Megaloman Üretme Çiftliği


Türkiye'miz her anlamda mümbit memleket.

Ne ararsan ziyadesiyle mevcut.

Düşmanı dersen mebzul miktarda kaynıyor, içerisi dışarısı çıfıt çarşısı...

Dostu dersen, "Ölürüm Türkiye'm" türküsünü milyonlarca insanımız aynı anda dünyanın en kalabalık korosu halinde hep birlikte söyleme becerisi gösterebilmiş ve ölümün üzerine yürümüş yeryüzünde yegane millet. 

15 Temmuz Şanlı Direnişimiz, insanlık tarihine bizim imzamızla yazıldı.

O halde:

Düşmanı tanıyor veya sezebiliyorsun...

Dost ise zor zamanda belli oluyor; bir başka deyişle dost, öyle uluorta kendini göstermeye tenezzül etmiyor.

"Cumhuriyet tarihimiz" boyunca çok partili dönem içerisinde en uzun kesintisiz AK Parti hükümetlerince yönetiliyor ülkemiz.

İktidar olmak demek bir anlamda da aşınmak demektir. Çünkü, icra makamı sanıldığı gibi kolay şey değil, her dediğin şıp diye olmuyor, birçok bileşen yada uyuşmazı uzlaştırıp inşa etme ustalığı gerektiriyor... Sabır, sebat, kararlılık ve güç gerektiriyor.

Doğrusu, AK Parti hükümetleri inkarı mümkün olmayacak çok alanda büyük işler yaptılar.

Başta savunma sanayi olmak üzere, sağlık, ulaşım ve altyapı hizmetlerinde belli bir düzeyi yakaladık diyebilirim.

Bir tek Recep Tayyip Erdoğan'ın çabasıyla erişilen zirvede tutunabilmek nereye kadar mümkün?

Bu durum daha fazla sürdürülebilir mi, zannetmiyorum.

Üst yönetimde "AK Parti Hükümeti" ifadesini, yerel yönetimlerde ise "AKP" tanımlamasını özellikle kullanıyorum. 

Zira aynı AKP'li yerel yöneticiler ve milletvekilleri ülke genelinde gösterilen başarıyı temsilcisi oldukları illerine yansıtmadılar.

Açıkçası, yansıtma gereği dahi duymadılar.

Ülke genelinde sağlanan başarı hikayeleri onlar için yeterli geliyordu. Fazlasına ne gerek vardı!...

Onlar için önemli olan şahsi konumlarını güçlendirmek veya muhafaza etmekti.

Nitekim aynen dediğim gibi tıkır tıkır işledi şahsi hedeflerine yönelik planları...

Tekrar tekrar milletvekilliği, tekrar tekrar belediye başkanlığı, il yönetiminden milletvekilliği... Çantada keklikti milletin oyu...

Milletin, üst yönetime yani hükümet politikalarına gösterdiği teveccühün rüzgarıyla yelkenini şişiren yerel AKP'liler kendilerini Abdurrahman Çelebi zannettiler!...

Teveccühün zat-ı şahanelerine olduğu zehabına kapıldılar, zavallılar.

Geçen yıl yaşadıkları 31 Mart yerel seçimleri de belli ki ders olmamış!...

Bu tesbitlerimizin haklılığını halk katında her gün müşahade etmekteyiz. Hiç endişeniz olmasın...

Enaniyetleri tavan yapmış megalomanlar bu durumu göremeyebilirler, normaldir çünkü gözlerini sonsuzluğa dikmişler...

Asıl beni endişelendiren durum, megaloman üretme çiftliğine dönüşen siyasi yapının gelmiş olduğu sosyolojik katmanın trajik evrimidir...
 

vyigitcan@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!