Kulaktan kulağa


Gelişen ve büyüyen teknoloji ağları insanlara her konuda bilgi sağladığı gibi kirli bilgileri de hızla yaymaktadır. Üzerimize vazife olsun olmasın kulaktan dolma bilgilerle insanlara akıl vermeye kalkıyoruz. Bu da yetmezmiş gibi yeterince araştırmadan, okumadan, bilmeden her konu üzerinde uzman kesiliveriyoruz. Düştüğümüz durumun farkında mıyız bilmiyorum. Ama şunu belirteyim ki bilmediğimiz konu üzerinde söylemde bulunmamız etik bir eylem değildir.

İnsanları yanlış şekilde yönlendirmek, psikolojik olarak çöküntüye sürüklemek kimsenin haddine değildir. Bu densizliğin önünü açarsak toplum kendini her alanda uzman sayan insanlarla dolup taşmaya devam edecektir. Bu ise insanlığı felakete sürüklemekten öteye geçmeyecektir. Bilginin ve olayların hızlı yayılmasını kulaktan kulağa oyununa benzetiyorum. Çocukken çok keyifle oynardık. Sırayla oturmuş çocukların en başta oturanı bir kelime veya cümle söyler. Söylenen söz son çocuğa ulaşana kadar olmayacak şekilde bir değişikliğe uğrardı. Herkes başlardı gülmeye. Söz bazen ikinci sırada bozulmaya başlar bazen de ortalarda. Sona gelindiği vakit ise zaten söylenen o sözün yerini hiç alakasız bir söz alırdı.

Günümüz dünyası da böyle değil mi? Kulaktan kulağa... Şu hastalığa bu iyi gelir. Şu özellikler bu kişide varsa o kesin psikolojisi bozuk bir insandır. Şu kitap tılsımlı, bu sözler büyülü, bu dua şu kadar okunmalı... Şu hastalığın varsa başka bir hastalığın da olabilir. Vesâire uzayıp gider bu paragraf. Sağlık, eğitim, din, psikoloji ve daha birçok alanda bu tür cümlelerle karşılaşmamak kaçınılmaz bir durum. Peki, kaçamıyorsak ne yapalım? Sadece dinleyelim. Aklımızı kimseye emanet etmeyelim. Bize gerekli olanı almaya çalışalım. Gerisine kapılmayıp araştırarak alanında uzman olan kişilerin ne dediğine kulak verelim. Bilgiye sağlam kaynaklardan ulaşmayı deneyelim. Hazır halde bizlere sunulan videolar yanında kitapların tozlu sayfalarını da karıştıralım. Kirli bilgileri ayıklayalım hayattan ve zihinden.

Aksi halde ne yapacağımızı şaşırır, düşünme yetimizi kaybederiz. Fizyolojik ve psikolojik sağlığımıza zarar veririz. Tedbir alarak tevekkül ile rahatlamayı unuturuz. Yapabileceğimizi yaptıktan sonrasında Allah(c.c)'a emanet olduğumuzu unutmayalım kıymetli dostlar. O'nun verdiği o güzel aklımızı güzelce yaşamak için kullanmakta fayda var. Gerisi mi? Gerisi kulaktan kulağa oynamaya devam ama kulak asmadan...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Eyl

Hangi durakta bekliyorsun?

09Eyl

Denemeye değer mi?

26Ağs

Tarihi günlerin gölgesinde

19Ağs

Kulaktan kulağa

12Ağs

Karantina Günlerinden Zamana