Aşure sevginin ifadesi

Aşure gününün önemine işaret eden Malatya İl Müftüsü Veysel Işıldar, Aşure gününde yapılan ibadetlerin çok makbul olduğunu söyledi. Aşurenin, paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve sevginin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesi olduğunu belirten Işıldar, 'Milletimizin komşularına, dost ve akrabalarına yılda iki defa dağıttığı güzelliklerden biri kurban etinden pay verme, diğeri ise aşure ikramıdır' dedi.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Aşure sevginin ifadesi
Aşure gününün önemine işaret eden Malatya İl Müftüsü Veysel Işıldar, Aşure gününde yapılan ibadetlerin çok makbul olduğunu söyledi. Aşurenin, paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve sevginin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesi olduğunu belirten Işıldar, "Milletimizin komşularına, dost ve akrabalarına yılda iki defa dağıttığı güzelliklerden biri kurban etinden pay verme, diğeri ise aşure ikramıdır" dedi.
Malatya Net Haber - Yusuf Cici

Bu yıl 19 Ağustos Perşembe günü başlayan ve Hicri yılbaşı olan Muharrem Ayı, Peygamber efendimizin Ramazan ayından sonra oruç tuttuğu ay olarak biliniyor. Malatya İl Müftüsü Veysel Işıldar, Hicri Yılbaşı ve Muharrem ayı ile ilgili gazetemize açıklamalarda bulundu. Hicret ve Muharrem ayının önemine işaret eden Işıldar, Aşure gününde yapılan ibadetlerin çok makbul olduğunu ifade etti. 

Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var

Muharrem Ayının, Hicri Takvimin başlangıcı olarak kabul edildiğini söyleyen Işıldar,  "Aşure günü 10'uncu günü demektir. Aşure gününde Allah’ın takdiriyle birçok hadise gerçekleşmiştir. Hz. Adem'in tövbesinin kabul edilmesi, Nuh Peygamberin gemisine sığınanların, selamete çıkması, İbrahim Peygamberin ateşe atılması oradan selamete ermesi gibi bir çok hadisenin gerçekleştiği bir tarih olarak gerçekleşmiştir. Bu manada çok üzücü bir olay da gerçekleşiyor. Peygamber efendimizin çok sevdiği torunu Hz. Hüseyin efendimizin Kerbela'da şehit edilmesi ne yazık ki böyle bir güne denk geldi. Bu manada bütün İslam alemi hüzünle yad ediyoruz.  Böyle bir hüznün yaşanması hepimizi her hatırladığımızda hüznümüzü artırmaktadır. Aşurenin bir diğer anlamı da bizim toplumumuzda, yani aşure 10'uncu gününde sadece İslam alemi için değil, daha önce ki rivayetlerde de, peygamber efendimiz Medine'ye hicret ettiğinde burada yaşayan Yahudilerin oruç tuttuğunu görmüş.  Peygamber efendimiz, Yahudilere benzememek için bir gün öncesinde aşure gününe ilave olarak dokuzuncu ve on birinci günde de bizlere oruç tavsiyesinde bulunmuştur. Toplumuzda hicri yılbaşı yani bir Muharrem ve Muharrem’in onuncu günü mübarek olarak kabul edilmiştir. Bu anlamda aşure tatlısı diye sadece bizim toplumumuzda rastlanan güzel bir gelenek meydana gelmiştir. Aşurenin içinde bulunan gıda maddeleri bir araya getirilerek, tatlı bir yiyecek haline getiriliyor. Buradan şu mesajı çıkartabiliriz; biz toplum olarak, farklı görüş ve meşreplerde olabiliriz ama şuna ihtiyacımız var; Aşure tadında birliğe beraberliğe ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız.  Birbirimize her zaman muhtaç olduğumuzu, iyi ve zor günlerimizde millet ve toplum olarak bu ülkede yaşayan herkesin birlik ve beraberlik, dayanışma ruhuna sahip olması gerektiğini unutmamalıyız. Aşure tatlısından bu mesaj alınabilir" diye konuştu.

