Yakıştı mı Şimdi Mehmet Çınar?


Malatya'da belediye başkanları arasında eğitimi, gençliği ve dinamizmiyle dikkatimi çekmişti Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar.

Eski SSK hastanesi arkasındaki Ahmediye Camii karşısında geçtiğimiz aylarda hizmete açılan Emanet Çarşısını çok beğenmiştim.

Aynı binadaki Sosyal Tesise ve Tarım Kredi Kooperatifi ürünlerinin satışının yapıldığı mağazaya ise bir anlam verememiştim...

Emanet Çarşısını ziyaret ettiğim gün, tevafuk bu ya, Mehmet Çınar'la ilk defa o gün kapıda karşılaştık. 

Ayaküstü yaptığımız kısa sohbette Emanet Çarşısını kastederek "iyi niyetlerle yaptığınız işlerin yanındayız başkan" dedim. Mehmet Çınar da bu cümleme karşılık "kötü niyetle yapılanları da yazarsınız" demişti.

Çınar'ın verdiği bu karşılık hoşuma gitmişti, ancak özgüven sahibi bir insan böyle diyebilirdi...

"Yeşil Gıda Seracılık" adı altında tarımsal faaliyetler içerisinde topraksız çilek üretiminin haberlerine de doğrusu çok sevinmiştim.

Dönemin Malatya Valisi Ulvi Saran, sivil mimari örneği ev ve kültürümüzün yok olmaması için 2011 yılında Yeşilyurt'tan Gündüzbey'e giden cadde üzerindeki cumbalı Yeşilyurt Konaklarını onarımdan geçirterek hayata kazandırmıştı. Daha sonra ufuksuz yöneticiler yüzünden restore edilen bu güzelim konaklar işlevsiz bırakılarak kaderine terk edildiler ve bakımsızlıktan tekrar harabeye döndüler. Milyonlarca harcanan paralar da milletin kesesinden çarçur edilmiş oldu! Bu zararın hesabını kim kimden soracak, meçhul!...

Bu dönemde Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar duruma el koydu ve konaklara işlerlik kazandırma girişimi başlatarak Malatya Mutfağını "Lezzet Caddesi" adını verdiği caddede turizmin hizmetine sunma projesini açıkladı.

Lezzet Caddesi tabir yerindeyse entegre turizm hizmet birimlerinden oluşuyor...

Butik otel, yöresel yemeklerin sunulduğu lokantalar, çay ve kahve servisinin olduğu dinlenme mekanları kültürümüzün yoğrulduğu bu konaklarda hizmet verecekler...Yerli ve yabancı turistler, Yeşilyurt'un geleneksel mimarisi ve ruhunu yansıtan bir ortamın içinde bu hizmetleri alacaklar... 

Sayın Çınar'ın bu teşebbüsü de her türlü takdiri hak ediyor. 

Ancak, Gedik Kültür Merkezi'nde durum hayli çetrefilli...

Bir kez Millet Kıaathanesi, AK Partinin açıkladığı şekliyle "Millet Kıraathanesi" değil.

Ya ne öyleyse: Kültür Bakanlığı ve Yeşilyurt Belediyesi ortak yapımı "Kütüphane" yani "Millet Kıraathanesi" değil...

Gelelim "Ceza Evi Müzesine"

Sahi, değerli Mehmet Çınar, size bu Ceza Evi Müzesini hangi şirket düzenledi ve teslim etti?

Kime yaptırttınız bu ilkel ucubeyi?

Sizin hangi biriminiz bu müzeyi "tamam onayıyla" teslim aldı?

Bu müze bizim bilmediğimiz çok özel ziyaretçiler için mi düzenlendi? 

Müzenin ziyaretçilerini hangi yaş gurubuna göre seçiyorsunuz?

Okul öncesi çocuklara yönelik desem o sabiler zaten anlamazlar.

İlk, orta ve liseli öğrenciler için desem, kötü örneklik açısından sakıncalı bir durum.

Biz büyüklerin görmesi için desem çok absürt ve berbat bir düzenleme olmuş.

Mahkumların hamamındaki bakırcı pazarından alınan sıfır galvaniz banyo kazanı pek komik duruyor...

Mutfak rafındaki kalaylı pırıl pırıl bakır tabaklar göz kamaştırıyor!

Hele o duvarların sıva altı orjinal tuğla görünümlü kesitleri ise görenlere küçük dilini yutturuyor, o ne doğallık öyle!...

