Nesneler, Etiketler


Bu dünyanın şekline bürünen insana, çok saygı duyulması onu saygın biri yapmaz. Onun çok beğenilmesi onu mükemmel biri yapmaz. 

Diplomalar, mevkiler, makamlar her ne kadar cazip görünse de onlarsız bir hiç olanlar, iç dünyalarında okuma yazma bilmeyen bir insana dönüşebilirler. Yine mal, mülk, evlat vesaire ile övünenler, özlerinde yalnızlığın ve yoksulluğun en acısına mahkûm kalabilirler. 

Irkıyla, rengiyle ve cinsiyetiyle varlığı dünyaya armağanmış gibi davrananlar kibirden yaşamın tadına varamayabilirler.

Bu dünyanın bize yüklediği tüm misyonlar, kazandığımız ve bizim sandığımız bütün etiketler bir gün kaybolma ihtimaline sahiptir. Onlara bu nazar ile bakabilirsek insan olduğumuzu sık sık hatırlar ve ona göre yaşamaya gayret ederiz.

Özündeki ışığı keşfedemeyeler, dünyanın karanlık sokaklarında dış görünüşüyle, giyimiyle, makamıyla, diplomalarıyla aydınlanmayı umarlar. O nedenle sadece bunlara odaklanarak yaşarlar. Bilmem hangi üniversitenin hangi iyi bölümünden mezun olmuştur. Ama gel gör ki iki kelimeyi bir araya getirip insanlarla sağlıklı bir iletişim kurmaktan yoksundur. Sosyal bir varlık olduğunu unutmuştur. Yüreğini insandan, sevgiden öylesine mahrum bırakmıştır ki sevmeyi unutmuştur.

Etiketlerine kendini o kadar kaptırmış ki hayatın güzelliklerini göremeden bir ömrü tüketmiştir. Merhameti, iyiliği, yardımlaşmayı terkettiği için yürek kapıları sıkıca kilitlenmiştir. Dostluk, arkadaşlık ilişkisi menfaat için yürür olmuştur.

Sonrası mı? Dünya çekilmez bir yere dönüşmüştür. Karanlık, sisli, kötülüğün egemen olduğu, menfaatin merhametin önüne geçtiği, dar sokaklarda düşenin yerde kaldığı, öznelerin nesneleştiği bir dünya ... 

İnsan etiketlerine tutunup yaşarken iç dünyasını ne hale getirdiğini farketmez. Özünü yok sayar. Yüreğini yetim bırakır. Bunların yanında etiketlerinden birini kaybederse tüm dünyası başına yıkılmış sanar.

Minvalini kaybeder, yüreğinin yetimliğini hisseder. Bir değişim ve dönüşüm arayışına girer. Karanlıklar içinde yeni bir etiket arar. Fakat yine unutur. Kitap ciltlerinin üzerine yapıştırılan etiket misali onun da zamanla soyulup döküleceğini.

Fransız Filozof Gabriel Marcel'e göre, insanlar genelikle kendilerini sahip olduklarıyla bir ve aynı görmek eğilimindedirler. Bu eğilim onları bir nesneye dönüştürdüğü gibi insan olmaları bakımından değerlerini de düşürmektir. Çünkü insan aklıyla, kalbiyle ve ruhuyla özne olmaya layık yaratılmıştır. Nesne olmayı tercih ettiği zaman elindeki etiketleri yitirince hüsrana uğrar.

Sözün kısası değerli dostlar, kişinin özünde ne olduğu, ona sonradan yapıştırılmış olan etiketleri atıldıktan sonra belli olur. İnsan, bankadaki birikmişini, diplomalarını, mevkisini, ırkını, soyunu, cinsiyetini bir kenara bırakınca, geriye kalan ne ise odur. Bundan ötesi bir yığın nesne, bin düzine etikettir...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Tem

Kurban Olmak

30Haz

Kırılan dallar, kuruyan ağaçlar

23Haz

Hayatın İçinden

09Haz

Dostlar Bizi Okulda Görsün

26May

Bilmediğini de bilmemek