SAĞLIKTA ÇÖKÜYOR MUYUZ? - Süleyman Keskin

SAĞLIKTA ÇÖKÜYOR MUYUZ?


Nereden bu başlık çıktı der gibisiniz.

Vallahi benden çıkmadı direkt siz okurlarımızdan çıktı.

Son iki haftadır sağlık haberlerini yakinen takip ediyorum. Durum, vaziyet hiç iyi gözükmüyor.

Vatandaş, randevu sisteminden tut yap-boz tahtasına dönen sağlık sisteminde artan bürokrasi ve kadrolaşma gerekçe gösterilerek tekrardan tek çatı haline dönülmeye çalışılmasındaki handikaplara kadar birçok sorun yumağı oluştu.

Sağlıkla ilgili üç başlı yönetimde koordinasyon sorunu yaşandı ve yetki karmaşası ortaya çıktı. Yaratılan bürokrasi, sağlık hizmetlerinde gecikme oluşturdu.

Hadi bu karmaşa yaşanıyor yaşanmasına.

Ya yazık değil mi?

Bu rezaletin diyetini vatandaşa ödetmek.

Ya yazık değil mi bir ameliyat için günlerce sıra beklemek.

Açık konuşuyorum çokta uzakta olmayacak bir süreçte en büyük tehlike; sağlık sisteminin tamamen çökmüş olmasıdır.

Çünkü koruyucu sağlığı önemsemeyen, sevk zincirini gerçekleştirmeyen, hastaların istedikleri gibi ve sayıda acil servislere ve polikliniklere başvurmasına iten, gereksiz operasyonların yapılmasına olanak tanıyan bir sağlık sistemi süremez ve sürdürülemez.

En önemlisi sağlıkta kamusal anlayıştan uzaklaşarak sürdürülemez.

Günümüzdeki en son şehir hastaneleri örneğinde olduğu gibi kamu özel ortaklığı ile hastanecilik sürdürülüyor.

Bu örnek Birleşik Krallıktan ithal edilen bir sağlık sistemidir. Ve Birleşik Krallıktaki örneklerini incelediğimizde yıllar sonra bu sistemin çöktüğü görülmüştür.

Böylesine bir örnek varken bunu sürdürmek mantıkla değil ticari kaygılarla hareket edilmesi anlamına gelir.

Zaten özel hastanelerin kentteki durumu ortada.

Bunu bilmeyeniniz yok sanırım.

Beni ilgilendiren devlet hastanesi ile Araştırma hastanesi.

Başımızdan geçen bu haftaki bir olayı size kısa bir özet geçeyim;

Bizim gazetemizde çalışan gazete dağıtıcısı bir arkadaşımız motosikletiyle bir kaza geçirdi.

Yaralı arkadaşımız ambulansla Devlet hastanesine götürüldü. Burada gerekli müdahaleler yapıldıktan sonra çenesinde kırıklar tespit edildi ve Araştırma Hastanesine(TÖTM) sevk edildi. Acilde gerekli müdahaleler yapılmadan, acil yaralı ve kırıkları olan hastayı KBB(kulak burun boğaz) polikliniğine yönlendirildi. Sıkıntı ondan sonra başladı. Poliklinik acil yapması gerekli diyor acil polikliniğe gönderiyor orada hastanın koluna giren kardeşleri ve arkadaşları bir acile bir polikliniğe gidip geliyor. Acil serviste o gün görevli doktorlar üzerine düşüne yapmadığı için hastanın başına bunlar geliyor. Biz yaralı hasta ile acil servise girdikten sonra gerisini acil servis yapmalıydı.

Sonrasında plastik cerrahi bölümünde ameliyat edilmesi gerektiğine karar verilmiş.

Fakat bir ameliyat için 3 gün bir insan bekletilir mi?

Arıyorsun başhekimi hep toplantıda diyor sekreteri, arıyorsun başhekim yardımcılarını toplantıdayız diyorlar.

Neymiş bu toplantıları anlamadık gitti.

Sanki dünyayı kurtaran adamlar!

Ya tamam hastaneniniz borçlu, ya tamam bir yönetim boşluğunuz var.

Amenna.

Fakat ya bunu hangi akla hizmet vatandaşa ağır bir şekilde yansıtıyorsunuz.

Ya gariban bir vatandaş nasıl ulaşacak sizlere?

Ya eskiye dönmeyelim diyorduk ama siz eskiye dönmeye niyet etmişsiniz bunu gördük, gözlemledik…

Ama yine de ümit var olarak diyorum ki gelin çalışalım, hasta ve hasta yakınlarının sorunlarına çözüm olalım.

Şu gerçeği de görmek gerekir, aslında bir insanın sağlığını bir doktordan çok bir belediye başkanı belirleyebilir.

Bugün nüfusumuzun çok yaşlandığını görüyor ve biz kronik hastalıklarla baş etmeye çalışıyoruz.

Bu şehirde insanların daha çok yürüyeceği alanların yapılması lazım.

Diyelim ki ben istasyonun oradan buraya yürüyerek geleceğim.

Ama sağlıklı bir şekilde yürüyüş yapacağım bir ağaç gölgesi bile yok. Bazen kaldırım bile bulmakta zorlanıyoruz.

İnsanların daha çok yürüyeceği alanlar yapılsaydı obezite ile kalp hastalıkları ile mücadele daha iyi olurdu.

Koruyucu ve önleyici bir tedbir almış olursunuz. Şuan bir yerde bir park yapılıyor.

O kadar söyledik deniz kısmına karşı olan tarafı ağaç yapın diye.

Çünkü insanlar egzoz gazlarının arasında sahilde yürüyüş yapamıyorlar.

Siz bunu yapın ki yürüyüş zamanımız uzasın.

Trafiği rahatlatmaya dönük çalışmalar yapın ki insanlar bisikletle işlerine gidip gelebilsinler.

Siz akşam saatlerinde nefes almakta zorlanıyorsunuz.

Oluşan hava kirliliği ile hava yolu hastalıklarına neden oluyorsunuz. İmar planları, çevre düzenlemeleri insan sağlığını direkt olarak etkiliyor. Vesselam…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Oca

2020 Muhasebesi

26Ara
19Ara

Yine rezil olduk

12Ara

Biz kardeşiz

05Ara

Bizim Başkanlarda laf var