Edep - Necip Cengil

Edep


Kendimize, cemiyete ve hayata karşı sorumluluklarımızdan biri de edeptir, hayâdır.

Kafamızın içine, sözlerimize, davranışlarımıza, üslubumuza yön vermelidir.

Aklımıza ilk gelen kelimeyi, cümleyi söylememize, yazmamıza mani olmalıdır.

Yaratılanda, bize çirkin gelen yönü değil, yaratıcının güzel imzasını gösterebilmelidir.

Günah işleyen biri mesela günahıyla utanır ve günahın reklamını yapmaz, bu edeptir.

Saldırıya uğrarsınız ağız dolusu, döner bakarsınız, cevap hakkınızı kullanırken, kelimelerin en güzelini seçersiniz, bu edeptir. Zira bilirsiniz ki; edepsize, onun beklediği üslupla cevap vermezsiniz. Onun beklediği cevap bir bakıma ona ödül olur.

Müslüman olmanın inceliklerinden biri de konuşurken, yazarken en güzeliyle konuşmaktır. 

Birisi usulünce size hatanızı hatırlatır; utanır, hatırlattığı için teşekkür eder ve kendinizi düzeltirsiniz, bu edeptir.

Eskilerden bize gelen en kısa ve özlü cümlelerden, dualardan biridir ve Allah’tan edep üzere bir hayat için yardım istenir: Edep ya Hu!

Bazı sorulara cevap vermekte zorlanırsınız zira sizden istenen son derece özel olan hayatınızla ilgilidir, kızarır cevap veremezsiniz.  Aslında ne söyleyeceğinizi bilirsiniz ama içinizden bir ses sizi durdurur. Soran utanmasa bile siz hayâ ile davranırsınız. Olması gereken budur.

Bulunduğunuz bir ortamda birilerinin günahından bahsedenler olur, dinlemezsiniz, engel olmaya çalışırsınız, olmadı ortamı terk edersiniz, zira tecessüs bir hayâsızlıktır, ona ortak olmak istemezsiniz.

Bugün nasıl anlıyor, nasıl davranıyoruz?

Sosyal medyadaki paylaşımların bir kısmına bakıyorum, edebi yansıtmıyor.

Yazanların, konuşanların birbirilerine verdikleri bazı cevaplara bakıyorum, edebi yansıtmıyor.

Sözlerine yalan ve iftira katarak konuşanlar oluyor.

Usulünce kendisine yanlışı bildirilen ve cevaplayanların bir kısmına bakıyorum edebi yansıtmadığı gibi, “benim sözle dövme gücüm daha güçlü” der gibi cevaplayanlar var. “Sen kim oluyorsun da bana hatamı söylüyorsun, senin saçının telince bilgim var” der gibi cevaplayanlar var. Bilginin kibir doğurması kabul edilemez, öğrendikçe biri kibri artıyorsa, ilme ulaştı denilemez. 

İlim ehli, siyaset ehli, işçiler, köylüler, öğretmenler, mühendisler, doktorlar, hastalar, çalışanlar, yöneticiler, anneler, babalar, evlatlar edeple başlamasalar güne, gün bereketsiz kalır, huzursuz akşamlar, huzursuz sabahlar.

Edep dairesinde hareket etmeye çalışmaya dikkat eden kişi yalan söylemez, iftira atmaz; yalanlar ve iftiralarla yön vermez söylediklerine. Günah araştırmaz, muhatabını günahıyla vuracağı fırsatları kollamaz. Betimlemelerine dikkat eder. Bir yanlışa cevap verirken, başka bir fahiş yanlışın içine düşmemek için çaba sarf eder.

Niye girdim bu konuya?

Aslında özel bir nedeni yok ama medyada tartışılan, sosyal medyaya malzeme yapılan bazı konular, bu meseleyi hatırlatmama vesile oldu.

Canımı sıkan konu üzerinde düşünürken, sosyal medyada şu paylaşımı yaptım:

"Edep; kafanda, zihninde, dilinde, üslubunda hep diri kalsın ve sözlerine, davranışlarına yön versin… Kime karşı olursa olsun, illa edep, illa edep… Edep gidince geride yığın kalır, sözlerin, yazdıkların "yığın" olur ve devrilir, (yığının) altında kalırsın."

Sözü şaire bırakarak, fazla uzatmadan bitireyim:

“Edeb bir tâc imiş nûr-ı Hûdâ’dan

Giy o tâcı emîn ol her belâdan”
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Haz

Sizi rahatsız etmeye geldim

05Haz
14Ekm
06Ekm

Medyen Kavminden Hareketle

30Eyl

Bir Hastane Bunu Yaparsa