Firavunların Büyülediği Toplumlar ve Musalar - Süveyda Keskin

Firavunların Büyülediği Toplumlar ve Musalar


Her asır kendisini ilah ve rab zanneden ve ilan eden; insanlar üzerinde tasarruf sahibi olduğunu iddia eden firavun ve karşısında hakikatin rabbinin resulleri, Musa’ları da beraberinde getirmiştir. 

Batıl ve ilahi mücadele hep bu minvalde süre gelmiştir. 

Hz. Musa Firavun’la olan mücadelesinde ona rabbinin emri gereği sadece “hak” ile gitmiş; Firavun’un sihirbazları ki o dönem Mısır’ın fizik ve kimyasıyla uğraşan bilim adamlarıydı. Musa’nın ortaya attığı şeylerin hak olduğuna kalpleri mütmain olmuş, hemen oracıkta bu bilge insanlar iman etmişti. O dönem Mısır, fizik ve kimyada son derece ilerideydi. Ve bu ilme Firavun’ların emri altında bulunan ilim ehilleri, halkın gözünü korkutmak amaçlı; göz boyama mahareti olan sihirde kullanıyor, böylece Firavun iktidarı imaj ve vitrine dayanıyordu. 

Eşyanın kimyasını bulan bu insanlar; o zaman da elitist bir tabakaydı. Bilim bunların elindeydi. Bilimle uğraşan bir azınlık... Eşyanın yasalarını keşfetmiş bir azınlık... 

Hortum gibi esnek yapıların içerisine civa dolduruyor, sıcak bir zeminde tutuldukları zaman genleşen civa, yılan sureti verilmiş bu boruların hareket etmesini sağlıyordu. Civayı ve özelliğini bilmeyen halk, buna şahit olunca korkuyor, bunu güç olarak görüyor ve boyun eğiyordu. Bilimle korkutulan halk ve bu doğrultudaki itimat, iktidar tarafından kullanılıyor halklar sürüleştiriliyordu 

Bilim ve bilim adamlarının zalim ve despot yönetimde koltuk değneği olduğu iktidarlar, hükmediciler... Ve iktidarlar böylece devamlı kılınıyordu. 

İlme, bilime sahip olanların, onu kitlelere hükmetme aracı olarak kullanma hikayeleri hiç değişmemiş. Ve bilim vahiy ile yol bulmadıkça ahlaksız güçlerin elinde hükmetme ve korkutma aracı olarak hep kalacak. 

Öyle ki Musa bile bir an korkmuştu. Bugün gerek ilim ehli gerek hakikat ehli insanların korkup geriye çekilmesi gibi. Ama rabbi ona “korkma, üstün gelecek olan sensin” dedi. Taha/68. Eşyanın yasasını yazan, hakikati bilen ve tüm bunların hakimi yanındaydı.  Üstün gelecekler; hak adına, hakikati korkusuzca ortaya koyan sözcüler olacak... 

Göz boyamak ve korkutmak argümanlarıyla kurulan hakimiyetler, hak ve hâkikât karşısında, karın güneşte erimesi gibi eriyecektir...  O halde siz de bütün hilelerinizi birleştirin ve saf düzeninde gelin. Bugün üstün gelen kendini kurtarmıştır. Taha/64 Rekabete hilenin karıştığı güç ve bilim seyri hep aynı. Hükmedenlerin resmi emri ve söylemi yine değişmemiş. Globalleşen bilim bir koro halinde aynı şeyleri söylüyor. 

Ahlaksız gücün, hileyle hakikati alt etmeye çalıştığı ahlaksız bilim. 

Eşyanın yasa ve fıtri sırrını çözen, bilim elitistlerinin göz korkutma ve hakikati saptırma adına kullandığı bilim.

Firavunların tehdit ettiği veya satın aldığı bilim ve adamlarıyla dün aynıydı, bugün de aynı. Umarım Musa’ların hakikati ortaya koymalarıyla yarın aynısı olmaz. Bunun üzerine Musa, bilgi birikimini ortaya attı. O da birden bire apaçık bir “silip süpüren” kesiliverdi. Gücünü de sıyırıp açığa koydu; artık gücü izleyenler için mükemmel, tam kusursuzca idi. Araf/107. 

Bu hakikatle yanlışından dönen Firavun’un bilge insanları gibi teslim olan, iman eden insanlar da illaki olacak...  

“Bizim açımızdan,  ortaya konan bu kanıtlayıcı bilgiden sonra yaradılışımızın esaslarını belirleyen yaratıcıya karşı seni asla tercih etmeyiz. İstediğin şeyi yap. Senin hükmün ancak bu dünyada geçer.” dediler. Taha/72

Asa sosyolojide; sıkı tutulan şey, kuvvetle tutulan şeydir. Hiç şüphesiz Musa’nın elinde sıkı sıkıya tuttuğu şey, Allah’ın kelamı, kitabıydı. Ortaya koyduğu hak ve hakikat çör-çöp misalindeki savları silip süpürdü.

Evet...

Bilgiye dayalı tahkiki iman.

Firavun’un asıp kesme tehdidine karşın bilgiye sahip olan bu insanların, Musa’nın hakikatleri karşısında yasanın sahibine boyun eğişleri ve iman edişleri. 

