Kayısı ve Arslantepe'yi Tanıtmak


Bu yıl onuncusu yapılacak olan Malatya Uluslararası Film Festivali'nin ihdas edilmesindeki asıl maksat, Malatya'nın bu festivalin yüzüsuyu hürmetine yurt içi ve dışında tanıtımını sağlamak. Tanıtım bahanesiyle saçılıp savrulan paralar da Malatyalıların kesesinden çıkacak!.. Bu düşünceyle yola çıkanlar en hafif deyimiyle aklını peynir ekmekle yemiş olmalılar...

Tanıtım aşkına milyonlarca lirayı on yıldır harcıyoruz bir arpa boyu yol alamamamıza ne diyelim? Yapılacak bu son festivalden de murad edilen sonuç alınacak mı, ne gezer. Malatya ne yurt içinden ne de yurt dışından turizm anlamında zerre kadar ilgiye mazhar olamıyor. Tanıtımımıza katkısı bakımından Malatya Uluslararası Film Festivali tam bir fiyasko. 

Şehrimizin tanıtımı için, Malatya'nın elinde tadı ve rayihasıyla dünyanın eşsiz meyvesi kayısı gibi bir serveti var. Ve bir çırpıda sayamayacağım kadar daha birçok tarihi ve kültürel değerlerimiz de zenginliğimizin diğer yüzü. 

Arslantepe Höyüğü'nün insanlığın gelişim seyri bakımından sosyolojik tarihi önemini dünyaya bir anlatabilsek, siz o zaman görün ilgiyi... 

Arslantepe hakkında okuyacağınız bu sözleri ünlü fotoğraf sanatçısı Ersin Alok söylüyor : “Dünyanın birçok ülkesini gezme fırsatım oldu. Arslantepe kendi tarihi içinde çok yüklü ve eşine ender rastlanan bir yer. Arslantepe’nin, Göbeklitepe kadar önemli bir yer olduğunu ve tanıtımının çok iyi yapılması gerektiğini düşünüyorum. Orada yaptığımız incelemelerde çok güzel tarihsel figürlere rastladık." Bu gözlem, dünyayı tanıyan bir sanatçının Arslantepe'nin tarihi değeri üzerine objektif kanaatleri. 

Kayısıyı ve diğer değerlerimizi turizmin ilgisine akıllıca sunabilirsek Malatya'yı yurt içinde ve dışında kısa zamanda marka haline getirmemiz hiç de zor değil... 

"Yeşil Bina" İle Dünyaya Sunum 

Malatya'nın kadim yerleşim bölgesi Eskimalatya'da Ulu Cami civarında 15.000 metrekarelik bir bahçe içerisinde en az 2000 metrekarelik kapalı alanı ihtiva eden ve mimarisiyle de görenleri hayran bırakacak ilginçlikte, Malatya'nın tanıtım ürünlerinin yer alacağı sergi salonları, satış yerleri ve sağlıklı geleneksel ev ve çarşı yemeklerimizin kusursuz uygulanıp sunulduğu fırın ve lokantalarıyla hizmet verecek, üzerinde 5 yıldızlı bir otelin bulunduğu yeşil bir bina inşa edilmeli... 

Yeşil binanın yapımı için uluslararası bir yarışma açılmalı... 

Açılacak bu yarışma ilanlarıyla dünya mimarlarının ilgisi çekilecek ve tanıtımın ilk adımı uluslararası anlamda atılmış olacaktır. 

Yeri gelmişken burada açıklamam gerekiyor; "Yeşil Bina" derken, binanın rengi değil, doğayla uyumlu, çevreye duyarlı, enerjisini kendi üreten, yağmur suyunu değerlendiren özellikler kastediliyor. Yeşil Binalar doğal kaynakların tasarruflu kullanımları ile sağlıklı bir geleceği güvence altına almayı önemseyen, daha yaşanılabilir bir çevre amacıyla tasarlanmış doğa dostu ve ekonomik yapılardır.

Yeşil Bina kavramı çok önemli. Dünya, giderek çevreye saygılı ve sürdürülebilir, doğal yaşamla barışık hassas yaklaşımları önceliyor. Bu kısacık açıklamadan sonra gelelim esas konumuza.

Dünyanın ilgisini çekmek çok önemli, bir kez yepyeni, çevreye son derece saygılı ve ilginç harika mimarisiyle göz kamaştıran böylesi çok amaçlı ve nitelikli yapı ile dünyanın dikkatini üzerinde toplayacaktır Malatyamız.

Bu günlerde çokça tekrar edilen bir söz var, "Krizi fırsata çevirmek" diye sık sık duyduğumuz. Dünyayı kuşatan korona salgın dönemi hayırlısıyla sona erdiğinde, dünya rahat bir nefes almakla birlikte turizm hareketleri de hiç kuşkunuz olmasın, aynı oranda patlama yapacaktır.

