İşte orada kal! - Nesibe Aldemir

İşte orada kal!


 Bildiğiniz üzere sınır, alanı belli olan demektir. Her ne kadar mekân üzerinde algılanan bir kavram olsa da hayat üzerine de algılanması gereken bir kavramdır.

 İnsan sınırlarıyla varlığını sürdürdüğü sürece insan olmasına anlam katabilmektedir. Sınırı belli olan hayatı yaşamak özgür irademizi kullanarak özgün bir hayatı yaşamayı doğuracaktır.

 Evet, sınırları belli olan bir hayat üzerine yaşamak ilkeleri doğuracaktır. İlkeler ise beraberinde saygınlığı getirecektir. Böylece kişinin insanlardan görmek isteği davranışlar kendisine dönecektir. Kısacası sınır belirlendiği için insanlar nerede durması gerektiğini bilecektir.

 İnsan hayatına müdahil edeceği kişileri kendi belirlemektedir. Sınırlarını kendi çizmektedir. Eğer bu sınırlar yok ise veya alan olabildiğince açık ise sınırsızlığın verdiği özgürlük ile hayatımızla ilgili söz sahibi olan insanların sayısı da bir o kadar sınırsız demektir.

 Gerek aile içi ilişkilerde gerekse çevremizdeki ilişkilerde sınır çizmiyor veya çizilmiş sınırları belirginleştirmiyorsak verimsiz bir toprak misali değersizleşiriz. Çünkü sınırı belli olmayan topraklar ayakaltıdır. Gelen geçen ezer. Zamanla sertleşen bu topraklar verimsizleşir. Her basılan ayak izinin şeklini almaya çalışır. Aslını unutur. İşlevini yitirir. Özgünlüğünü kaybeder.

 İnsan da böyledir. Hayatının sınırlarını belirlemediği sürece ezilmeye, çiğnenmeye, harcanmaya, kullanılmaya mahkûmdur. Kendinden başka herkes hayatı hakkında yorum yapma ve müdahale etmekle görevlidir. Bu görevlendirmeyi kendi eliyle yapan insan bir müddet sonra kimsesiz adım atamaz hale gelir. Bağlaç misali bir kelimenin yanında olunca anlam kazanır. Sınırı olmadığı için ilkeleri de olmaz. Buna bağlı olarak da başta özgüveni olmak üzere sahip olduğu ne varsa tek tek yitirir. Kişiliğinden tutun da düşüncelerine kadar ne varsa hepsini.

 Sınırı belli olmayan bir hayatı tercih etmek kişinin mücadele ruhunu yitirmesine de sebep olmaktadır. Çabucak yorulmak, hemen teslim olmak ve düşünmeden hareket etmek de sınırların belirsizliğinden kaynaklanmaktadır.

 Buna karşın sınırları belli olan bir hayatı yaşamak şahsiyeti doğurmaktadır. Burada sınır belli olduğu için kişi kendine yapılan davranışları kendi belirlemektedir. Sınır belli geçilecek alan belli bunlara bağlı olarak durulacak alan da bellidir. O sınırın başında  ''İşte orada kal!'' levhası asılıdır. Hayatında olan kişiler bu levhayı gördükleri ve bildikleri için ona göre tutum sergilerler.

 Yani sınırında işte orda kal levhası olan bir kişinin alanı belli olduğu için ona karşı sergilenecek davranışlar da bellidir. Bu belirginlik hem karşı tarafa hem de kişinin kendisine olumlu sonuçlar doğuracaktır. Bizimle etkileşim içinde olanlar neyin bizi üzeceğini neler ile kırılabileceğini bildikleri için buna göre hareket edeceklerdir. Böylece yaşanan gerginliklerin içinde daha az sarsıntı ile çıkmış olacağız.

 Velhasıl değerli dostlarım, sınırlarımızı inancımız ve ilkelerimiz doğrultusunda belirleyerek yaşamak hayatımıza özgün renkler katacaktır. Bu renkler yağmur sonrasında doğan gökkuşağı misali farklılık oluşturacaktır. Her şeyden önemlisi hayatımızdaki kişiler nerede durması gerektiğini bilecektir. Ne sınırı geçen olacak ne de haddi aşan…

 Selam ve dua ile Allah’a emanet olunuz.

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Tuba Peksen | 31 Mayıs 2019 00:12

    Cok guzel olmus gercekten herkes nerde duracağını bilmeli

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Ekm

Güldeste 1

14Ekm

F/ANİ

06Ekm

Beşinci Mevsim

29Eyl

İğne iplik

22Eyl

Arapgir anlatılmaz yaşanır