Bu nasıl destek?


İmam Hatipli vekilimiz, hükümetin düşük faizle verdiği kredilere dikkat çekerek vatandaşın indinde muteber bir iş yapıldığını sanıyor. 

“Faizin her türlüsü yasaklanmış, faiz alan ve veren kişinin Allah ve Resulüne savaş açtığı ayetle sabittir.”

Konut kredisinde verilen 100 bin liraya karşılık, 170 bin lira olarak tahsil edilmesi, bir lütuf mudur? Bunun neresi destek?

Faizsiz bankacılık olarak adlandırılan “ katılım bankacılığı” düşük faizle verilen bu kredilerle faize bulaştırılmış olmuyor mu? 

Verilen bu faizli kredilere katılım bankacılığının aracı olmasıyla bu kurumların imajı kirletilmiş olmuyor mu?

Ne günleri kaldık Yar Rab! Deprem, virüs ve afetler bize ders olmamış gibi. 

Başımıza taş yağmıyorsa içimizde hala duası kabul olan, masum çocuklar, kadınlar, yaşlılar, sabiler, dullar ve yetimler yüzündendir. 

Beraber okuduğumuz aynı okul ve cemiyetin mensubu olmakla onur duyduğumuz, iki dönem de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yapan sayın Bülent Tüfekçi devletin verdiği faizli krediyi büyük bir gururla paylaşıyor ve iftiharla sosyal medyasında yayınlıyor. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde yer alan bakanların, milletvekillerinin, bürokratların çoğu muhafazakar ve anne babaları imanlı kişiler. Hükümetin başında yer alan resimiz, Cumhurbaşkanımız da aynı zamanda bir imam hatipli. 

Sosyal devletin gereği olarak hükümet vatandaşlarının bütün ihtiyaçlarını en uygun şekilde karşılamak zorundadır. Bunu yaparken de faiz olarak değil de, mala endeksli alışverişi teşvik etmeli ve bütün borçları mal değerinde hesaplamalıdır. Örneğin herkese borç olarak cumhuriyet altını verip, alacağını da cumhuriyet altını olarak almalıdır.

Ne kadar düşük olursa olsun alınan ve verilen faiz, faiz olmaktan çıkmıyor. Vatandaş tarafından görülen manzara budur.

Faizle ilgili ayet ve hadisler

Kur’an’da faizle ilgili 7 ayet vardır. Konuyla ilgili ilk ayetin Mekke’de indirilen Rum süresinin 39. ayeti olduğuna dair bilgiler vardır. Kesin yasaklamanın Medine’de indirilen Bakara suresinin 275. ayetten 280. ayete kadar olan ayetlerle yapıldığı bilinmektedir.

“İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını kazanmak için verdiğiniz zekata gelince, işte zekatını veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır”. (Rum, 30/39).

“Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Âl-i İmran 3/130)

“Men edildikleri halde faizi almalarından ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemelerinden dolayı içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.” (Nisa 4/161).

“Faiz yiyenler ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi kalkarlar. Bu onların: “Alım satım da ancak faiz gibidir." demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alış verişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de faize bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim faize geri dönerse artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır. Allah, faizi yok eder de, sadakaları artırır. Allah, günahkâr kafirlerin hiç birini sevmez.” (Bakara 2/275-276).

“Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve eğer inanmışsanız faizden arta kalanı bırakın. Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulü’ne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tövbe ederseniz artık sermayeleriniz sizindir. Böylece ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz.” (Bakara 2/278-279).

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem  Efendimiz “Vedâ Hutbesi”ni îrâd ederken şöyle buyurmuştur:

"Ashâbım! Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin! Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır; ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız! Allâh’ın emriyle fâizcilik artık yasaktır. Câhiliyeden kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib’in oğlu (amcam) Abbâs’ın fâizidir." (Bkz. Müslim, Hac, 147; Ebû Dâvûd, Menâsik, 56; İbn-i Mâce, Menâsik, 76, 84; Ahmed, V, 30; İbn-i Hişâm, IV, 275-276; Hamîdullâh, el-Vesâik, s. 360)

Faizinle Yükselen Malın Sonu Hüsrandır

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de ümmetini şöyle îkaz buyurmuşlardır:

“Kim malını fâiz yoluyla artırırsa, onun âkıbeti mutlakâ malının azalarak iflâsa (fakirliğe) sürüklenmesidir.” (İbn-i Mâce, Ticârât, 58; Hâkim, IV, 353/7892; Beyhakî, Şuab, IV, 392/5512; Taberânî, Kebîr, X, 223/10539)

Hadîs-i şerîflerde şöyle buyrulur: “Kim bir kardeşinin işini yapmak için aracı olur, o da buna karşılık bir hediye verirse, hediyeyi kabul ettiği takdirde, fâiz kapılarından büyük bir kapıya girmiş olur.” (Ebû Dâvûd, Büyû, 82/3541)

“Biriniz, kardeşine ödünç para verir de ödünç alan kimse, ona bir şey hediye ederse, kabûl etmesin. Veya bineğine bindirmek isterse ona binmesin. Ancak daha evvel aralarında hediyeleşme ve yardımlaşma cârî ise bu müstesnâ.” (İbn-i Mâce, Sadakât, 19)

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
08Ağs

Sevindim

25Tem

Zamkolik olduk!

10Tem

Su zammı olmadı

04Tem

Umursanmıyor

27Haz

Karagözlüm