Seçimlerin ardından - Necip Cengil

Seçimlerin ardından


Yerel seçimleri yapıldı, seçime dair tartışmalar devam ediyor.

Seçim sonuçların üzerinde durulmalı elbette ancak meseleyi bir bütün olarak değerlendirmeyi de ihmal etmemek gerekir.

Seçimlere giderken çoğu kişinin, üstlenilen, üstlenilmek istenen yükün farkında olduğunu sanmıyorum. Bu benim zannım; fotoğrafın cezbettiği kişiler görüntüsü daha bir öne çıkıyor.

Olmayan özellikleriyle kendilerini “Yusuf” sananlar olabiliyor.

Genel olarak baktığımda, yöneticilik için yarışan, yarışa olmadık oyunlarla devam eden, içinde yaşadığı toplumu tanıma derdi olmayan, ben seçileyim veya atanayım da gerisi önemli değil tarzıyla koşturan, koşturmaktan düşünmeye fırsat bulamayan kişiler görüyorum.

Her topluluk, hesap gününde önderleri, liderleri, reisleriyle gelir; yöneticilik, bu açıdan bakıldığında hesabı ağır olan bir yüktür. Bir ailede, aile reisinin, kendisini ve ehlini cehennem azabından uzak tutma sorumluluğu gibi düşünelim; toplum bir ailedir ve yönetici olmak isteyenler buna dikkat etmelidir. Nasıl ki bazı kişilerin evlenmesi haram veya mekruh olabiliyorsa, yönetici açısından da bu konu üzerinde durulmalı… Kişilik ve diğer özellikleriyle asla yöneticiliğin hiçbir aşamasında yer almaması gereken kişiler elemesi yapılmalı. Ancak bu konunun etraflıca değerlendirildiğine dair bir intiba edinemedim.

Yönetici “toplam sorumluluğun” bilincinde olmalıdır.

Yönetmek yarışına girenleri izlerken, her seferinde; “bunlar hesap karşısında ne kadar cesur” diye düşünürüm.

“Allah’tan peşin güvence almış” gibi hareket ediyorlar diye söylenirim.

Bir de onların peşinde dolananların bir kısmında şahit olduğum davranışlar var. Destekledikleri kişi veya kişilere karşı hesapsız bir “yol açma” eylemi içinde oluyorlar. Karşıdakileri yarıştan düşürmek için her yolu deniyorlar. Günah araştırıcılığı, en ufak bir karineden üretilen iftiralar, onları eş, çocuk ve diğer yakınlarıyla vurma girişimleri… “Hesap uzak görüldüğü için” oldukça rahatlar. Üç günlük dünya için, hem dünyalarını, hem ölümden sonralarını cehenneme çevirebilecek kadar gözü kara hareket ediyorlar. Bir gün, uğrunda her şeyi göze aldıkları liderleriyle, destekleyip seçtikleriyle hesap gününe uzanacaklarını, orada her halleriyle yalnız hesap vereceklerini düşünmüyor gibiler.

Bütün olanları izlerken “bu tarz hayatın Tanrısı ne” diye sorarım.

Bu uç sorunun sebebi basit değil…

Allah’a yakinen inanmanın en önemli nişanesi “hesap verme bilinci” olduğu için sorarım. Sosyal, kültürel, siyasi, ekonomik açıdan “başka tanrıların gölgesinin” üzerlerine düşebileceğini veya gerçeği görmelerini engelleyebileceğini tefekkür edemiyorlar/edemiyoruz. Veya “Allah’a inanıyoruz ya” diyerek, gerisini önemsemiyorlar/önemsemiyor bir görüntü veriyoruz. Bu izahım, kimseyi tekfir hastalığıyla değerlendirmek için değildir. Ben dâhil herkesin gerçekliği hesap gününde ortaya çıkar. Daha az hatayla hesap gününe gitmek diye bir endişeyle yazıyorum bunları. Hesap verme bilinci bu dünya hayatıyla ilgilidir; ertelenemez, bunu da ihmal ediyoruz.

Genel olarak bakıldığında yöneticiler de kendilerini besleyebilecek akıllar biriktiremiyorlar. Besleyecek akıl biriktirmek yerine alkışlayan elleri çoğaltmayı tercih edilebiliyorlar.

Yöneticiyi akıl olarak besleyecek bir ekip veya ekipler yetişmezse, bir araya gelmenin, cem olmanın, parti veya dernek kurmanın hayata fazla bir katkısı olmaz.

Yine fotoğrafa bakıldığında, özellikle alkışlar üzerinden başarı grafikleri çizildiği görülebiliyor. Oysa asıl başarı ancak hesap bilinciyle gelişebilir.

Her şeyi biliyorum iddiasında veya kişiliğinde olanlar hem aldanır, hem aldatır.

Günümüz sistemlerinde, tek boyutlu beslenme, tek yönlü karar seviciliği nedeniyle, yönetimleri saran kanser hücrelerinin oluşması kolaylaşmaktadır.

Kanserde erken teşhisin ve doğru tedavinin önemini bilmeyen yok ancak bu konuda da bir sistem geliştirmek yerine kulaktan dolma bilgilerle hareket edilebiliyor.

İkram edilen aklı, akılları heba edenler bir sistem geliştiremez, bunu da biliyoruz.

O halde yönetici ve yönetimlere dair biraz daha derin ve çözüme yönelik düşünelim.

Dilerim başarırız!

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Haz

Sizi rahatsız etmeye geldim

05Haz
14Ekm
06Ekm

Medyen Kavminden Hareketle

30Eyl

Bir Hastane Bunu Yaparsa