Uygar ve Özgür (!)


Sigmund Freud “Uygarlık insanın mutluluk olanağının bir bölümünü bir parça güvenlik ile takas etmiştir.” der. 

Oysa uygarlık bir toplumun maddi manevi değerlerinin, fikir ve sanatının zirve yaptığı nokta değil miydi? Asrilik, çağdaşlık, modernlik değil miydi? Nasıl olur da bu denli insanı yaşamda zirveye taşıyan forumlar, güvenliği riske edebilirdi? 

Uygarlık ve uygar insan; modern sistemin sunduğu ve oldukça da cezbettiği bir standart ve model iken nasıl güvenliği tehdit edecek bir hale büründü? İnsanoğlunun en çok arzu ettiği ve ihtiyaç duyduğu şey güvende olması değil miydi? Bu sihirli dünya; gelinen noktada uygarca yaşam süren, insanın korku ve kaygılarla işlenmiş birey ve oluşturdukları bireyselleşmiş toplumlar olduklarını ortaya koydu. 

Yüzyılın zirvesinde olan teknoloji bireyi bir yandan fonksiyonsuzlaştırırken bir yandan sağlığa ve geleceğe dair korkular oluşturdu. Bu korku kuşatıcı ve yaygın görünüyor. Bourdreu’nun dediği gibi “korku” bilinç ve bilinçaltına musallat oldu. Oysa uygar inşa, sağlam zemine basmak istemişti ancak daha kaygan, istikrarsız ve güvenilmez olanın bizatihi zemin olduğunu henüz fark etmiş değil. Korku, akıl melikelerini devre dışı bıraktı. Medeni olma arzusunun, güvenlik ve özgürlüğü ile takas olduğunu anlayamadı. Kaygı ve korkuyu besleyen müphemlik, güven ve güvenliğin karşısına oturdu.

Hayat tarzının ve kendi hayatına ilişkin düşünme tarzının tehlike sınırında olduğunu hissetmesi belki de en elzem verici olanıydı. İnsana hükmeden dijital dünya, yaşam alanını, güvenliğini, özgürlüğünü süratle daraltırken bireysel farklılıkları öğütülmüş gönüllü esirlerin oluştuğu bir toplum yarattı. Mekanik ve otomatik bir şekilde işleyen bir karınca yuvasına dönüştürüldü toplum. 

“Süngüyle her şeyi yapabileceğini ama süngünün üzerine oturamayacağını” anlayan güçler, yönetilenlerin rızasını bu örüntüyle almış oldu. İnsanın rasyonel tarafını es geçip, onun bilinçaltına ve daha derin duygularına hatta fizyolojisine hükmetti. Günümüzdeki gibi… Öyle ki insan köleliğe rıza göstermesi şöyle dursun, köleliği sever oldu.

İnsan dünyası için öngörülebilir gelecekte “Gordion düğümü” nü ( Büyük İskender’in çözemeyip, kılıcıyla kesmek zorunda kaldığı) ya çözecek ya kesecek inançlı, yetenekli, cesur güçleri yetiştirmek zorundadır.

ahmetkeskin

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Oca

Hak ve Helak

04Oca

Kuşku

22Ara

Kök salmak mı savrulmak mı?

09Ara

Uygar ve Özgür (!)

19Kas