Gün doğmadan umut doğar - Nesibe Aldemir

Gün doğmadan umut doğar


“Bu böyle devam eder efendim. Bundan sonra ne kimse kimseye gider ne de insanların birbiriyle olan bağı eskisi gibi olur. Ne taziye kalır ne düğün ne de iftar daveti…”

Salgın süreci devam ederken umutsuzlukla kurduğumuz bu cümleler bize dayatılanlara ne kadar da çabuk teslim olduğumuzun kanıtıdır. Gerek aile gerekse toplum yapısı bakımından yardımlaşma, acıyı tatlıyı paylaşma, her koşulda dayanışmayla sürdürdüğümüz hayatın değişime ve dönüşüme uğraması salgınla daha da hızlandı. Batı kültürü ve yaşam tarzını aratmayan salgın dönemi derin yaralar mı bırakıp geçecek ömrümüzden?

Kadirşinaslığı, misafirperverliği ve fedakârlığı ile bilinen insanımız, değişimi ve dönüşümü çaresizce kabul etmeye ne zaman hazırlandı? Acaba bizler farkında olmadan birer birer mi örüldü kiremitler? Yoksa önümüze sunulan tepside karnımızı ne ile doyurduğumuza bakmadan iştahla yediklerimizi mi sindiriyoruz? 

Değişime, dönüşüme, kimliğimizden sıyrılmaya ne kadar da meraklıymışız. Umutlarımız kırık, yelkenlerimiz suya inmiş. Çabucak kopmaya hazır bitkiler gibiyiz. Ve ardından savrulmaya. Sanal dünyanın sunduğu sanal mutluluklarla avunurken düştüğümüz girdabın içinden çıkmaya neden gayret etmiyoruz? Hemen teslim olmak da neyin nesi? Bu denli dayanıksız olmak zayıflayan imanımızdan mı? Yoksa hızla değişen hayat şeklimizden mi?

İşin gerçeği kolaya alıştık ve at gözlüklerimiz de pek yakıştı. Şimdi onları kim çıkarsın da baksın etrafına geniş açıdan… Eve sığdırmaya çalıştığımız hayatımızın sorunlarından dahi kaçarken ne kaldı başkasının derdiyle dertlenelim. Gelişen dünya, uzakları yakın eden teknoloji, kolay ulaşılan bilgiler çarkında erirken ne vakit insan olduğumuzu hatırlayacağız? Erirken etrafımızı da mı eriteceğiz umutsuzluk denen dehlizde? 

Baharın gelişi, çiçeklerin hiçbir şeyi umursamadan açması, güneşin doğuşu ufacık da olsa diriltmiyor mu solan umut çiçeklerinizi? Belki yorulduk belki çok yıprandık. Fakat unutmamalıyız ki; Allah(C.C) her şeye kadirdir. O dilerse musibetleri üzerimizden hemen kaldırır. Burada bize düşen tedbir almak ve O’na tevekkül etmektir. Kim bilir gün doğmadan umut doğar yarının kucağına. O nedenle kapılarımız umuda her daim açık olmalı.

Sabır ve tevekküle en çok ihtiyacımızın olduğu bu süreçte birbirimize maddi ve manevi destek olmaya çalışalım. Umutsuzluk aşılayan ve korku salan cümlelerden uzak duralım. Dilden dile dolaşan bu sözleri yaymaktan kaçınalım. Kuracaksak bir cümle evvela umuttan bahsedelim. Yüreklere dokunsun her sözümüz. Yağmur olsun solan çiçeklere yüklemlerimiz. Öznesi olalım umudun. Ancak böyle kalkabiliriz hayatın ağır yükünün altından. Ancak bu şekilde birilerinin yükünü hafifletebiliriz. 

Sözün kısası değerli dostlar, İnsana ve insanlığa dair ne varsa bünyesinde barındıran medeniyetin çocuklarıyız biz. Düşeni ilk kaldıran olmayı şeref biliriz, yardıma ihtiyacı olana incitmeden el uzatırız. Zor günlerde kenetlenmeyi de iyi biliriz. Şunu asla unutmayalım ki kadim kültürümüzün bağında büyüyen güllerimizdir bizi biz yapan. Bizler bu erdemlerle ayaktayız. Biz biz olmaktan asla vazgeçmeyelim. Kurtuluşa ermekse gayemiz, birbirimize Hakkı ve sabrı tavsiye edenlerden olalım.

Selametle…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Ekm

Güldeste 1

14Ekm

F/ANİ

06Ekm

Beşinci Mevsim

29Eyl

İğne iplik

22Eyl

Arapgir anlatılmaz yaşanır