Yeşil Bina'da Neler Olacak

2000 Metrekarelik zemin katı, "Cam Çarşı" olarak adlandırılmalı ve 360 derecelik dairesel bir yapıda tematik bölümlere ayrılarak her kısım cam tuğlalarla ve değişik renklerdeki versiyonlarıyla yalıtılmış olmalı. Görünümdeki estetik göz kamaştırıcı ve zerafet örneği olarak zihinlerde iz bırakmalı...

Bölümlerde kayısının üretiminden tüketim aşamasına gelinceye kadarki hikayesi görünür kılınmalı...

Kayısının en sağlıklı doğa dostu son derece özenli paketlerle, en küçük gram'dan başlayarak abartılı olmayan fiyatlarla satışa sunulmalı...

Kayısının yanı sıra diğer ürünlerimiz, kuru üzüm, köpük pestili, kuru dut, dut pestili, daha burada sayamayacağımız kadar diğer çeşitler bölümlerde yerini almalı...

İnsan sağlığı açısından son derece besleyici ve sindirimi kolay ev yemeklerimizin yerinde yapılıp servis edildiği tematik lokantalarımız hizmet vermeli. Örneğin etli yemekler ayrı, etsiz yemekler ayrı bölümlerde bulunmalı...

Çarşı ve fırın yemeklerimiz de benzerlerine oranla çok seçkin ve nadide lezzetlere ve yapım tekniklerine sahipler. Bu lokantalarımız da farklı bölümlerde sanatlarını icra edebilmeliler...

Arslantepe buluntularının ve diğer tarihi değerlerimizin birebir kopyaları ayrı ayrı bölümlerde sergilenmeli...

5 Yıldızlı otele giriş ve çıkışlar Cam Çarşı'nın iç kısmın tam orta yerinden olmalı. Otel müşterileri otele girerken ve çıkarken Cam Çarşı dükkanlarının önünden geçmeliler...

Bahçemizin İç Düzenlemesi

En başta geleneksel avlulu, eyvanlı bir "Malatya Evi" bulunacak. Evin altından tertemiz suyun aktığı, ve buzdolabının henüz olmadığı o yıllarda evin altından akan o su arkının üzerinde, avlu kısmında yapılan bir havuz içerisinde yağın. peynirin ve yoğurdun soğuk muhafaza edilmesi görünür kılınarak anlatılmış olacak. 

Malatya Evi'nin olmazsa olmazı ekmek tandırının bulunduğu tandır örtmesi ve yakacaklarının depolandığı odunluk yer alacak, Ayrıca avlunun bir kenarında kerpiçten davlumbazlı yemek ocağı bulunacak. Bahçe kapısı ile bahçeye geçilecek,

Bahçe ise, başta kayısı çeşitlerimiz olmak üzere Malatya'ya özgü meyve ağaçları ve yine Şam Çeftelimiz (şeftali) başta olmak kaydıyla Banazı Üzümü, Tahannebi Üzümü, Kara Erik, Keten Köynek Cevizi, Hocamız Armudu. Leymun Armudu, Dalbastı Kirazı, Aşılı Vişne, Kızılcık... vb.

Bahçemizde beton kullanılmaksızın yürüyüş yolları ve havuzlar sal taşları ile doğal malzemeden yapılacak. 

Yaz - kış çay bahçeleri ile misafirlere hoşça zaman geçirecekleri huzur ortamı oluşturulacak.

Eğer Malatyamız tanıtımımız adına yaptığımız bu öneriyi, bo projeyi hayata geçirebilirse krizi fırsata çevirmenin şahikasını gerçekleştirmiş olur, diye düşünüyorum.

Biliyorum ki;

Bütün bu anlattıklarım pek sayın, zat-ı muhterem devletlü şahanelere masal gibi gelebilir. 

Bütün bu önerilerime hayal diyebilirsiniz.

Hepsini kabul ederim, ancak kesinlikle söyleyebilirim ki; hayal etmeden, mevcut halde bulunmayan bir şeyi zihninizde yaratmadan, canlandırmadan hiçbir tasarımda bulunamaz ve hiçbir atılım gerçekleştiremezsiniz.

Onuncu kez yapılacak olan MUFF için harcanan paralar yandı bitti kül oldu mu, olmadı mı? Ne kaldı elde, elde var sıfır...

Benim önerime gelince, en az 60 yıllık bir eser vücuda getirilip Malatya'ya ve ülkemize kazandırılmış olacak.

Ancak şurası kesin, biliyorum ki ve de ne yazık ki, Malatya baştan ayağa sağır sultanlar şehri, bu önerimden de ne bir ses ne bir haber yankılanmayacak, ancak bu fakir, düşündüklerini sevgili okurlarıyla ve Malatyalılarla paylaşmış olmanın huzurunu duyacak...

vyigitcan@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI