Gerçeklerle kol kola


Hayaller, düşler, planlar, hedefler insanı hayata bağlayan iplerdir. Bu iplere tutunarak sürekli yarını kovalar insanoğlu. Yarının bugünden daha iyi olacağına inanır.

Dünü unutmak için büyük çaba harcar. Bugünü yaşamayı erteler çoğu vakit. Geleceğe hummalı bir çalışma yapılır. Geleceğe doğru atılan adımların doğruluğu ve gerçekliği konuşulmaz tartışılmaz. Çünkü gelecek kutsanmış bir önceliktir.

Yarış atı misali koşturduğumuz gençleri düşünüyorum da yürümeyi unutmuşlar. Nefes alıp vermenin tadını bilmiyorlar. Gözle konuşmanın ne demek olduğunu anlanmıyorlar. 
 

Annem başkalarının yanında evlatlarıyla konuşurken göz ile temas sağlardı. Ne demek istediğini anlamamız için gözlerine bakmamız yeterliydi. Her bakış ayrı mana içerirdi harekete geçiren.

Ayakkabıları diz, çayı doldur, sofrayı kaldır, misafirin çocuklarını oyala… Dedim ya her bakış ayrı anlam ifade ediyordu.

Göz ile kurulan bu iletişim sözden daha kıymetli ve etkiliydi. İstenilen anında yapılıyordu. Zamanla yapılması gerekenler kendiliğinden yerleşiyordu.

Şimdi çocuklarımızla yarınları kovalıyoruz. Hedeflere ve hayallere varmak uğruna mutluluğu ve hisli duyguları ezip geçerek. Gönülden uzak, göz ile temas kurmadan düşüyor takvimden günler. Mevsimler geçiyor anlam yüklemeden. Bir yaprağın toprağa düşerken söylediği şarkılardan habersiz büyüyor çocuklar.

Gerçeklerden uzak hayallere yakın sürdürülen hayatlar… Hayatın gerçek tadına varmadan sadece hedefe endeksli bir yaşam…  

Dokunmadan kalbe tene, konuşmadan gönülle gözle akıyor ömür denilen nehir. Nehrin kıyısında açan zambakları, gülleri görmeye fırsat tanımıyor her şeye sahip olma arzumuz. En iyisi, en yenisi, en önde olma tutkusu insana değmeden yaşanan bir hayata sebep oluyor. Kaçıyoruz gerçeklerden ve gerçeğimizden. 

Yeni kimlikler inşa ediyoruz kendimizden uzak hayallerimize yakın. Mutsuzca yürüyoruz kutsadığımız geleceğe. Oysa bir gerçek var acı da olsa istemediğimiz gibi de olsa. Ve bu gerçeklerle soluk alıp veriyoruz. Ailemiz, akrabalarımız, dostlarımız, arkadaşlarımız, komşularımız ve iş yeri ortamımız. Hepsi de yaşadığımız gerçek hayatın bir parçası. Onlara ulaşmadan hangi hayal hangi hedef anlam taşır ki? Gerçeklerle kol kola yürümeden yürünen yolculuk ışınlanmak misali bir anda uçurur insanı. Fakat tren yolcuğunu tadını vermez bu yolculuk. Görerek, hissederek ve anlamını idrak ederek yapılan bir yolculuk…
 

Kabuğuna çekilerek yaşamak deyimi insanı çürümeye sevk eder diye düşünüyorum. Varlığımızı anlamlandırarak yaşamak arayışların ve hayallerin en büyüğüdür. Hayalsiz, amaçsız ve hedefsiz yaşanan bir hayat parmaklıklar ardında kalmaktır. Buna itiraz yok. Fakat sadece varacağın yola odaklanarak yolcuğun gizeminden kendini mahrum etmek de doğru değil. Bu durum yol arkadaşlarını ihmale yol açtığı gibi hayatın rengini de siyah beyaza çevirmektedir. Bu nedenle hayatınıza dâhil olan insanları dinleyin, duyun, görün. Onlara zaman ayırın nehrin kıyısındaki çiçekleri birlikte koklamayı deneyin. Hayallerinizden söz edin. Unutmayın gerçeklerinizle vardığınız hedeflerin temeli sağlam olduğundan üzerine yenilerini inşa etmek daha kolay olacaktır. Hayallerine doğru yürüdüğünüz hayat denilen yolu dikkatli yürüyün. Yolunuza çıkan bir kedi dahi olsa dikkatle ve rikkatle bakmayı ihmal etmeyin. Hatırlatmakta fayda var yarın henüz gelmedi fakat bugünü başa sarmak mümkün değil değerli dostlarım. 
 

Selametle…
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Kas

Yürek engeli

06Kas

Bağırsam belki duyan olur

23Ekm

Saygı insanlığın özüdür

16Ekm
09Ekm