Eskiden Buralar Hep Kayısı Bahçesiydi


Geçtiğimiz günlerde TMO’nun kayısı alımına başlaması hepimizi sevindiren bir gelişme oldu. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Dünya kayısı başkenti Malatya’mız başta olmak üzere kayısının yetiştiği tüm illerimiz için son derece önemli bir gelişmedir. 

Bu derece önem taşıyan bir gelişme nasıl olurda bunca yıl sonra olur diye düşünürken etraftaki kayısı ağaçlarının yaprakları sararmaya ve savrulmaya çoktan başlamıştı. 

Kim şu cümleyi kurmadı ki Malatyalı olup da; “Zamanında buralar hep kayısı bahçesiydi.” Peki, şimdi ne oldu o güzelim bahçelere? Çoğu beton yığınlarına teslim oldu. Sözde gelişmişlik adına atılan gelişi güzel adımların altında ezildi kayısı ağaçları. 

Bağlar, bahçeler modernizmin kucağına teslim oldu. Oradan da 4+1 ve 5+1 evlere dönüştü. Yükselen inşaatlar yeşili yok etmekle kalmadı aynı zamanda verimli bahçeleri de yok etti. Bu yok oluşa seyirci kalan bizler bundan yaklaşık 17 yıl öncesine kadar kayısıyı görmek dahi istemiyorduk. Kükürtlü kuru kayısının kilosu 70 kuruş idi. Üreticilerin mahsulü elinde kalmıştı. İşçi parasını kurtarmayan maliyet ürünün zayi olmasına sebep oluyordu. Kanallardan, derelerden kayısılar akıyordu. Üretici bozulan ürünü atmak zorunda kalıyordu. Kayısının bu derece değersizliği üreticinin umutlarını soldurdu. Bu nedenle çiftçiler kayısı bahçesini satmaya veya ağaçlarını kesmeye yöneldi. Tahribat şehre yakın olan yerden başladı köylere doğru uzandı. Uzanmaya da devam ediyor. 

Malatya’mızın eşi bulunmaz kayısısı değerini yitirdi ve bir yok oluş sürecine girdi. Mümbit topraklarımızın kadrini kıymetini bilmedik bilemedik. Aklımız yeni yeni başımıza geldi geliyor. Şükürler olsun. Sonu hayırlara vesile olsun. 

Üretimimin olmadığı yerde ekonomi de olmaz. Şehrimizin ekonomisine büyük katkı sağlayan kayısımıza sahip çıkabilirsek bu alanda üretim yapanları veya yapmayı düşünenleri cesaretlendirmiş oluruz. Aksi halde kayısımız değerini yitirmeye devam edecektir. 

Kaysımızın son zamanlarda televizyon dizilerine konu olması dahi büyük gurur kaynağımızdır. Yine başta da belirtiğim gibi TMO’nun kayısı alımına başlaması Malatya için güzel bir gelişme. Bunların yanında üretimi ve tanıtımı artırmak için daha neler yapabiliriz diye birlikte konuşmalı ve tartışmalıyız. Hazır sahip olduğumuz bu sarı altının değeri anlaşılmaya başlamışken üretimi arttıracak, üreticiyi koruyacak formüller geliştirmeliyiz. Soğuk hava depolarının sayısını artırmalı, ihracatın önünü açmalıyız. Hayali değil gerçek adımlarla kayısımızı hak ettiği değere taşımalıyız. 

Dört mevsim ayrı bir görsel şölen sunan kayısı bahçelerinin yeryüzüne yansıyan tablosunu dünyaya duyuralım. Baharda açan kaysısı çiçeği doğayı gelinlik misali sarıyor. Sonbaharda sararan yaprakları ise tatlı bir hüznü hatırlatıyor. Tüm bu yolculuğun hikâyesini anlatacak ortamlar oluşturalım. Sözün kısası topraklarımızın sahip olduğu zenginliği fark edelim, fark ettirelim. Bu farkındalığı destekleyen projeler üretelim. Aksi halde “Eskiden buralar hep kayısı bahçesiydi” cümlesini kurmaya devam edeceğiz. TMO’ya da alacağı kayısı alacağı kayısı kalmayacak Maazallah…

Esen kalın…

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Didem Gezen | 07 Ekim 2020 11:39

    Çok güzel bir yazı.Duygularımızı dile getirdiğiniz için teşekkur ederiz.❤

YAZARIN SON 5 YAZISI
27Oca

Zamandan sızanlar

13Oca

Sisli bir yolculuk

06Oca

Başka düşmana ne gerek

30Ara

Nesneler, Etiketler

23Ara

İşine nasıl gelirse