Sahip olmak mı, layık olmak mı?


“Allah size emanetlerinizi ehline vermenizi ve insanlar arasında adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah bununla ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.” (Nisa-58)  

Muhakkak ki, sahip olunan şey her zaman hakkedilen olmamıştır. Ve her zaman için emek, ciddiyet, ehliyet söz konusu değildir. Ehil değilsiniz ama bir şekilde sahipsinizdir.  

Ehil olmak ise; ustalaşmayı, uzmanlaşmayı, işin erbabı olmayı gerektirir. Bu da emeğin, samimiyetin, hakkını vermenin, kıdemin sonucudur. Öyle hemen olmaz, dayılarla olmaz, parayla olmaz. Hak edilmişlik söz konusudur. 

Oysaki bir şeye paranızla, rüşvet ve torpille, nüfuz sahibi dayılarınızla sahip olabilirsiniz. Küçük bir sorun olur sadece, işi hak etmemiş, layık olamamışsınızdır. Bu da esasında faydalı olmadığınızın, ortamı oyalamaktan, zaman ve enerji kaybına yol açmaktan, işleri ertelemekten hatta geri vurmaktan başka bir sonucu doğurmaz. Üzgünüm ki yönetici kadrolardan başlayıp güzel ülkemin neredeyse küçüklü büyüklü bütün kurumlarında dayılı şahısları görürsünüz. Hak etmemiştir, ehil değildir ama koltuk sahibidir. Çünkü her değişen siyasi kadro beraberinde iş kadrolarını da değiştirip “Bizdense olsun” startı verilmiştir. Ehil ve layık olmanın bir önemi yok. Zaman, enerji, verim kaybının bir önemi yok. Yazık olan ülkem... 

Siyasi hırsa her dem kurban giden plan, proje, fikir üreten insanların fonksiyonsuzlaştırıldığı, itibarsızlaştırıldığı ülkem. Oysa Allah, “Sana emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” ( Hud-112) demişti. Fakat burada, “Emri muhatap alanlara” hitap ettiğini önemle hatırlatmak lazım.  Yazık ki tam da bu çerçevede garabet bir hal alan, “tasarruf” anlayışını da karşımıza çıkarıyor. Egolara kurban giden tasarruf anlayışına teknokrat insanlardan başlanılmış, Tasarruf yapılmış onlardan, fazla gelmiş olacak. Hizmet, samimiyet, fikir, proje sahibi ülkesini, milletini seven erdem sahibi insanlar fazla gelmiş olmalı. Donar, dondurulur tüm işler. Sil baştan yapılır, yapılabilirliği de tartışılma evresindedir bu arada. 

Aynı sistemin yine aynı yörüngede şahit olduğumuz özgürlük anlayışına da değinmeden geçmek gaflet olurdu herhalde. Bir yandan LGBTİ sapık anlayışına çağdaş yaklaşıp tüm hakları yasalarla garanti altına alacak bir yandan mütedeyyin, Müslüman insanlara saç sakal yasağı getirecek orta çağ kafasına sahip olacaksınız. Paradoksal, hastalıklı, hırsı ve egosu tavan yapmış, “pespaye” özgürlük anlayışı.  

Unutulmamalıdır ki liyakatin ve adaletin olmadığı iktidar er veya geç çöker. Devreye ego ve kibir girdiği an çökmüştür de zaten. Siz makamlardaki görüntüye bakmayın, aslında sanaldır, ufukta görünmez onlar. Burada sıkıntı yok. Asıl sıkıntı insanımızın artık gözündeki perdeyi kaldırması, olayları, şahısları, var olanları, olacakları sorgulama merkezine alması bilinçsiz, birilerine mal edilen iyimserlik körlüğünden kurtulması olayıdır. Asl olan kişiyi ve olayı merciinde görebilmektir.  

Hak edeni, etmeyeni, erdemli olanı, olmayanı görmek gözetmek zorundayız. Aksi halde biz, hepimiz ve bu ülke kaybeder. Selametle 
 

ahmetkeskin

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Leyla | 14 Temmuz 2019 15:30

    sahip olmayı ve ehil olmayı temenni ediyoruz Süveyda hanım. İşi ehline verenlerden olmamız duasıyla...

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Ağs

Yarın Geç Olacak

17Tem
10Tem

Sahip olmak mı, layık olmak mı?

19Haz

Okumak

24Şub

GÜÇLÜ VE ÖZGÜR KADIN(!)