Bir An Düşünün


Koronavirüs adlı mikroskobik bir canlı Dünyanın şirazesini yerinden kaydırdı.

Çin'de ortaya çıktı ve kısa zamanda büyük bir hızla Dünyanın her yerine yayıldı...

Önceleri ciddiye alınmayan bu koronavirüs, yayılma becerisi ve ölümcül etkileriyle ülkelerin muvazenesini sarstı.

Amerika'sı, Fransa'sı, Çekya'sı korsanvari operasyonlarla ülkelerinden geçmekte olan bir başka ülkeye ait sağlık malzemelerine el koydular. Utanma ve ar duygularından mahrum yaratıklar...

Kendi iç çelişkilerini ve bir takım aç gözlü taifenin görgüsüz talancılığını bir kenarda tutarsak, Dünya'nın vicdanı olmuş ülkemizin Dünyaya verdiği mesaj göğsümüzü kabartacak örneklerle dolu... Hem de en hayati bir konu olan sağlık alanında...

Biricik Dünyamızda yaşayabilmek uğruna, adına devlet dediğimiz ülkeleri yöneten örgütler, vatandaşlarını, evde kal, sosyal mesafeni koru, ülkeler arası ve şehirlerarası seyahat etme, sokağa çıkma, sosyal faaliyetlerde bulunma, ticari üretim ve işlerini askıya al gibi yasaklarla yurttaşlarını, ayrıştırılmış ve yalıtılmış hücresel yaşam biçimine yönlendirdiler... 

Amaç, koronavirüsün salgın halde insanlar arası yayılımını önlemek. Evet, bütün bu önlemler gerekli tedbirler. Harfiyen uyalım.

Şimdi geldiğimiz bu noktada, Dünya'nın en gelişmiş devletleri başta olmak kaydıyla insanoğlu olarak düştüğümüz mevcut acziyet halimiz bize ne söylüyor?

İtalya'da, Fransa'da, İngiltere'de, İspanya'da, bakım ve huzur evlerinde yaşayan yaşlı insanlar topluca ölüme terk edilerek binlercesi bir anlamda öldürüldüler... 

İşte İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 3. Maddesi: Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır. 

"Batı Medeniyeti" diye örnek gösterilen devletlerin günümüzdeki en bariz marifetleri yaşlı vatandaşlarını göz göre göre ölüme terk etmek. Mültecilere karşı takındıkları düşmanca tavırlarından söz etmiyorum bile...

Batılı devletlerin İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine sadakatleri, tıpkı Cahiliye Dönemi Putperestlerinin kendi elleriyle yaptıkları helvadan putu yemelerine benziyor.

BAHÇELİ BİR EV ve HAYAL GÜCÜ

Günümüzde her alanda değerler, değersizleşme gerçeğiyle karşı karşıya...

Gözle görünmeyen bir virüs dünyanın gidişatını ters yüz etmediyse de allak bullak etti diyebiliriz...

Mutluluk saikiyle edindiğimiz nadide eşyalar, otomobiller, evler, sığındığımız siteler, bizi nereye kadar huzurla izole edebilir?

Modern hayatın dayattığı beton bloklar içerisinde sürdürdüğümüz gönüllü yaşam tarzımız, zihinlerimizi de geometrik sınırlar içine hapsetti...

Toprak seviyesinde bahçeli bir evde yaşamanın insana kazandıracağı hayal gücü ve yaratım yeteneği, hiçbir yerde edinilemez.

Huzur, insanlar ile iç içe saygılıca yaşamakta... Bir de toprak seviyesinde olursa ne ala...

Herkesin herkesten kaçtığı bir ortamda hangi birliktelik. bereket ve samimiyetten bahsedebiliriz?

Koronavirüs öncesi toplumsal yaşamımızın hiçbir tadı ve tuzu kalmamıştı!...

Kalabalıklar içinde yalnızlık yaşıyorduk...

Şimdi, aynı evin içinde izole bir hayata zorlanıyoruz... Değişen ne var?

Dilerim virüs sonrası insanlığımızı yeniden hatırlar saygı, sevgi çerçevesinde samimi muhabbetler ederiz...

Bu arada arınma ayı, Mübarek Ramazan'ınızı da tebrik ederim...
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
27May
20May

Tarımda Yıldız Ülke Olabiliriz

13May

Yeryüzünü İfsad Edenler!...

07May
30Nis