Aşure gününü oruçlu geçirmeye gayret edebiliriz

Işıldar, Aşure günü yapılan ibadetlerin çok makbul olduğuna dikkat çekti. Işıldar, Peygamber Efendimizin Muharrem Ayı’nı “Allah’ın ayı” olarak nitelendirip Ramazan’dan sonraki en faziletli orucun bu ayda tutulan olduğunu söylediğini belirten Işıldar, "Bugün de yapılan ibadetlerin çok makbul olduğu; Peygamber efendimiz: Ramazan’dan sonraki en faziletli orucun bu ayda tutulduğunu bildirmiş ve Sahabeye bir gün öncesinde veya sonrasında da oruç tutmalarını tavsiye etmiştir. Bunun sebebi: Yahudilere benzememek için bir gün öncesin de veya sonrasında aşure gününe oruç tutmayı tavsiye etmiş. Günümüzde Yahudilerin böyle bir ibadetini tam olarak bilmiyoruz. Dolayısıyla 10'uncu günde tutmamızın bir mahsuru yoktur. Aşure gününü oruçlu geçirmeye gayret edebiliriz. Sahabeye bir gün öncesinde veya sonrasında oruç tutması için tavsiye etmiştir. Ama Peygamber efendimiz, Yahudilere benzememek için bir gün öncesin de veya sonrasında aşure gününe oruç tutmayı tavsiye etmiş. Günümüzde Yahudilerin böyle bir ibadetini tam olarak bilmiyoruz. Dolayısıyla 10'uncu günde tutmamızın bir mahsuru yoktur. Aşure gününü oruçlu geçirmeye gayret edebiliriz" dedi.

Mutlaka dua edelim

Bu tür ayların, ortak değerlere sahip toplulukların sosyal ve kültürel hayatlarını canlı tutan unsurlar olduğunu ifade eden Işıldar, "Muharrem ayı ile bağlantılı olarak uzun yıllardır yaşatılan uygulamalardan birisi de aşure geleneğidir. Milletimizin komşularına, dost ve akrabalarına yılda iki defa dağıttığı güzelliklerden biri kurban etinden pay verme, diğeri ise aşure ikramıdır. Aşure; paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve sevginin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesidir. Aşureyi sadece kendi evlerinde yapıp yemezler, komşularına da ikram ederler. Aşurenin verdiği tat, kıvam birlik ve beraberliği sembolize ettiği için sadece insanımız kendisi tatmaz, yakınlarına, komşularına ikram eder.  Komşular ona ikram eder. Bu toplumsal dayanışma birlik beraberliğin en güzel göstergesidir. Alimlerimizin güzel bir sözü var. Aynı, kaptan yemek yiyenler, aynı anneden süt emmiş kardeşler gibidir. Millet, kardeşlik sembolünü artıran çok güzel semboldürler. Peygamber efendimiz rivayetlerinden aşure günü yapılan dualar makbul dualar olduğunu anlıyoruz Aşure günü çok dua edelim. Nefsimiz, çoluğumuz çocuğumuz, milli ve manevi değerlerimiz, birliğimiz, dirliğimiz, aramızdaki sevgi bağlarımızın artması için mutlaka dua edelim. Rabbim bu ayda tuttuğumuz oruçları Hz. Hüseyin Efendimiz için okuduğumuz Kur’an ve Mevlid-i Şerifleri, Aşure çorbası ile yaptığımız hayır ve hasenatlarımızı kabul eylesin" şeklinde konuştu.  Işıldar, Muharrem Ayı’nın tüm insanlık alemine hayırlar getirmesini ve içinde bulunulan Kovid-19 salgınının bir an önce son bulmasını niyaz etti. 
 

Haber Merkezi

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN