Eğitim rüyamız


Bilindiği üzere Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen günlerde yaptığı açıklamada eğitimde istenilen başarılı adımların atılamadığını, bu alanda fikrî bakımdan iktidar olunamadığını söyledi. Yılların kangren olmuş sorunu kabullenildi. Bana kalırsa bu itiraf atılacak güzel adımların başlangıcı olabilir. Neden mi dersiniz? Aslında hepimiz çok iyi biliyoruz bu sorunun cevabını.

Okullarda dağıtılan kitapların sırf dağıtılmış olsun diye dağıtılmasından başlayalım mesela. Kaynak kitaplar olmadan yürümeyen eğitim gemisinin yolcuları kıymetli öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve velilerimiz ne demek istediğimi çok iyi bilir. Madem kitaplarımız yeterli içeriği taşımıyor neden zenginleştirmek için çözüm aramıyoruz? Eğitim sistemi üzerine tekrar tekrar düşünmek gerekecekse olaya gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaşmak çözümleri de beraberinde getirecektir. Böylece yakınmayı bırakıp ne yapılması gerektiğine odaklanmış olacağız. 

Atılacak ilk adım eğitimde kaliteyi kendimize layık görmek olacaktır. Bu alanda olabildiğince zengin olmanın gaye edilmesi demek gelecek neslin temelindeki sağlamlık demektir. Temelinde ezber yapayım, dersi geçeyim, diplomayı alayım düşüncelerinin yattığı bir binadan şaheser beklemek ütopyadır. 

Okul bitirmenin önemi kalmadı diyoruz. Bu itiraf ne acı bir gerçek. Yeteneğinden habersiz okuyan bir nesil sadece okumuş olmak için okuyor. Diplomalıların sayısı artıyor fakat liyakat ehli azalıyor. Tarihine, medeniyetine yabancı bir nesil yetişti ve yetişmeye devam ediyor. Yunus’u, Sinan’ı, Fuzûli’yi ders dışında tanımayan bir nesil. Öğrencilerin dine olan yakınlığı Din Kültürü dersini geçmek için ezber verilen bir iki sure ve duadan ibaretse neden onlardan bekleriz ki gönüllerine nakış misali işlenmeyen Hz. Eyüb’ün sabrını, Ömer’in cesaretini ve adaletini, Yusuf’un ahlakını… Onların nezaketli, saygılı ve asalet sahibi olmadığından yakınır dururuz. Bir zenginlik arar gözümüz gerçek alamda temeli olmayan. Hâlbuki eğitime kazandıramadığımız zenginliği zihinde ve kalpte aramak çok manidar.

Bir zamanlar bütün dünyanın örnek aldığı bir medeniyetin izlerinin silinip gitmesine izin verdiğimizi fark ettik geç de olsa. Bu fark etmenin farkını ortaya koymak için yeni neslin yüreğini yeniden inşa etmeliyiz. Yüreğe girmeden, duygusal anlamda bağ kurmadan akla girenler sadece kuru bilgiden ibarettir. Kuru bilgilerle alınan yol siyah beyaz misali renksiz, ruhsuz bir yaşamı doğuracaktır. 

Tarihi bir bilgiyi anlatıp geçmek kolaydır. Bu kolaylık unutulmaya mahkûmdur. Fakat yerinde anlatılan tarihi bir eser, ömür boyu unutulmaz anılar içinde yerini alacaktır zihinlerde.

Edebiyat derslerinde yazarın adını, kitabın ismini ezberletmekten ziyade okunması gereken kitapların özenle seçilip öğrencilere okutulduktan sonra kitabın değerlendirmesini yapmak onlara gerçek anlamda iyi bir okuyucu olma özelliğini kazandıracaktır. Bunun yanında kelamın ve kalemin bilincinde olacaklardır. Böylece özüne özen gösterilen bir neslin temeline sağlam demirler temin etmiş olacağız.

Öğrencilere duyduğunu, gördüğünü, düşündüğünü hatırlatan bir eğitim sistemi ilimde, bilimde, kültürde, sanatta ve yaşamda etkisini gösterecektir. Üzerindeki ölü toprağının acilen kaldırılması gereken eğitim sisteminin yeniden doğuşunu istiyorsak bu sancılı sürece katkı sağlamalıyız. Batının dayattığı kültürden münezzeh bir yaşam tarzıyla mütevazı kalabilmeyi, kendi olabilmeyi başarabilen nesiller yetiştirmenin sorumluluğu hepimizindir. At gözlüklerini ayakları altına alan, sorgulayan, hayal eden, ufku olabildiğince geniş, sorumluluk sahibi, merhametli, âdâb-ı muâşeret kurallarına riayet eden, medeniyetini ve kültürünü tanıyan, hayat boyu öğrenmeyi hedefleyen, öğrendiklerini hayata geçirme tutkusu olan nesillerin doğuşu en büyük rüyamızdır. Duamız, rüyamızın daha da gecikmeden gerçekleşmesidir.

Esen kalın… 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Oca

Sisli bir yolculuk

06Oca

Başka düşmana ne gerek

30Ara

Nesneler, Etiketler

23Ara

İşine nasıl gelirse

09Ara

Yeni bir yaşam ve biz