Kalıbınla değil kalbinle


Beden ruh ve kalple bütünleştiği zaman insan olmanın güzelliği tüm dünyaya yansır. Dışa yansıyan güzellik çoğu zaman yanıltıcı niteliktedir. Bu güruhtan esasla yüzü güzele kırk günde doyulur; huyu güzele kırk yılda doyulmaz demiş atalarımız…
 
Günümüz itibariyle adını sayamadığım birçok yöntemle bambaşka bir görünüşe sahip olmak mümkün. Çeşit çeşit boya cila ile tenimiz, saçımız renkten renge geçiş yapabiliyor. Böylece dışa yansıyan aldatıcı görünüşlere sahip olabiliyoruz. Netice olarak ise kırk dakika, kırk saat veya kırk gün gözlerde iz bırakıyoruz. Fakat bir insanın bir insana kalbiyle dokunduğunda bıraktığı iz üzerinden kırk yıl geçse de unutulmadığı gerçeğini de göz ardı ediyoruz.

 Cüssesiyle cihana hükmedeceğini sananlar o cüsseyi ona verenin en büyük olduğu gerçeğinden kopuyor. Bu kopuş ise yürüyüşe, konuşmaya, hal ve hareketlere yansıyor. Heybet denilen şeyin bedende vuku bulması görünüşten öteye geçmiyor. Çünkü yürek önemini bedenin üstün olduğunu kabul ederek kaybediyor. 

 Cinsiyet kavramında da durum aynıdır. Sırf cinsiyetine güvenerek erkek kadının üzerinde üstünlük kurmaya çalışıyorsa bu acizliğin ve karanlıkta kalan kalan kalbinin göstergesidir. Veya tam tersi kadın kadınım diye kendini dünya prensesi ilan ederek erkeği köle olarak görüyorsa kalbi güneşe sırtını dönmüş demektir.

 Dış görünüşüne, cinsiyetine, güzelliğine, cüssesine güvenen en büyük güvensizliği ve karanlığı kalbinde yaşar. Çünkü tüm bunlar kalıcı olmamakla beraber yürek gözüyle bakmasını bilenler için de bir anlam ifade etmemektedir.

 Bir kalpte kalmanın belli kaideleri vardır. Dış görünüş ve cinsiyet bunların dışında kalmaktadır. Kötülükle, baskıyla, zorbalıkla bir insanın psikolojine girmek mümkün olabilir. Fakat kalbe girmek başka… Buraya doğru atılan adımlara yürek eşlik etmiyorsa kalbin eşiğinden adım atmak dahi söz konusu olamaz.

 İyilik, merhamet, empati, samimiyet, anlayış, tevazu ile donanmış olan kalbin dışa verdiği görüntüden evla yaşama bıraktığı güzellikler önem taşır. Bunu idrak edebilmemiz için yine yürek gözüyle hayata bakmayı da bilmemiz gereklidir. Aksi takdirde göz hep güzeli arar ve çabucak aldanır. Sonrası ise yanılgılarla dolu bir hayatın getirdiği bir yığın üzüntü, sıkıntı, kırgınlık, yorgunluk…

 İnsanlara olan davranışlarımızda saygı yoksa iki metre olan boyumuz olsa ne fayda. Boy dediğin kavak ağaçlarında da mevcut azizim. Yüz güzelliği dediğin bugün var yarın yok. Fakat huy güzelliği başka. İnsan olduğumuzu hissettirecek güzellikten bahsediyorum. Kullanıldığımız üsluptan tutunda hayata yansıyan bütün tavır ve tutumlarımıza kadar hepsi karakterimizin ve kalitemizin göstergesidir.

 Sözün kısası değerli dostlar, kaliteli insan kaliteli bir kumaş gibidir. Görünüşten ziyade sağlam kişiliğiyle dikkat çeker. Vazgeçilmezdir. Sürekli aranır. Onlarla birlikte olmak insana yol aldırır, insanı soluklandırır. Bu nedenle üslupsuz, öfkesini kontrol edemeyen, bilgisiyle övünen, güzelliğiyle kıvanç duyan, kendini beğenmiş kişilerle olan iletişimimiz kopmak için bahane arar. Onların varlığı hayatımıza bir şeyler katmadığı gibi hayatımızdan sürekli bir şeyleri eksiltmektedir. Zaman gibi, yıllar gibi, huzur gibi... Neticeten insan kalıbıyla değil kalbiyle yaşamalı ki huzur bulsun, huzur versin…
 

Vesselam
 

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Fahrettin | 01 Ocak 2020 10:55

    Kalp temizliğini Allah bazılarına nasip eyleye

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Şub
12Şub

Biraz da hoş gör

29Oca
23Oca

Yüzeyde yüzeysel

15Oca

Yaşamak Yolunda