Benim nazarımda "insani hissiyatın usta şairi" Nazım Hikmet bir şiirinde şöyle diyordu:

"Şaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes" 

Cezaevi Müzesini görünce Nazım'ın bu dizesi geldi aklıma...

Hulasa:

İnsan her şeyi bilmeyebilir. bu ayıp da değil, ancak bir iş ortaya çıkarılıyorsa uzmanlarıyla, layıkı ile çıkarılmalıdır.

Eğitimi, gençliği ve dinamizmiyle dikkatimi çeken başkana böylesi "basit" işlerin yakışmadığını düşünüyorum. 

Malatya Turizmi Mehmet Fendoğlu'nu Bekliyor

Önceki günkü yazımızın başlığı "Malatya, Turizm ve İstişare Aklı" idi.

Bahsi geçen o yazımızda Malatya turizminin neden gelişmediğini sorgulayan bir takım düşünceleri getirmiştim gündeme.

Bugün, turizm sektörünün deneyimli ismi Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu'nun konuya dahil olmasının çok faydalı olacağını düşünüyorum.

Malatya, tarihi eserleri, doğal güzellikleri, kültürel zenginlikleri ve eşsiz yemek çeşitliliğiyle her türden turizm kafilesinin tercih edebilecekleri moda tabirle harika bir "destinasyon", yani Türkçesiyle "gelinecek yer."

Benim şahsi tanımıma göre; 

Turizm: İnsanın merak ve ilgilerini tatmin amacıyla, gezip görmek için çıkmış olduğu mutlu yolculuğun adıdır. 

Bu yolculukta dağa tırmanmakta vardır, saatlerce yürümekte, ne kadar meşakkatli de olsa bu yolculuğun sonunda "mutlu" olmak mukadderdir.

Sonuçta turistin mutlu olması esastır. Turist adı da itici, en iyisi gelen ziyaretçilere "misafir" demek, misafirperverliğimizi de yansıtmış olur. 

Malatya Aslantepe Höyüğü üzerinde 87 yıldır kazı çalışmaları devam ediyor. İnsanlık tarihinin aydınlanması açısından çok önemli eserlerin çıkarıldığı bir höyük.   

Ne yazık ki, resmi kurumlar bu eserin etrafında eseri ziyarete gelecek misafirlere, sosyal yapılar, kabul ve bilgilendirme salonları yapmamışlar.

Misafirler 7 bin yıl öncesinin şartları ve imkanları hakkında bir ön bilgilendirme ile öylesine büyülenmeliler ki eserle karşılaştıklarında saygıları bir kat daha artmalı, esere 7 bin yıllık nadide bir miras penceresinden bakmalılar.

Şu Anki Haliyle Aslantepe

Kupkuru arazinin ortasında toprak bir tepe, etrafı çitle çevrili, bir bekçi kulübesinin bulunduğu metruk, ıssız bir dağ başı...

Şimdiki haliyle bu eşsiz esere, küüt yürüyerek giriyorsun, karşında kerpiç duvarlar, duvarlarda anlamsız duran çizgi resimler, yürü Allah yürü, yokuş yukarı yürü ,yanında höyük bekçisi, iniş aşağı yürü, oldu da bitti maşallah. Aslantepe Höyüğünü gezdiniz...

Bu mudur tarihi eser sahipliği?

Bu mudur turizm den pay isteme hizmeti?

İnsanlık tarihi açısından bu kadar önemli, tarihi eserin sunumu böyle mi olur?  

Aklınızı başınıza alın beyler.

Turizm başlı başına entegre bir hizmet sektörüdür. Başından sonuna kadar ihtimamla eksiksiz güler yüzlü hizmet ister.

Yemesiyle, içmesiyle, eğlencesi ve bilgilendirilmesiyle dört başı mamur bir hizmet sektörüdür turizm.

Sayın Mehmet Fendoğlu'ndan Malatya'nın turizm atağına kalkması için ilin dinamiklerini harekete geçirmesini bekliyoruz.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Ensari | 05 Şubat 2020 07:32

    Bu memleketin bir çocuğu olarak,üzülerek söylemeliyim ki;malatya bir turizm şehri değildir.kimse kimseyi kandırmasın.eski malatyadaki ulu cami,k.saray ve aslantepe ile kimseyi kandıramayız.biz bir antep, urfa değiliz.sen olsan malatya'ya gezmek için gelir misin?ben gelmem!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Şub

İntihal Nedir?

24Şub
19Şub

Siyasette Fendoğlu Fenomeni

12Şub

Aynaya Bakmak Kimi Ürkütür?

11Şub

Megaloman Üretme Çiftliği