Dolar, üretim, demokrasi


Dövizdeki dalgalanmalar hepimizi birer ekonomiste dönüştürdü. Herkes, dolar ne olacak, ekonomi ne olacak sorularını soruyor ve kendince cevaplar üretiyor. Benim bu konular hakkındaki temel fikrim eskiden beri çok net. Ekonominin temelini oluşturan ana etmenin üretim olduğunu, üretimin de en büyük destekçisinin demokrasi olduğunu düşünüyorum. Ekonomik refah açısından önemli olan üretim ve demokrasidir ve en müreffeh ülkeler demokrasi açısından en fazla olgunlaşmış olan ülkelerdir. 

Ekonomik refahın temel kaynağı olan üretim, insanların maddi birikimlerini faize ya da başka yatırım araçlarına yatırmayıp bir şeyleri üretmek içi kullanmaları ile meydana gelir. Üretim arttıkça istihdam artar, karlılık artar, hazineye giren vergiler artar ve böylelikle ülkedeki refah seviyesi yükselir. İnsanlar sermayelerini bir şeyler üretmek için kullanmaktansa faizle ve faiz benzeri yatırım araçlarında kullandıkları zaman üretim düşer, işsizlik artar, hazine fakirleşir ve refah seviyesi düşer. 

Burada, devlet mekanizmasının yatırımcıya karşı yaklaşımı önem arz etmektedir. Yatırımcının önünü açan, yatırımlarının uzun vadedeki durumu ile ilgili şüpheye veya korkuya yer vermeyen ülkeler yatırımcı için en cazip yerlerdir. Burada kapkaççı yatırımcı ile sabit yatırım yapan yatırımcıyı birbirinden ayırmak istiyorum. Kapkaççı yatırımcı o ülkenin finansal piyasalarına kısa süreliğine girip, yükünü tutup kaçmak peşindedir. Kalıcı yatırımcı ise o ülkede bir fabrika yapacak, bir mal üretecek, istihdama katkıda bulunacak, vergi verecek olan yatırımcıdır. 

Yatırımcı ülkenin içinde de olabilir, dışarıdan da gelebilir. Yatırımcı için önemli olan ülkedeki demokrasinin olgunluğudur. Yatırımların başına bir şey geleceğinden korkulan bir ülkede, vergilerin başka ülkelere nazaran karlılığı düşürdüğü, devlet tarafından keyfi cezaların uygulandığı ya da devletin el koyma riskinin olduğu bir ülkede kimse yatırım yapmak istemez. Ülkenin yerel zenginleri dahi oradan kaçmak için fırsat kollar hale gelirler. Yani, cebinde parası olan birisinin gidip Kuzey Kore'de bir fabrika inşa etmesi için aklını kaçırmış olması gerekir. 

Demokrasi, sermaye birikiminden bahsedebileceğimiz ilk dönemlerden beri yatırımın olmazsa olmazlarındandır. Avrupa'daki aristokrasinin yıkılmasının, Fransız İhtilali ve sonrasında zengin sınıfların soylu sınıflara karşı yükselmesinin altında yatan temel sebep yatırımcının kendini güvende hissetme ihtiyacıdır. Cebinde parası olan bir dönemin zenginleri ne başlarında kral görmek istemiş ne de kilisenin zorlayıcı kurallarıyla bağlanmak istemiştir. Yatırımcı en çok özgürlüğü sever. 

Olayı çok kaba hatlarıyla anlatmaya çalıştım. Detaylarda milyonlarca önemli ayrıntı var fakat yaşadığımız her ekonomik problemde sormamız gereken temel soru demokrasimizin ne kadar olgun olduğudur. Ülke olarak iktisadi sıkıntıların üstesinden gelebilmemiz için atmamız gereken temel adımlar demokrasimizin daha olgun hale gelmesine yönelik adımlardır. Demokrasi ne kadar olgun hale gelirse yatırımcıların güveni o kadar artacak dolayısı ile ülkemizin her alandaki üretimi de o kadar artacaktır. Üretimin artışı ekonominin dışa bağımlılığını azalttığı gibi işsizliği de azaltacak, devletin kasasına girecek olan vergiyi artıracağı gibi refah seviyemizi de artıracaktır. Böylesi bir ortamda döviz dalgalanmaları ve etkileri de asgari seviyede olacaktır.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Ağs

Yangını kim çıkardı?

28Tem

Çöp toplayıcıları

26Tem

Böceklerin yaşam hakkı

19Tem

Giyim kuşam ve ilişkiler

12Tem

Geçerli ölçü birimi