Doğrusu biz, hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için rabbimize iman ettik. Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha devamlıdır. Taha/73

 Çünkü hakikat ve yalan aynı zeminde barınamaz. Saptırılan bilim ve ehliyle bilgiye dayalı tahkiki iman ehli ve bilim karşısında mağlup olacaktır.

De ki hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl yok olmaya mahkumdur. /İsra 81

Kurtuluş, elinde sıkı sıkıya sarıldığı hakikatle; teslim oluşları düçar olabilecek, yaratılış yörüngesinde mücadele edebilen Musa’larla olacaktır. 

Hayır, doğrusu biz batılla hakkı çarpıştırırız da hak, onun beyninin parçalar. Bir de bakarsınız ki o yok olup gitmiştir. O Allah’a yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı size yazıklar olsun. Enbiya/18 

Her türlü ilmi formu saptıran ve bozulmaya kullanan zihinler karşısında, rabbin yüreklendirdiği hakikat sözcü ve savaşçısı Musa’lar yine rabbin vaadiyle kazananlar olacak. 

Her türlü beşeri ve ilmi kabiliyeti hak uğruna ortaya koyan Musa’lara selam olsun...

ahmetkeskin

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 4

  • Selda Kurşun | 26 Eylül 2021 07:02

    Önceden Musa yi Yusuf u okuyunca içime umut doğar musalar Yusuflar mutlaka gelecek her şey güzel olacak diye heveslenirdim. Mertligin dürüstlüğün adaletin kalmadığı su dünyada musalar ya kalmadı yada sessiz sedasız ibadet ediyorlardır ki firavunlar kendini ben musayim diye ortalara meydanlara atıyorlar. Ezilmiş gariban cahil halkta firvunlara ve onların hamanlarina Musa muamelesi yapıyor Gerek sustuklari gerek halkın onlara itibar göstermemesi sebebiyle musalara yazık oluyor Firavun ve hamanlari ise servetlerine servet zulumlerine zulüm katıyor soğana sarımsağı tav olan buzağıya meyletmis toplumlar sayesinde ???????????????? İnsanlar elinde soğan sarımsak olan firavunlara raziyken Musa'nın maskesini takmış çok firavun görür bu dünya

  • Ahmet Temel Bulut | 26 Eylül 2021 04:22

    Barada anlatılmak istenen farklı lakin yazı şöyle bir gerçeği ortaya koyuyor: İnsanoğlu cemiyet yaşamına geçip bir arada yaşadıkları süreçten bu tarafa hep güçler kavgası olmuş; atlar tepişmiş, olan eşeklere olmuştur. Tarihten bu yana iktidar ergini elde durmak için halkı sürü psikolojisine sokacak her yöntem denenmiştir. Güç odakları bunu bazen sihirbazlıkla, bazen zorbalıkla, günümüzde olduğu gibi bazen de dini kullanarak yapmış, sürüyü istediği yöne çevirip biat ettirmiş, adeta parya gibi kullanmıştır. En son gelen ve mahşere kadar hüküm sürecek olan kitap Kuran'da Mevla kullarına ayet ayet "akletmezmisiniz" deyip insanları zihinsel muhakemeye davet etmelerine rağmen hâlâ insanlar anlatmayıp sürü psikolojisinden kurtulamamıştır malesef.! Burada esas sorun nerede biliyor musunuz; "müslümanım" diyen insanların ?'i öte dünyaya tam manasıyla inanmıyor ve 3 günlük dünya hayatını, dünyanın muşamba dekorunu ahiret hayatına tercih ediyor. İşte asıl sorun burada. Bu durum gerçeği bilenleri gerçeği söylemekten uzaklaştırıyor. Hatır için veya 3 kuruşluk menfaat için insanlar ahiret hayatını riske sokabiliyor. Yazı tam olarak bunu anlatmasa bile bana bu gerçeği hatırlattığı için yazara teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum...

  • Orhan ilçin | 25 Eylül 2021 15:55

    Suveyda Keskin hanım , yazınız için başta sona tebrik ederim. Ne kadar da muhtacız Kur'an ın güncele , akıl ve mantığa indirgenerek anlatılmasına. Yüreğim açıldı , umut doldum. Yüreğinize sağlık. Evet sihirbaz nedir, neyi temsil ediyoru harika gösterdiniz.

  • Mehmet | 25 Eylül 2021 15:03

    Geçmişten günümüze Din ve Bilim, firavuni iktidarlar tarafından hep kullanılmıştır. Dîn ve Bilimi iktidarların boyunduruğu altına girmiş ve iktidarlar da varlıklarını sürdürebilmek adına Dîn ve Bilimi vicdansızca kullanmışlardır. Lakin bu firavuni iktidarların karşısında da, yazınızda bahsettiğiniz gibi hâkkı ve hâkikati savunan Mûsâ'lar da olmuştur. Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de, yarında firavuni misyonunu benimseyenler de olacak, Mûsâ gibi bunların karşısında olanlarda olacaktır. Bu da imtihanın sırrıdır, kıyâmete kadar da devam edecek. Saygılarımla. 

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl
11Eyl

Her şey sırayla

07Ağs

Yan(k)gın

21Tem

Senin İsmail’in Kim

08Tem