaşanan depremler stresini Adıyaman-Kahramanmaraş tarafına biriktirmeye başladı. Biriktirdikçe kırılmaya başlayacak, ne zaman kırılacak, bunun için tarih vermek mümkün değil. Çelikhan-Erkenek hattındaki yerleşim yerlerinin çok dikkatli olması gerekiyor. Şuanda stres orada birikiyor. Son bir yıl içerisinde Malatya ve çevresindeki illerde 4 ve 4'ün üzerinde şuana kadar 49 deprem oldu. Daha düşük depremleri de sayarsak, 2 binin üzerinde deprem meydana gelmiş.  Bu durum stresleri komşu segmentlerde biriktirmeye çalışıyor, biriktirdiği yer neresi en çok korktuğumuz Çelikhan-Erkenek segmenti" diye konuştu.

Haber Merkezi

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN