FİKİRLERİN YAYILMA HIZI


Dünyanın yapısında bir değişikliğin olduğunu düşünüyorum. Bunun temel sebeplerinden birisi de fikirlerin üretilme ve yayılma hızında gerçekleşen değişiklik. Geçmiş zamanlarda, yani kapitalizmin zirveye çıkarak şirket diktatörlüğünü dayattığı ve insanların bunu bilmiyormuş gibi yaşamalarına devam ettikleri –belki de biliyorlar ve uyuştukları için sesleri çıkmıyor- -belki de cidden bilmiyorlar fakat öğrenmek istemiyorlar- bu zamanlardan çok değil, birkaç yüzyıl önceki zamanlarda fikirlerin üretimi ve yayılımı bunun gibi değildi. Fikir üretimi ameliyesi çok fazla kişi tarafından yapılıyordu belki, bu konuda çağımı öne çıkaracak-galip ilan edecek değilim. Belki geçmiş zamanlarda fikir üretimi bugüne göre daha verimli ve disiplinliydi. Nüfusa oranlandığı zaman daha farklı bir resim çıkacaktır eminim, geçmiş zamanın bilinen düşünürlerinin, yaşadıkları dönem nüfusuna oranına bakıldığı zaman; geçmiş-gelecek kıyaslamasında geçmişin önde olduğu görülecektir. (Bu cümlede aklınızda kalmasını istediğim kelime ‘bilinen’.) Bugün düşünen sayısı da çok fazla, fikir üretimi o kadar fazla ki her mecradan oluk oluk fikirlerin-bilgilerin-düşüncelerin aktığına şahit olabilirsiniz. Kitap mı? Dergi mi? Gazete mi? İnternet medyası mı? Radyo mu? Televizyon mu? Kafanızı nereye çevirmek isterseniz kendiniz karar verin. Karar verdiğiniz taraftan size doğru yepyeni bir fikrin yaklaştığını göreceksiniz fakat düşünce tarihin bilgilerine göre o kadar cılız olacak ki bu bilgi isteseniz bile on beş dakikadan fazla aklınızda tutamayacaksınız.

 

Yazdığım bunca şey benim bile aklımda kalmayacak. Bu kadar fikir ürettim, birinci –kallavi- paragrafı bitirip buraya ulaşan kişi sayısının bir elin parmağını geçeceğinden şüpheliyim. Demek ki fikir üretmek zor değilmiş, fikrin başkalarına ulaşmasıymış zor olan. On dokuzuncu yüzyılın fikir akımlarını düşünün. Tüm -izm’ler bir futbol takımının oyuncuları gibi yerlerini almışlar, aralarında yeni hiçbir oyuncu yok. Çünkü fikir üretimi sona ermese bile yayılımı durdu. Yirminci yüzyıl? O da sona erdi. Fikir üretmeye devam edebilecek kadar zeki olan insanlık, onu aklında tutabilecek kadar kısa süreli hafızaya (RAM) sahip değil. İşlemci çok iyi ama çürümeye terk edilmiş durumda.

 

Hafıza bu kadar kısa süreli olunca, yani yeni bir bilgi geldiği zaman eskisini dışarı atmak zorunda olunca, derin şeylere yer kalmıyor. Demokrasiden, hümanizmden, insanlıktan bahsedilen yüzyıllara bakın ya da daha geriye giderek İslam büyüklerinin fikri faaliyetlerine bakın. Hızlıca sıkılacaksınız kesin olarak fakat sıkılana kadar fark etmeniz gerekecek olan şey düşünsel derinlik ve disiplin. Bugünkü hayatımızda bunlara yer yok, daha kısa süreli düşünmemiz, daha kısa sürelerle aklımızda tutmamız gerekiyor. Aklımızda tutmamız gerekenlerin önemli bir kısmını markalarla, hepsini de harcama alışkanlıklarımızla ilişkilendirmemiz gerekiyor. Kısa süreli düşünmeler, kısa süreli tatminler, harcamalar, harcama sonrası tatmin olmalar ve çok kısa sürede unutmalar. Hızlı olmalıyız anlıyor musunuz çok hızlı?

 

Sabredenler ve buraya kadar gelenler el kaldırabilir mi acaba? Sorum şu: Böyle bir ortamda fikirlerin 1: Yayılabilecek, başkalarına yol gösterici olabilecek olgunluğa ulaşabilmeleri mümkün mü? 2: yayılabilmeleri mümkün mü?

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Oca

FİKİRLERİN YAYILMA HIZI

10Oca

BU DELİLİK DEĞİL Mİ?

03Oca
27Ara

APTALLIĞIN KUTSALLIĞI

20Ara

İSYAN SÖZLERİ