Geçerli ölçü birimi - Mehmet Zeki Dinçarslan

Geçerli ölçü birimi


Anthony de Saint Exupery'nin meşhur eseri Küçük Prens; bir savaş pilotunun çölde kaybolduğu sırada esrarengiz bir şekilde küçük bir çocuğa rastlamasını hikâye eder. Küçük Prens, adı gibi küçük bir çocuktur ve büyüklerin her şeyi sayısallaştırmasından şikâyet etmektedir: "Büyükler, sayıları çok severler. Onlara yeni bir arkadaştan bahsettiğinizde, size asla arkadaşınızın temel özelliklerini sormazlar. Şunları sormazlar mesela: 'Sesi nasıl? Hangi oyunları daha çok seviyor? Kelebek koleksiyonu var mı?' Bunun yerine şunları sorarlar: 'Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası ne kadar kazanıyor?' Bunları öğrenince yeni arkadaşınızı tanıdıklarını zannederler. Büyüklere: 'Pencerelerinde sardunyalar ve çatısında güvercinler olan güzel pembe tuğlalı bir ev gördüm...' derseniz bu evi gözlerinde canlandıramazlar. 'Yüz bin liralık bir ev gördüm,' derseniz eğer “Ne kadar güzelmiş!” diye haykırırlar.

Kitabın yazılmış olduğu dönemden bugüne kadar insanların bakış açılarında çok büyük değişiklikler oldu. Sayısallaştırma hastalığı sadece büyüklere has bir şey değil şimdi, küçükler de ölçü birimi olarak parayı kullanmaya başladılar. Çocuklar, akılları ermeye başlar başlamaz büyüklerinden gördükleri gibi her şeyi parayla tartmaya başlıyorlar. Dünyadaki tek geçerli ölçü birimi para olmuş durumda ve bu durum yüzünden değer takdir etmenin mümkün olmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Bir insanın değeri cebindeki parası kadar olunca o insanda var olan diğer tüm değerler yok sayılıyor. Bu tuhaf ölçüm neticesinde nice değer, insanlığa katkıda bulunamadan yok olup gidiyor. Ya da bulunduğu katkı yeterince takdir edilemiyor. 

Geçtiğimiz birkaç asır boyunca insanlığa ve toplumuna büyük katkılarda bulunmuş kişileri gözünüzde canlandırmaya çalışın. Bugünün sadece para eksenli değer yargıları ile tartılacak olsalardı eğer şimdi elimizde olan çoğu kıymetten habersizdik belki de. İnsanlığa büyük katkılarda bulunan insanların önemli bir çoğunluğunun parasal manada büyük edinimleri yoktu. Bilim insanları, kanaat önderleri, savaş kahramanları... Aklınıza kim geliyorsa büyük ihtimalle normal seviyede bir geçimi vardı ve gerisini önemsemiyordu. 

Sadece para ile yapılan ölçü eksik, sakat, yanlış bir ölçüdür. İnsanları paraları ile değerlendirdiğiniz zaman başka tüm özelliklerini yok etmiş olursunuz. Değer atfetme metodolojisindeki bu hatalı anlayış ahlaki manada bir deformasyona yol açmaktadır. Tek ölçü birimi para olan bir toplumda paraya ulaşmak için kullanılacak bütün yollar mubah kabul edilmektedir. Temel erdemler, namus, ahlak gibi değerler ikinci, üçüncü, onuncu sıraya düşerken haksızlık yapmak, başkalarının emeğini sömürmek, kibir, riya gibi normalde kötü kabul edeceğimiz davranışlar gittikçe kabul görür hale gelmektedir. 

İnsan varlığıyla değerlidir, emeğiyle, bilgisiyle, birikimiyle, vicdanıyla, merhametiyle değerlidir. Namusuyla, haysiyetiyle, vatanına ve milletine olan bağlılığıyla değerlidir. İnsanı değerli yapacak ve parayla ölçülemeyecek onlarca özelliği vardır. Bunların hepsini bir kenara bırakmak ve ölçü birimi olarak sadece parayı kabul etmek, toplumun temeline dinamit koymaktan farksızdır. 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

Dijital arkeoloji

11Ekm

Dijital hareketlilik

04Ekm

Gelecek bin yılın gündemi

27Eyl

Kültürel değişim

20Eyl

Göçün dönüştürücü etkisi