
Başkanlara ve Kadrolara Hatırlatmalar
Necip Cengil
Her şeyi bildiğini sanan en büyük yalanını söylemiştir.
İstişare vazgeçilmez olandır.
Sadece itaat edeni aramak en büyük yanılgılardandır.
Emanet, ehliyet, liyakat görev alırken ve görev verirken ihmal edilemez ölçülerdir.
Bütün görev alanların, İsra suresindeki “Rabbim doğrulukla başlamayı, doğrulukla sürdürmeyi bana nasip et ve karşılaştığım zorlukları aşabilmek için bana katından bir güç ver” anlamını verebileceğimiz ayeti, dua olarak, makamlarına giderken okumaları ve gereğini yapmaları gerekir diye düşünüyorum.
Ortada sıcak bir gündem var.
Sabık Belediye Başkanı hakkında ne konuşuluyor bakalım:
Yeni yönetime devasa bir borç yükü bıraktı. Şehri zarara uğratan icraatlara imza attı. Proje geliştiremedi ve kamuoyuna hep yanlış bilgiler verdi.
Konuşulanların bütün boyutlarıyla doğruluğunu ve yanlışlığını elbette Allah bilmektedir. Kiramen Kâtibin yazmıştır, kişiye hesap günü okutulacak kitabında kayıtlıdır. Ülkenin istihbarat kaynakları da dosyalarını tutmuştur, deşifre edilecekse, günü geldiğinde deşifre edilecektir.
Yine konuşulanların doğruluğunun ve yanlışlığının veya noksanlarının canlı şahidi kişinin kendisi, varsa birlikte işleri yapıp ettikleri ve hepsinin hesap günü dile gelecek vücut organları yani elleri, ayakları, gözleri, kulakları ve derileridir. El ne aşırdığını, neye imza attığını, neleri yazdığını, ayak nerelere gittiklerini, kimlerle gittiklerini ve diğer organlar kişiyi hesap günü ele verecek, fişini çekecektir. Dünyada da ilgili mercilerce tutulan notlar, çekilen görüntüler ve hazırlanan dosyalar ile günü ve saati gelmesi istendiğinde ifşa edilecektir. Ki bugüne kadar gazetelerde verilen rakamlar, yazılan özel notlar ihbar kabul edilirse, kişi için sıkıntılı bir süreci başlatır.
Peki, sabık başkan ne yapıyor?
Söylenenlerin gerçek olmadığını ifade ettiği, bedava ekmek ve sudan bahsettiği, esenlikten bedava gıda yardımından söz ettiği videolar çekerek cevap veriyor. Bu videoları izleyenlerin tepkisi “insan bu kadar kendi hakikatini gizleyemez” özetiyle sunulabilir. Sabık başkanın yukarıdaki hatırlatmaları okuması, yarın hesap günü, dilinin susacağını, ellerinin, ayaklarının, diğer vücut organlarının bütün gerçekleri dile getirerek kendi aleyhine şahitlik edeceklerini bilmesi ve unutmaması gerekir. Kişinin hesap gününe inanıp inanmaması önemli değil zira o gün “doğrusu biz böyle bir günün geleceğini ummuyorduk” denileceğini Kitaptan öğreniyoruz. Dünyada da “çıkarlar çatışmasında” herkes kimin eli kimin cebinde ise anlatır. Yani işin sonunda bu dünyada da rezil olma ihtimali hep var.
Yine yeni seçilen başkanlara ve kadrolara gelelim.
Belediyeyi ilgilendiren yasalar, hakkaniyet, emanet, ehliyet ve liyakat kurallarının harfiyen işletilmesi gerekir. Atamalar buna göre olmalı, atananların bu kurallara göre işlerini yapıp yapmadıkları kontrol edilmeli, denetlenmeli.
Atananların başına buyruk davranıp davranmadıkları, işin ehli insanlarla istişare edip etmedikleri, kendilerine teslim edilen makam araçları dâhil, hizmet ekipmanlarını doğru kullanıp kullanmadıkları denetlenmeli.
Göstermelik değil icraat ehli proje birimleri olmalı. Kimseye tek başına kahramanlık yapma denemesinde bulunacakları sahalar verilmemeli ve bütün işler, ilgili birimlerle istişare ile yapılmalı. Birlikte çalışma kültürü geliştirilmeli. Fesat kaynağı kibir, “çatışma kültürü” bütün birimlerden uzak olmalı.
Allah resulünün “emanet ehline verilmezse o topluluğun kıyameti yakındır” anlamını veren uyarısı kulak ardı edilmemeli. “Efendim biz görevi verdik, vebali günahı onlara ait” denmemeli, Caferi Sadık’a atfedilen bir söz var “kim hain birisinin yanına emanet bırakırsa, Allah onu korumaya kefil değildir” diyor. Ayrıca birini atamak ona kefil olmaktır ve iyi işlerde de, kötü ve yanlış işlerde de ortak olunur.
İcraatlar doğru bilgilerle toplumla paylaşılmalı, birilerinin geçmişte yaptığı gibi “yalandan kim ölmüş” denmemeli. Kişi “yalandan kim ölmüş” diye yapmadıklarını yapmış gibi söyler, günü gelir söylediklerinin şahitliğiyle rezil olur.