Bir milleti yok etmek istiyorsanız? - Lütfü Caner

Bir milleti yok etmek istiyorsanız?


Ünlü Türk düşünürü ve Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen merhum Peyami Safa bir açıklamasında aynen şöyle diyor:

“Bir milleti yok etmek isterseniz askeri istilaya gerek yoktur. Ona tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısı ile manevi değerlerini, ahlakını ‘bozmak’ ve soysuzlaştırmak kâfidir.”

Evet, maalesef üzülerek söylemek zorundayım ki; koca (OSMANLI İMPARATORLUĞUNU) yıkanlar; büyük milletimiz üzerinde aynen bu yukarıda merhum düşünür (Peyami Sefa’nın) açıklamaya çalıştığı gibi, kalleş ve hain bir ruh haliyle hareket ederek, bu milletin öz evlatlarını çeşitli şekillerde öz benliğinden, dininden, ahlakından ve bütün manevi değerlerinde uzaklaştırmayı başardılar. 

Daha dün yüz yıl önce, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut, Arap demeden, dedeleri Çanakkale’de omuz omuza bu millet için, bu vatan için çarpışıp Şehit olan bazı dedelerimizin torunları maalesef şimdi (terör örgütü PKK) saflarında benim Mehmetçiğime, benim polisime, benim vatandaşlarıma kurşun sıkarak, ben bu devleti bölüp Amerika’nın istediği gibi bu topraklarda ikinci bir İsrail misali Ermeni Kürt devleti kuracağını söylüyor...

Evet değerli okurlarım: ne acıdır ki, terörün pençesine düşen bu bazı insanların dedeleri daha dün Çanakkale’de omuz omuza bu millet için canlarını verip şehit oldular. Evet,  Osmanlının son yüz yılı, en zayıf yıllarında dahi, Çanakkale’de 7 düvele karşı 250 bin şehit vererek dünya ordularını dize getirdik ve Çanakkale’yi geçilmez yaptık… Peki; son yüz yılda bu ülkede ne oldu da; bu milletin öz evlatları kendi polisine, kendi askerine, kendi vatandaşlarına kurşun sıkacak kadar öz benliklerini kaybettiler? Millet olarak bu acı gerçeği sorgulamak ve yanlışlarımızla, hatalarımızla mutlaka yüzleşmek zorundayız.

Evet değerli okurlarım: hani bir deyim vardır; “ağaca kendisini kesen balta ile ilgili soru sorduklarında: ağaç derki; ben baltanın beni kestiğine değil, sapının bende olduğuna yanarım.” İşte bu misalde yola çıkarak, son yüz yılda bu millet nasıl böyle dönüştürüldü diye baktığımızda; dış düşmanlarımızdan ziyade, içeriden bizi yıkanların yaptıkları bizi asıl kahır ediyor ve üzüyor. Mesela  Lozan toplantılarında müşavir olarak görev alan ve daha sonraları bu ülkede cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve milletvekilliği yapmış olan Celal Bayar bakınız bir hatıratında ne diyor:

“Biz batılılara LOZAN’DA söz verdik, İSLAMİYETİ bir zaman süreci sonunda halka unutturacağız. Ben bu sözün bekçisiyim. Benden sonrakiler de bu vazifeye devam edecekler.” diyor Celal Bayar…

Aslında Osmanlının yıkılışı ve dolayısıyla son yüz yılda milletimizin böylesine de jenerasyona uğramasının asıl başlangıcı; Osmanlının son yüz yılında batılıların içimize nasıl sızdıkları ile başlıyor ve son yüz yılda yandaşları ile Osmanlıyı içten kemirerek yıkmanın eşiğine nasıl getirdiklerini görüyoruz…

Mesela, “Mason üstadı Celil Layiktez’in II. Meşrutiyet’in bir “Mason devrimi” olduğunu iddia ederek Abdülhamid’i tahttan indiren beş kişinin de mason olduğu” açıklaması önemli tarihi bir vesikadır…  
 
“Sultan Abdulhamid’in tahtan indirilmesini bildiren heyette 5 Mason, Yahudi Emmanuel Karaso, Ermeni Aram Efendi, Arnavut Esad Toptani ve Gürcü Arif Hikmet Paşa Sultanı  tahttan indirmekle görevlendirilmişti.”

Değerli okurlarım: asıl söylemek istediğimiz konu: Osmanlının son yüz yılında ve yaşadığımız 99 yıllık Cumhuriyet tarihinde, milletimizi öz benliğinden, dininden, diyanetinden, tarihinden, kültüründen, manevi değerlerinden uzaklaştırmak için bize nasıl yalan, yanlış bir tarihin dayatıldığını bilmek ve öğrenmek mecburiyetindeyiz..

Yeni yetişen genç nesillere yalan yanlış ve uydurulmuş bir tarihi değil, gerçek İslam tarihini ve gerçek Osmanlı tarihini doğruları ve yanlışları ile birlikte öğretmek mecburiyetindeyiz…

Kaynakça: ( Derin tarih / Yeni Akit Gazetesi) 

Selam ve Saygılarımla 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!