Böceklerin yaşam hakkı - Mehmet Zeki Dinçarslan

Böceklerin yaşam hakkı


Eskiden olsa kuşlar, sürüler halinde hareket eden hayvanlar dendiği zaman ilk bahsedeceğim hayvan grubu olurdu herhalde. Ne zaman akşamüstü evin penceresinden dışarıya baksam, daha yükseklerdeki çatıların üzerine sürüler halinde inip inip yükselen kuşlara rastlardım. Bazı zamanlarda gökyüzünü neredeyse tamamen kaplayacak kadar çok sayıda kuşa tesadüf ederdim baktığım zaman. Sonra yavaş yavaş kuş sürüleri şehirlerin semalarını kaplamaktan vazgeçtiler. Dumandan filan diyeceğim ama o zamanların koyu renkli kömür dumanlarındansa bugünün doğalgaz dumanının daha çekilir olduğunu düşünüyorum kuşlar için. Sanırım kuşların yaşama alanı olacak ağaçların şehrin etrafındaki sayısında azalma meydana geldi. İnsanlar bir türlü şu dünyanın asıl sahibi değil de kiracılarından bir grup olduklarını kabul etmeyecekler. Kuşların da yaşamaya hakkı var, vahşi hayvanların da böceklerin de. 

Evet, böceklerin de yaşamaya hakları var. İnsan, her zamanki kibriyle, neyin zararlı neyin faydalı olduğuna karar veriyor. Zararlı böcekler belirleyip onlarla mücadele ediyor. Hâlbuki tabiatın kendi içinde müthiş bir düzeni var, Cenâb-ı Rabbül Âlemin öyle yaratmış. Sen niye haddi aşıyorsun ki? Aşıyor işte dinlemiyor. Ekosistemin içinden bir canlıyı seçerek zararlı olarak etiketliyor. Zincirin kopan halkasının yerini başkaları alınca da "Neden böyle oldu" diye hayret ediyor. 

Yine de, en acımasız insan davranışları listesine en üstlerden girecek bir davranış, değişik hayvan türlerinin bir yerde toplanarak kafesler içinde sergilenmesidir. Binlerce yıllık bir mücadelenin zafer resmi geçidi şeklinde düzenlenen bu yerler benim mantığıma göre birer kibir kaleleridir. O hayvanları, Allah'ın takdir ettiği doğal ortamından kopararak sırf sergilemek maksadıyla hayvanat bahçelerinde toplamak merhametsizlik değil de nedir? 

Sokakta yürürken koca koca böceklerle karşılaşıyorum bu sene. Her sene ekosisteme vurulan bir darbe neticesinde bir türün popülasyonunda azalma, başka bir türde ise artma meydana geliyor. Yedi sene kadar önce her tarafı uğur böcekleri sarmıştı, bu sene patates böcekleri. Bunların hepsi insan ırkının kendini beğenmişliğinin bir sonucu. Neyin zararlı neyin faydalı olduğuna kendisi karar verip zararlı olduğunu düşündüğüyle mücadele ediyor. Başka canlıların yaşama alanlarına girip onlara hayat hakkı tanımıyor. Kuşları şehirlerden kaçırıp kuşların yediği böceklerin sayısını artırıyor. Ekosisteme yapılan müdahalelerin sonuçları kısmen gözle görülür hale geldi, peki ya görmediklerimiz? 

Kuşlar, böcekler ve diğer tüm canlılar. Hepsi de bu dünyanın sahipleri, en az insan kadar. İnsanın gereksiz müdahalesi ve kendini beğenerek haddi aşması yaşadığımız dünyadaki türlere zarar veriyor fakat görünen o ki en büyük zarar patlamak üzere olan bir tufan gibi insanın etrafında dolaşıyor.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Göçün dönüştürücü etkisi

13Eyl

Göç Bakanlığı Kurulmalı

06Eyl

Ülkemizde 3,7 Milyon Suriyeli Var

30Ağs

Dünyada 83 milyon göçmen var

23Ağs

Nefretle beslenen çocuklar