Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesinde Yaşadığım Şok Üstüne Şok - Vahdettin Yiğitcan

Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesinde Yaşadığım Şok Üstüne Şok


Özetle: Sağ ayağımın tabanında oluşan yaranın çok ağır bir enfeksiyona yol açarak büyümesi neticesinde Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki bir ortopedi uzmanı doktorun "ayağı bilekten keseriz" demesi üzerine, ayağımın kesilmesini önlemek için tıbbi yönden daha zengin imkânlara sahip İstanbul'a gitmeye karar verdim. Hiperbarik oksijen ve ozon tedavisi yapılan hastaneleri araştırmaya başladık... Sağlık Bakanlığı Basın Müşavirliğinin önerisiyle Hiperbarik Oksijen tedavisi uygulayan İstanbul'daki Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesine yönlendirildik...

Değerli arkadaşım Çetin Yalçın'ın bahçe içindeki evinin avlusunda harika bir gün geçirdik... Çay, kahve, yemek derken, ikram komasına girmiştim... Bu arada havaalanına gitme vaktim yaklaştı... Yara ayağımdaki sabah yapılan pansuman sargısı yoğun iltihap akışı nedeniyle sapsarı olmuş ve yenilenmesi gerektiğinden yeniden hastanenin acil servisinde pansumanımı yeniledik. 

Çetin'e her ne kadar "havaalanına gelme, beni Havaalanı Servis Noktasına bırak otobüsle giderim" dediysem de dinletemedim... "Havaalanına gelip uçak biniş kartını alana kadar yanındayım" diyerek benim teklifimi reddetti...

Gecenin ilerlemiş vaktinde oğlum Ömer beni yeni hizmete açılan İstanbul Havaalanında karşıladı ve İstanbul metropolünün yeni İhdas olmuş bölgelerinden Ispartakule'ye doğru yola çıktık... Eve geldiğimizde sabah erkenden Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesine gideceğimizden hoşbeşten sonra hemen istirahate çekildik...

İstanbul trafiği günün her saati yoğun, sabah ve akşam saatlerinde ise felç... Çok erkenden yola çıktığımız için hastaneye vaktinde yetiştik...

Benim talebim üzerine Sağlık Bakanlığı Basın Müşavirliği'nin yönlendirdiği Hiperbarik Oksijen Tedavi birimine gittik. Bu arada hiperbarik oksijen tedavisinin Türkçesi "Su Altı Hekimliği" şekline ifade ediliyor...

Hekimimiz gencecik bir kız... Hekimimiz pansuman görevlisi bayana ayağımdaki yarayı açtırdı ve durumun vehametini görür görmez beni hastası olarak bilgilendirmeye başladı. 

Oysa bana, ilgili yetkililer tarafından hiperbarik oksijen tedavisinde çok yoğun bir sıra olduğu ve kabul edilmeme ihtimalinin yüksekliği daima hatırlatılmıştı...

Hiperbarik oksijen tedavisinin kendine özgü kurallarını anlatan doktorumuz bu arada benim yaptırmam gereken tahliller ve görüşünü almam gereken polikliniklerin doktorlarına başvurmamı istedi...

Hiperbarik Oksijen Tedavi biriminin hastasını yatırma hizmeti yoktu...

Ayağımdaki yara çok ilerlemiş ve benim hastanede enfeksiyon hastalıkları servisinde tedaviye alınarak kontrol altında tutulmam gerekiyordu...

Doktor Olmuşsun Ama Adam Değilsin Ortopedist!...

Ortopedi uzmanı doktorla görüştüğümüzde yaranın ilerlemiş halini gördüğünü ve hastane kontrolünde yatarak tedavi görmem gerektiği konusunda yardımcı olmasını istedim. 

Oğlum Ömer'in beni onca yoğun işlerinin arasında Ispartakule'den Kartal'a hergün getirip götürmesi imkânsızdı...

Benim yardımcı olmasını istediğim ortopedi doktoru bana, "senin talebin sosyal bir talep beni senin sosyal talebin ilgilendirmez, benden ne istenmişse o konudaki görüşümü bildiririm" diyerek çıktı gitti...

O doktor müsveddesinin bu tepkisel cevabı üzerine içimden "Doktor olmuşsun ama adam değilsin ortopedist!..." demek geçti ve dedim...

Aynı talebimi Başhekimlik sekreteri hanıma ilettiğimde hastanelerinin "Pandemi Hastanesi" olduğu gerekçesiyle reddetmesi bende bardağın taşmasına yol açtı... Resmen yalan söylüyordu sekreter parçası!..

O gün Lütfi Kırdar Hastanesinde yaşadığımız sıkıntıları anlatmam mümkün değil... Hastanenin "Engelli Otoparkından" çekilen arabamız da işin tuzu biberi oldu...

Bu yaşadıklarımızdan hareketle, insanların helal süt emmişleriyle ve bulundukları mevkileri egemenlik alanı olarak görenler arasında siyahla beyaz gibi bir fark var diyebilirim...

Gelmiş olduğu görevi hakkıyla yerine getirme gayreti içerisinde olanlar ne kadar saygı ve sevgiyi hak ediyorlarsa, bulunduğu görevi enaniyetini tatmin imkânı olarak kullananlar da o kadar aşağılanmayı hak ediyorlar...

Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesinde biricik yavrum oğlum Ömer'le birlikte yaşadığımız şok üstüne şok tavırlara maruz kalmamız bir kez daha ezik ruhlu insanlara karşı nefretimi arttırdı...

Şimdi ise tedavilerim hakkında lafı daha fazla uzatmadan söyleyeyim...

Ataköy'de ozon, Bahçelievler'de hiperbarik oksijen ve Fındıkzade'de iğne tedavisi alarak tedavimi sürdürüyorum...

Her üç sağlık merkezinin doktorları iyileşme yolunda çok mesafe aldığımızı söylüyorlar...

Kendimi iyi hissediyor ve Rabbimden her halimizi hayra tebdil etmesini diliyorum...

Aldığım çok yüksek antibiyotik ve sair ilaçlar nedeniyle odaklanma ve dikkat dağınıklığı çektiğimden, bu nedenle sürç-i lisan ettiysem affola...

Bütün okurlarıma huzur ve sağlık dileklerimle...

vyigitcan@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 3

  • Muammer YILDIRIM | 01 Haziran 2021 15:29

    Vahdettin abi çok geçmiş olsun. Allah şifalar versin.

  • İbrahim ünlü | 27 Mayıs 2021 16:57

    Vahdet abi geçmiş olsun rabbim hayırlı şifa versin Çetin Yalçın ile ilgili yazdılkların beni mutlu etti Rabbim eksiklerini vermesin

  • Mustafa YETİŞ | 26 Mayıs 2021 20:09

    Rabbimden acil, hayırlı ve iz bırakmadan iyileşmeniz için şifalar diliyorum, inşaallah

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl
26Ağs
12Ağs

Selahattin Gürkan'ın Farkı

05Ağs
29Tem

Hastane Yemeği!...