Yüreğim Kanadı Kırık Muhacir Bir Kuş


 “Ne tenimi seçebildim, ne cinsiyetimi, ne lisanımı, ne de milletimi… 

Ben insan doğdum insan olarak yaşamalı ve insan olarak da ölmeliyim. Acımasız, insafsız, zalim, hain olup da kendini insan olarak tarif edenlere rağmen berrak bir yüreğim var benim. 

Bedenim savaşın soğuk rüzgârlarında savrulan gazel misali… Yüreğim kanadı kırık Muhacir bir kuş. Kırık kanatlarıma aldırmadan koca adımlar geçiyor üzerimden. 

 Dilimi unutuyorum, savrulduğum yerlere alışmaya çalışıyorum. Hayatı kucaklıyorum dört elden, Ensar kardeşlerimin varlığını hissederek.

 Bırakmıyorlar rahat. Sesler yükseliyor hep bir ağızdan; “Kendi ülkene git! ”diye. Umudum patlatılmış renkli balonlar gibi her bir yana dağılıyor. Topla kendini diyorlar. Sürgün olan bedenim kaldırsa da bu yükü sürgün olan kalbim nefes almakta zorlanıyor. 

 Oysa çocuktum ben. Savaştan habersiz atıyordu yüreğim. Henüz kundaklara sarılıydı bedenim. Ağzım süt kokuyordu. Umut dolu ninelerle dalıyordum uykuya. 

 Nereden nereye yolculuklar bilinmiyor. Evimiz, yurdumuz, yuvamız… Neşe dolu günlerimiz, bağımız, bahçemiz vardı. Soluksuz koştuğumuz sokaklarımız vardı. 

 Üzerimizde istenmeyen bakışlar yoktu. Vatanımızda soluk almak vardı hesapsızca. Lisanımı bilmeyen yoktu. Türkülerimiz vardı. Ezgilerimiz vardı. Varlığımız âleme yük değildi.

 Sonra bir kıyamet koptu. Savrulduk illerden illere, çöllerden çöllere… Ne olduğunu anlamakta gecikmedik elbette. Kan sıçramış oyuncağımı yıkamaya vakit yoktu. Feryatlar bomba seslerine karışmıştı. 

 Kalbim atmaktan vazgeçmemin derdindeydi. En güzeli bu olsa gerek diyordum kendime. Fakat yaşamak ki ilahi bir karar. Sürgün olup yaşamak…. Kendin kalıp yaşamak… Muhacir olup yaşamak, göreceğin günlerinmiş Ey Muhacir yüreğim! 

 Kapıları sonuna kadar aralayan kardeş ülkelere sığmıyorum anne! Bedenim küçük, yüreğim dolu… Olduğum gibi kabul görerek yaşamak ne zor iş. Oysa Rabbimin takdiridir zalimin nefes aldırmadığı coğrafyaların çocuğu olmak.

 O’nun imtihanıdır yurdumdan edilmek. Fakat yaşadığı dünyayı kendisinin zannederek yaramıza tuz basmakla kalmayıp hayallerimizi de öldüren kalbi betonlaşmış zihniyetler bunu anlamak istemiyorlar. Burada olmamızın zorunluluk gerektiren bir durum olduğunu anlamak işlerine gelmiyor.  

 Parklardaymışız, okullardaymışız, hastanelerdeymişiz… Efendim bizlerde insanız hatırlatmak isterim. Kana boyanmış hayalleri olan muhacir çocuklarız. Dünümüz, yarınımız elimizden ç/alınmış…

 Dokunmayın bugünümüze! Ya kardeşlik elinizi uzatın Hâk için! Ya da insanlığa yakışmayan ırkçı eylem ve söylemlerinizi terk edin. Aksi takdirde hayallerimizle birlikte bedenlerimizde ölüme yürüyecek… 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ara

Mercek

05Ara
27Kas

Oyun mu kara iz mi?

20Kas

Mutsuz ol yeter

13Kas

Yürek engeli